İpucu: Aradığınız kelimeyi hızlıca bulmak için
Ctrl + F (Mac: ⌘ + F) kullanabilirsiniz.
( NOGAYCA ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALARDA GEÇEN SÖZ VE ANLAMLARDAN
* Çalışmalarda á / ää birbirinin yerine kullanılmakta olup ( son çalışmalarda ) ää gösterimi yaygındır.
Bu sebeple á / / e seslileriyle başayan şekilleri olan sözlerde ‘li şekil terc ih edilmelidir.ää ää
* Çalışmalarda A / Ä seslileriyle başayan şekilleri olan sözlerde Ä’li şekillerien daha yaygın
*Çalışmalarda É / E seslileriyle başayan şekilleri olan sözlerde É ile başlayan şekiller esas alınmalı
*Nogay yazında ilk hecede ö,ü,o,u varsa ilk heceden sonra ö,ü,o,u gösterilmez ve yerine dar sesler
yazılır ancak çeşitli çalışmalar kaydedilmiş ağız verisinden doğrudan yazıya aktarıldığı ve bu kural
ihmal edildiğinden ilk heceden sonra ö,ü,o,u bulunan şekiller ile parantez içindeki şekillerin sadece
sözlü konuşmada duyulduğu , yazıda gösterilmediği dikkate alınmalıdır. Ancak kanaatimce bu
yazım kuralı ağız verilerini iyice değerlendirmeyi engelliyor , bu tavırdan vazgeçilmelidir. Aynı
handikap gırtlak seslerinin gösterilmemesinde de mevcut. Misalen ‘er : Er , erkek vs. sözüne söz
başındaki ‘ şekli gırtlaksı bir sesi göstermekte olup eski söz başı asli H- sesine ve bu h- yerine
gelişmiş ve düşmüş başka bir ses işaret edebilir . Gırtlak seslerinin gösterilmemesi bu
değelendirmeleri engellemektedir.
* Daha eski çalışmalarda -g- ile gösterilen sözlerin daha yeni çalışmalarda -ğ- ile gösterildiği
* Nogaycada -gan / -ğan / -gen / -ğen eki Tr. -an / -en ve -dık / -duk eklerinin görevini görür .
Misal : Tuv- : Doğmak vs. > Tuvgan / Tuvğan : Doğan ; doğduk ( doğduğu ) vs.
A : Fakat , ama anlamında bir söz.
Aba : Anne , ana ; teyze vs.
Abay : Anne , teyzecik vs. > Kuban Nogay Ağzında Avay : Anne.
Abala- : Havlayarak atılmak , havlamak , kovalamak , saldırmak vs.
Abadan : Şen , mamur , bayındır. < Farsça ābādān.
Abayla- : Aramak , peşinde olmak , bakmak , gözetmek vs.
Abaylı : İhtiyatlı , dikkatli , özenli vs.
Abır – kabır : Hızlıca , alelacele.
Abıray : Değer , saygı , şan , şeref.
Abray : Otorite , nüfus , yetki.
Abısın : Baldız. = OMoğ. Abisun.
Abız : Hafız. < Ar. Hāfiz.
Acırık : Kumlu yerlerde çıkan ve atların sevdiği bir ot.
Ada- / Ad- : Şaşırmak , yanılmak , yolunu kaybetmek vs.
Adas- : Yolunu şaşırmak , yolunu kaybetmek.
Adanas : Kardeş , erkek kardeş , akraba ; öz vs.
Adavıs : Küçükçe , adi , aşağı vs.
Adım : Adım , ayak , yürüyüş.
Adımla- : 1. Yürümek 2. İlerlemek , gelişmek.
Adır : Kabarık , kabarcık , şiş ; tümsek , tepe , dağdan küçük tepeden büyük yükselti.
Adıraspan : Yabani sedef otu.
Aérodrom : ? < Rus. Aérodrom.
Aga : Ağabey , büyük , ağa.
Agay / Akay : 1. Ağabeycik. 2. Amca , dayı 3. Sayın , saygıdeğer , muhterem.
Agart- : Ağartmak , beyazlatmak.
Agargahşa : Bembeyaz , tertemiz.
Agaş / Ağaş : Ağaç ; odun .
Agaşlık / Ağaşlık : Orman , ağaçlık.
Agat- : Çözmek , gevşetmek.
Agıray- : Gözlerini genişçe açmak.
Agronom : ?. < Rus. Agronom.
Ahır / Akır : Son , nihayet. < Ar. Āχir.
Ahıret / Axıret: Ahiretlik , sadık vs. < Ar. Āχira(t).
Ahşa / Akşa : Para, akçe.
Ahşam : Akşam vs. < Sodg. Χşām.
Ak : 1. Ak , beyaz . 2. Süt , süt ürünleri. 3. Temiz , iyi , iyilik vs.
Appa-ak / Ap-ak : Bembeyaz.
Appak : Mecazen ayının yavrusunu sevme sözü.
Ak sakal : tecrübeli kişi, ihtiyar.
Akla- : Beyazlatmak , ağartmak , badanalamak.
Ak : 1. Gerçek , hakikat 2. Hak , ücret , yevmiye. < Ar. Hak.
Akında : Hakkında. < Ar. Hak.
Akıykatlay da : Hakikaten.
Agın : Cereyan , akım , akış.
Akademiçeşkiy : ? . < Rus. Akademi + Rus. -çeşkiy.
Akaş- : Alıp kaçmak , kaçırmak , almak , tutmak , yakalamak.
Akata : Birader , biradercik.
Akatsya : Akasya. < Rus. Akatsya.
Akıl : Akıl vs. < Ar. ‘akl
Akıldas : Müşavir , danışman.
Akılyataksıgan : Ukalalık.
Akır- : Kükremek , bağırmak vs.
Akıravık : Kükreyen , bağıran.
Akırıs : Bağırış , yüksek sesle söyleyiş.
Akırın : Yavaşça , sessizce ; yavaş vs.
Akırın akırın : Yavaş yavaş vs.
Akıy- : Göz dikmek , belli/belirli bir noktaya bakmak.
Akıykat / Akıkat : Hakikat , gerçek vs. < Ar. Hakīka(t).
Aksa- : Topallamak , kusurlu olmak.
Aktaban : Köpek adı olarak kullanılan bir isim.
Ala : Ala , alaca , benekli vs.
Ala bakırık : Büyük gümbürtü , bağırış , kargaşa.
Ala bol- : Ayrı olmak vs.
Alabota : Külünden sabun yapılan bir ot.
Ala bas : Başlangıç , mevsim başlangıcı.
Ala burkasın : Rüzgarla karışık sertçe yağan kar.
Ala kula : Çeşitli , düzensiz , alaca bulaca.
Aldırt- : Aldırtmak , getirmek vs.
Alın- : Alınmak , kabul edilmek vs.
Alıs-beris : Alışveriş , ticaret vs.
Äper- / Aper- : Alıp vermek. < Alıp ber-.
Äkel- / á kel- / ekel- / akel- : Alıp gelmek , getirmek , götürmek vs. < Alıp kel-.
Äkelin- : Getirilmek vs.á
keldir- : Getirtmek. < Alıp keldir-.
Äket- / á ket- / eket- : Alıp gitmek , götürmek , taşımak vs . < Akıp ket-.
Akaş- : Alıp kaçmak vs. < Alıp kaş-.
Alal : Dürüst , iyi , doğru , gerçek , temiz , esas , helal , caiz , meşru . < Ar. Halāl.
Alallık : Sadakat , dürüstlük.
Alañ alañ et- : Merak içinde olmak ; meraklı meraklı ..... etmek / yapmak.
Alañla- : Bakınmak ; korkarak gözlerini genişçe açmak.
Alasa : Kısa , küçük ; adi ; kır at , kısa boylu bir at türü vs.
Alat : Alet , malzeme. < Ar. Āla(t).
Albır-yulbır : Lime lime , yırtık.
Alcı- : Yanılmak , yöneltmekte hata etmek ; bunamak , saçma sapan şeyler konuşmak.
Aldı : Ön , öncü , evvel , karşı , önünde , karşısında.
Aldıga : Önüne , karşısına.
Aldın : Ön , önce , önceden , eskiden .
Aldın al- : Önünü almak / kesmek vs.
Aldıngı : Öndeki , önceki ,önde bulunan.
Aldıngıday : Evvelki gibi , önceki gibi.
Aldıklı al- : Kendini veya ....-i öne çıkarmak vs.
Aldına şık- : Önüne çıkmak , karşılamak vs.
Aldaspan : Kılıç. < Al + Fars. Das : Orak , kesici alet / silah vs. + Fars. -pan.
Aldır-buldır : Belli belirsiz , bulanık.
Aleykum assalam : Aleyküm selam. < Ar. ‘alaykum as-salām.
Alfavit : Alfabe. < Rus. Alfavit.
Algasa- : Acele etmek , hızlı hareket etmek , evlenmek istemek , evlenmek için acele etmek
Algınşak : Hanım , eş , zevce.
Alın- : Su yüzüne çıkmak , belirmek , ; düşkün olmak , bunamak , delirmek.
Alıs : Uzak. = OMoğ. Alus.
Alıs- : Dövüşmek , savaşmak.
Aliment : Nafaka ( Eş veya çocuğa verilen ). < Rus. Alimentı.
Alkım : Adım. = OMoğ. Alkum.
Alla : Hz. Allah ( c.c. ). < Ar. Allāh (c.c.).
Allav tala / Alla Taala : Allah Teala < Allahu Teala.
Allala- : Allah Allah demek vs.
Almas- : Değişmek , başka şekle girmek.
Almaz : Elmas. < Ar. Almās.
Alp / Alıp : Kahraman , alp vs.
Alsuvdırlık : Yalancılık.
Altav : Altı tanesi , altısı.
Altın Orda : Altın Ordu Devleti.
Altınlan- : Altın gibi parlamak.
Aluvşı : Alıcı , müşteri.
Alva : Helva. < Ar. Halvā’.
Amal : Fırsat , çare , çözüm , yol , taktik , oyun ; ölçü vs. < Ar. ‘amal.
Amam : Hamam. < Ar. Hammām.
Aman : Sağ , salim vs. < Ar. Amān.
Aman- ésen / Aman esen : Sağ salim .
Amanlas- : Selamlaşmak , merhabalaşmak ; vedalaşmak vs.
Amanat : Emanet. < Ar. ‘amāna(t).
Amaş : Tahta silah. < ET. Amaç. = Fars. Amaç.
Ana / Anav : Bu , o ; öbür , öteki .
Ana / Anay : Anne , annecik , valide ; nine vs.
Analı : Analı , annesi olan.
Anaş : ( Hayvan için ) ana.
Anasız : Annesiz , anasız vs.
Andız : Dağlık yerlerde çıkan yapraklı bir bitki.
Anekdot : Fıkra. < Rus. Anekdot.
Añlırak : Daha düşünceli.
Añla- / Añıla- : İdrak etmek, anlamak.
Añlamangansı- : Anlamazdan gelmek.
Añlas- : Uyuşmak , anlaşmak , mutabık kalmak.
Añ : Av , av hayvanı , canavar , yabani hayvan. < ET. Ve Mog. Añ.
Añşıla- : ?. = Añışla. ( Ak Nogay Ağzında ).
Añkav : Saf , aptalca , basit.
Añkay- : Geniş açılmak , açık kalmak.
Ap : Kuvvetlendirme edatı.
Apas : Yaşı yirmiye dayanmış.
Apat : Afet. < Ar. Āfa(t).
Apıl tapıl : Çocuk veya kaz yürüyüşünü nitelemek için bir taklit söz.
Aprel : Nisan. < Rus. Aprel.
Ara : Ara, mesafe , arasında ; iç ; ara yer , ara zaman vs.
Arala- : Arasında gezmek / dolaşmak.
Arak / Arakı : Rakı. < Ar. ‘arakī.
Aram : Haram , yasak , kötülük ; murdar vs. < Ar. Harām.
Aramlık : Kötü fikirlilik , kötü yüreklilik , düşmanlık , bedbahtlık vs.
Arbatın : -den itibaren anlamında bir edat.
Arenda : Kira , kiralama , icar. < Rus. Arenda.
Argı : Öbür , öteki , öte vs.
Argımak / Arğımak : Asil at , iyi cins at.
Arheolog : Arkeolog. < Rus. Arheolog.
Arı- : Koymak , doldurmak , yerleştirmek.
Arı : Öteye , öte , daha uzak, ileri.
Arı- : Yorulmak , bitmek , bitap düşmek , zayıflamak.
Arıgan : Yorgun , yorulan vs.
Arık : Zayıf , yorgun , zayıflık , yorgunluk vs.
Arıl- : Yorulmak , bitmek vs.
Arkaizm : Arkaik / eski ( söz / ifade ). < Rus. Arkhaizm.
Arkan : Kement , urgan vs.
Arkar : Dağ keçisi , yabani koyun.
Armagan : Devamlı , hep , den itibaren.
Armanışlı : Arzusunu yerine getiremeyen vs.
Arpalas- : Mücadele etmek , çekişmek vs.
Arşı- : Kabuğunu soymak , temizlemek vs. = OMoğ. Arçı-.
Arşın : Arşın , bir ölçü birimi. < Fars. Arişn.
Art : Art , arka , arka kısım , geri.
Artık : Üstün , evla , iyi , fazla , artık , çok .
Artezian : Artezyen. < Rus. Artezian.
As : 1. Aş , yemek. 2. Kemik , kılmık.
Aslık : Hububat veren bitkiler , ekin , tohum ; aşlık , ekmek.
As : Kakım , gelincik vs.
As- / Aş- : Aşmak , geçmek ; yayılmak vs.
Asuv : Yemek pişirme ; pişirmek.
Asabe : Varis. < Ar. Asabe.?
Asav : 1. Binilmeye alışmamış hayvan (at , deve vs.) 2. Çok sinirli, asabi.
Asık- : 1. Acele etmek , çabuk davranmak 2. İleri gitmek. 3. Çalışmak vs.
Asığıs : Acele edecek ( iş vs. ).
Asıgıslı : Çabuk , acil , acele , çabucak vs.
Asık : Aşık kemiği , aşık oyunu.
Asıklı : Aşık kemiği olan.
Asıl : Cevher , mücevher vs. < Ar. ‘asl.
Asılda- : İyi cins damızlık hayvan temin ederek hayvanların cinsini iyileştirmek.
Asılsız : Soysuz , terbiyesiz , cimri vs.
Asıra- : Beslemek , büyütmek vs.
Asker / á sker : Ordu , asker vs. < Ar. ‘askar .
Askerşi / Eskerşi : Asker vs.
Ast : Alt , alt kısım , son vs.
Asta : Yavaş. < Fars. Āhaste.
Asta-akırın : Yavaş yavaş.
Asta astadan : Yavaş yavaş.
Astofiralla / Astopiralla : Estağfirullah. < Ar. EstağfurUllah.
Aşa- / Asa- : Yemek yemek , yemek . <
Aşamak : Yeme , yiyiş vs.
Aşav / Aşag : Yeme , yiyecek , yenilen şeyler vs.
Aşar- : ( Yemek ) istemek. = Ana. Ağz. Aşer-.
Aşşılık : Acılık , tatsızlık , geçimsizlik.
Aşı- : Acılanmak , acılaşmak , ekşimek.
Aşıt- : Yakmak , tahriş etmek , gıcıklamak.
Aşıl- : Aşılmak , geçilmek.
Aşuk / Asık : Miğfer. < ET. Aşuk.
Aşuvlı : Kötü , öfkeli , kızgın , hırçın.
Aşuvlan- : Öfkelenmek , hırçınlaşmak.
Atıl- : Atılmak , atlamak ; sıçrayıp kalkmak.
Atılğan : Atılan , atılmış vs.
Atım : Ok atıcısı , okçu vs.
Atkıla- : Ara sıra (silah) atmak.
Ata- : İsim vermek , adlandırmak , vasıflandırmak , söylemek , çağırmak.
Atak : Ünvan , şöhret , şeref.
Atlan- : Ata binmek , gitmek , uçup gitmek vs.
Atlandır- : Ata bindirmek vs.
Atlanuv : Ata binme ; koşturma vs.
Atay : Baba , büyük , ata , dede , dedelik ; amca .
Ataman : Reis , kumandan , erkek vs. < ET. Ataman. > E.Rus. Ataman / Vataman ; Ukr.
Atan : Kısırlaştırılmış erkek deve.
Av : Bir ünlem , ay , ya .
Avla- : Tutmak , yakalamak , avlamak vs.
Av : Balık ağı ; engel ; şebeke.
Av- : Düşmek , yıkılmak , çökmek.
Avdarıspak : Birbirini ip ile çekerek at üztünden düşürmeyi amaçlayan bir at yarışı / oyunu.
Ava : Hava. < Fars. Havā.
Avan : Basit , sade , aşağı halk tabakası. < Ar. ‘avāmm.
Avanlıg : Saf ( yürekli ).
Avantyura : Macera. < Rus. Avantyura.
Avara : Meşgul vs. < Fars. Āvāre.
Avara ber- : Meşgul etmek vs.
Avariya : Kaza , arıza. < Rus. Avariya.
Avas : İstek , arzu. < Ar. Havas.
Avdanna- : Harap olmak vs.?
Avdar- : Çevirmek , döndürmek , devirmek vs.
Avıs- ( Avısuv ) : Değişmek , dönüşmek.
Avıstırıl- : Değiştirilmek , .....-in yerine getirilmek vs.
Avmalı : Değişen , sabit olmayan , yüzen.
Avna- : Dönmek , kıpırdamak , yuvarlanmak , karışmak.
Avdar- : Emretmek , buyurmak.
Avgust : Ağustos. < Rus. Avgust.
Avıldas : Hemşeri , köylü , memleketli , komşu vs.
Avırsın- : Ağırlaşmak , hastalığı artmak.
Avır- : Ağrımak , hastalanmak.
Avıruv : Hastalık , ağrı vs.
Avırgan / Avırğan : Hasta , hastalanan vs.
Avırgansı- : Üzülmüş / Acımış gibi gözükmek.
Avızaşık : Aptal , cahil , avare , boş. < Ağzıaçık ( ayran budalası ).
Avızlık : Gem , ağızlık vs.
Avkatlı : Varlıklı , hali vakti yerinde.
Avla : 1. Mahalle 2 Tarla , bahçe , avlu. 3. Hane.
Avla- : Sakinleştirmek , teskin etmek vs.
Avlav : Sakinleştirme , teskin etme vs.
Avlak : Kuytu , tenha , uzak vs.
Avtobus : Otobüs. < Rus. Autobus.
Avtomaşina : Araba. < Rus. Avtomaşina.
Avtonom : Otonom , özerklik , muhtariyet.
Avtomobil’ : Otomobil. < Rus. Avtomobil’.
Ay : Bir ünlem , ey , ha vs.
Ay : Ay, gök cismi ay , 30 günlük zaman dilimi.
Aya : Avuç içi , el ayası , avuç vs.
Aya- : Acımek , merhamet etmek ; hürmet etmek.
Ayav : Acıma , merhamet vs.
Ayavlı : Şefkatli , merhametli , acımaklı ; şirin , sevimli ; sakınılan vs.
Ayavsız : Merhametsiz , acımasız.
Ayavla- : Acımek , merhamet etmek ; korumak ; pişman olmak.
Ayavşıl : Merhametli , empatili vs.
Aya küye bol- : Yanıp yıkılmak.
Ayaklav : Bitirmek , sona erdirmek.
Ayat : Avlu. < Ar. Hayāa(t). ?
Aybar : Heybet. * Ar. hayba(t) ile alakası.
Ayda- : ( Toprağı ) sürmek ; kovmak , takip etmek ; binmek , sürmek ( hayvan ) ; yollamak
Aydan : Üst , yukarı , zirve , doruk.
Aydar : Çocuğun ensesindeki saçlar ; perçem ; seyrek dişli tarak.
Aydik : Büyük , iri , dev.
Ayhay : Hayhay , elbette ; bir ünlem.
Ayındırık : Şimşek ; ışık vs.
Ayıp : Ayıp ; kusur vs. < Ar. ‘ayb.
Ayıp kör- : Kusuruna bakmak vs.
Ayırıl- / Ayrıl- : Ayrılmak vs.
Ayırgış : Teşhis , tayin ; ayrılma vs.
Ayırım : Ayrı , tek , münferit , ayrı ayrı ; ücra vs.
Aykas- : 1. Kesişmek 2. Karşı gelmek 3. Kavga etmek , münakaşaya girişmek , görüş
Aykasuv : İnsanlarla ilişki kurma vs.
Aylak : Hayli , gayet , pek , çok ; bilhassa , özellikle vs.
Aylan- : Dönmek , dolanmak , dönüp durmak , yerinde durmamak , gezmek , dolaşmak ,
geri dönmek ; dönüşmek vs.
Aylana : Etraf , civar vs.
Aylanıs : Dönüş , dolambaç(-lı) vs.
Aylandır- : Çevirmek , döndürmek vs.
Aylandırğan : Dolaştıran vs.
Aymak : Vilayet , vatan , mekan , etraf , çevre.
Aynan- : Vazgeçmek ; bozulmak ; pörsümek.
Ayt : Harekete geçirme ünlemi , hadi , haydi.
Ayt ayt : Haydi haydi , hadi hadi.
Ayt- ( Aytuv ) : Söylemek , konuşmak , anlatmak vs. > Kara Nogay Ağzında Ayt-.
Aytkansı- : Söyler gibi olmak.
Aytılğan : Söylenen , söylenmiş vs.
Ayttır- : Söyletmek , (kız ) istetmek.
Aytuv : Söyleyiş , telaffuz , anlatma , atasözü.
Aydattır- : Söylettirmek.
Ayvan : Hayvan. < Ar. Hayavān.
Ay voy : Şaşkınlık veya üzülme bildiren bir ünlem.
Az(ı)- : Azmak , doğru yoldan çıkmak vs.
Azgırt- : Ayartmak , baştan çıkarmak.
Az(ı)- : Zayıflamak , kurumak.
Azap : Azap vs. < Ar. ‘adāb.
Azakay : Azıcık. < Az-akay.
Azay- : Azalmak , eksilmek , küçülmek vs.
Azgana : Azıcık. < ET. Azkıña. > Tr. Azgine.
Azamat : Büyüklük. < Ar. ‘azama(t).
Azar : Sıkıntı , bıktırıcılık vs. ? < Fars. Āzār.
Azarlan- : Üzülmek , ıstırap çekmek.
Azban : Kısırlaştırılmış , boğa / öküz vs. < ET. Azman.
Azbar : Avlu , bahçe ; hane ; saray.
Azbar : Ezber. < Fars. Az bar.
Azbuka : Alfabe ( kitabı ) . < Rus. Azbuka.
Azdaa : Ejderha. < Fars. Ajdahā.
Azlan- : Heyecanlanmak , keyiflenmek , tadını çıkarmak vs. < Hazlan-. < Ar. Hazz.
Azov : Vahşi , binilmemiş ( hayvan ).
Azrail : Hz. Azrail , ruhları alan büyük melek. < Ar. ‘azrâ’îl.
bdes : Abdest. < Fars. Abdest.á
birli : Nisan. < Rus. Aprel'.
cepsin- / ääcepsin- : Garipsemek , şaşırmak vs. < Ar. ’acab.á
cet : Gereklilik , ihtiyaç , lüzum , istek vs. < Ar. Hāca(t).
ääceyip / eceyip : Acayip , tuhaf vs. < Ar. ‘acā’ib.á
ädebiyat : Edebiyat. < Ar. ‘adabiyyāt.á
dem / äädem / edem : İnsan , adam , erkek kişi vs. < Ar. ‘adam.
äädemşilik / edemşilik : İnsanlık vs.
äädem et- : Adam etmek vs.á
det : Âdet. < Ar. ‘āda(t).á
düvle- : Özen göstermek vs.á
fendi / ääpendi / Ependi : Efendi , hoca. < Ar. Afandī.
ääcel / ääjel : Ecel. < Ar. ‘acal.
ääcelli : Eceli gelen , vadesi dolan vs.
ääcelsiz : Eceli gelmeyen , vadesi dolmayan vs.á
kim : Yönetici ; hakim. < Ar. Hākim.á
kis / Akis : Kötü , kırıcı. < Ar. ‘aks. ?
ákper : En büyük , ekber . < Ar. Akbar.á
l / ääl : Hal. < Ar. Hāl.
ääl hater sorav : Hal hatır sorma.á
lbeli / á lmeli / elbeli : Vişne , kiraz.á
le / ääle / ele : Hala , henüz , şimdilik , daha vs. < Ar. Hālan.á
lek / elek : Helak , yıkım , mahvolma , ölüm vs. < Ar. Halāk.á
lekle- : Helak etmek , yok etmek vs. á
lemet / äälemet / elemet : Fevkalade , çok güzel ; garip , acayip , tuhaf , şaşılacak ; kocaman ; çok
äälim : Alim. < Ar. ‘ālim.á
pelekli : Rütbeli. < Rus. Epolet.?á
perim / aperim : Aferin. < Fars. Āfirīn.
r / är / er / Här : Her. < Fars. Har.á
reket / ääreket / ereket : Hareket. < Ar. Haraka(t).á
ri / ääri : Öte , ötede , öte yanda.
ääri-beri / eri beri : Öte beri ; oraya , buraya .á
rize : Dilekçe , yazılı dilekçe. < Fars. Ārizū.?á
rli-birli : Oraya buraya , ileri geri.á
rüv / äärüv / arüv / erüv / aruv : Saf , temiz , güzel , hoş , helal , doğru .
şe / ääşe : Evet , elbette , tamam , tabii , işte şu.á
vel : Evvel. < Ar. ‘avval.
ávirüv : Uğursuz , hayırsız.
vlet / evletää : Evlat , çocuk . < Ar. Avlād.á
vlik- : Bir şeye heveslenmek , yapmaka çalışmak.á
vliye : Saf. < Ar. Avliyā’.á
vmediye : Aptal , salak , vurdum duymaz.á
vmekey : Dikkatsiz , aptal.á
y : Sevinç nidası ay ; üzüntü nidası ya.á
yel / eel : Aile , ev vs.á
yelli : Aileli, ailesi olan vs.á
yleci : Hileci. < Ar. H īlat.á
yleker : Hilekar. < Ar. Hilet + Fars. -kar.á
yt / ääyt : Hareketin çabukluğunu ifade eden bir ünlem ; hüp .
ääyye : Bir ünlem ; “ demek ki “ anlamında.á
zir / ezir : Hazır. < Ar. Hādir.á
zirlen- / ääzirlen- : Hazırlanmak vs.
Baa : Fiyat , değer , paha vs. < Fars. Bahā.
Baala- : Kıymet biçmek , takdir etmek vs.
Baala- : Çizmek , sıyırmak , tırmalamak vs.
Baaa : Şaşkınlık bildiren bir ünlem.
Babay : Babacık, babacığım.
Badırayt- : Gözlerini fal taşı gibi açmak.
Bagana : Sütun , direk. = OMoğ. Bagana.
Bagıs : Bağış , hediye vs. < Tr. Bağış veya Fars. Baχş.
Bagısla- : İthaf etmek , tahsis etmek , ayırmak , açmak , bildirmek vs.
Bagıslan- : Bağışlanmak vs.
Bak / Baktı / Bakt : Baht , talih , mutluluk vs. < Fars. Baχt.
Baktılan- : Mutlu olmak vs.
Bak bak : Vak vak , ördek sesi için yansıma / taklit söz.
Bak- : Bakmak ; .... çobanlığı / bakıcılığı yapmak , beslemek vs.
Bakıl : Cimrilik , fitne vs. < Ar. Bahl.
Bakır- : Bağırmak, haykırmak.
Bakıran- : Genişletmek , büyütmek vs.
Bakırayt- : Gözlerini fal taşı gibi açmak. = Nog. Badırayt-.
Bal- / Bala- : Nazlandırmak vs. ???
Bala : Çocuk , yavru , delikanlık ; çocukluk vs.
Balabaka : Çoluk çocuk , çocuk vs.
Balaşık : Yavrucak , çocukcağız.
Balapan : Kuş yavrusu , palaz.
Baldak : Kılıç , hançer vs. kolu veya siperi.
Balpak : Şişman ve kısa boylu , tıknaz.
Balşeten : Sepet biçiminde arı kovanı.
Bank / Banka : Kavanoz , şiş , kutu vs. < Rus. Banka.
Bañ : Vay anlamında bir ünlem.
Bar : Var ; varlık , zenginlik . > Kuban Nogay Ağzında Bar.
Barlık : Varlık , ( var ) olma durumu.
Bar- : Gitmek , varmak vs. > Ak-Nogay ve Kuban Nogay Ağızlarında Bar-.
Baraban : Davul , trampet. < Rus. Baraban.
Barala- : Parçalamak vs. < Fars. Pāre + GT. -le.
Bark : Fark , kıymet , değer , liyakat. < Ar. Fark.
Barkılda- : Kurbağa sesi çıkarmak , söylemek vs.
Barşa : Tüm , bütün vs. < ET. Barça.
Barşı : Gittiği yeri inceleyip geri dönmekle görevli öncü birlik.
Bas : Baş , başlangıç ; baht vs. > Ak-Nogay Ağzında Bas / Baş. ; Kara Nogay Ağzında
Baslı : Başlı , akıllı vs.
Basla- / Başla-: Başlamak vs.
Baska / Başka : Başka , farklı vs.
Bas dep : İlk olarak , önce , öncelikle vs.
Baskazık : Mezar taşı vs.
Baspak : 1. Güz ayından başlayarak annesini emmeyen buzağı 2. Büyükbaş hayvanların kafa
Basşı : Müdür, idareci , yönetici , şef , amir , önder , ağa vs.
Bastarak : Saç tarağı , tarak.
Basınnan ayagına : Baştan sona vs.
Bas- : 1. Basmak , ezmek , skıştırmak 2. Yayınlamak , neşretmek , çıkarmak.
Basıl- : Dindirilmek , bastırılmak , basılmak vs.
Basıñkıra- : Şiddetle basmak vs.
Baskar- : Dimdik durmak vs.
Basnya : Masal. < Rus. Basnya.
Basseyn : Havuz. < Rus. Basseyn.
Batır : Pehlivan , yiğit vs.
Batla- : Şişmek , kabarmak , pörtlemek vs.
Batlık : Hızlılık , çabukluk.
Batta-satta : Zaman zaman.
Bav : Bağ , bahçe vs. < Fars. Bāg.
Bakşa : Bahçe vs. < Fars. Bāg + GT. -çe.
Bav : Bağ , bağlama ipi , sicim , kemer , kuşak vs.
Bavlı / Baylı : Bağlı , ilişkili vs.
Bayla- / Bavla- : Bağlamak vs.
Baylanganday : Bağlanmış gibi.
Baylanıslı : Bağlı , bağlantılı , ilgili , ilişkili ; mevcut bilgilere göre , mevcut , var olan.
Baylav : Eşarp , baş örtüsü.
Baylavlı : Bağlı , sadık.
Baydana : Örme zırhlık gömlek , yelme.
Bav : Bir üzülme nidası , vay .
Bavır : Bağır , ciğer ; göğüs ; yamaç vs.
Bavırmalı : İyiniyetli , alicenap , hayırsever , sevimli vs.
Bavırsak : Hamurdan yapılan lokma / tatlı , tatlı.
Bavray : Bayır ; dağ , tepe vs. yüksek yerlerin aşağı tarafı.
Bay : Zengin ; koca , eş.
Bayğa bar- : Kocaya varmak , evlenmek vs.
Bayık- : Zenginleşmek vs.
Bayıt- : Zenginleştirmek vs.
Baylık : Zenginlik; hazine vs.
Bayagı / Bayağı : Önceki , deminki , az önceki , eski vs.
Baybayla- : Bay bay diye bağırmak / haykırmak.
Bayır : Alışık olunan ; kendi ; özel.
Baz- : Yarışmak , mücadele etmek.
Bazlas- : Yarışı kazanmak yahut kendi lehine çevirmek için atak başlatmak ; işi iddiaya
Bazar : Pazar. < Far. Bāzār.
Bazgeş- : Vazgeçmek. < Fars. Baz + GT. Geç-.
Bazna : Karar verme , karara bağlama.
Bále / Bele / Bela / B ääle: Bela vs. < Ar. Balā’.
Bálen : Falan. < Ar. fulān.
Bápiş / B ääpiş / Bepis : Pabuç , potin vs. < Far. Pāpūş.
Bápiy / B ääpiy : Ördek.
Bári / Beri : Bütün , tüm , herkes vs.
Bátir / B äätir / Betir : Kahraman , yiğit , cesur , bahadır vs.
Betirdey : Kahraman gibi.
Begi- : Örtmek , pekitmek ; örtülmek , kapatılmak vs.
Bek : Pek , çok , gayet ; sağlam vs.
Bek sen- : Ümit etmek , zannetmek vs.
Bel : 1. Bel , arka vs. 2. Yarı , yarım.
Belen : Korkak , ürkek vs.
Belgi : İşaret , nişan , damga.
Belgili : Tanınmış , meşhur , maruf , bilinen, belli ,işaretli vs.
Belgisizlik : Bilinmezlik , meçhuliyet.
Belki / Bilki / Belkim : Belki. < Fars. Bal ki.
Belsinlen- : Gayret göstermek , kapışmaya hazırlanmak vs.
Ber- / B’er- : Vermek , iade etmek , sunmak vs.
Beruv : Vermek vs. ; verme vs.
Bermek : Verme , veriş vs.
Bermen : Yakın , bu tarafa vs.
Berdazı / Berdazi : Nisan ayının 14’ü ile 21’i arası ; koca karı soğukları.
Berdenke : Bir tüfek çeşidi. < Rus. Berdanka.
Bereket : Bereket. < Ar. Baraka(t).
Beren zeren ét- : Korkutmak , bozgunculuk getirmek / çıkarmak.
Beri : Beri , bu tarafa vs.
Berk : Sağlam , güçlü , sıkı , muhkem, muhkemce , sağlıklı vs.
Berki- : Sağlamlaştırmak , pekiştirmek vs.
Berli : Derin olmayan ; ahmak , salak , budala , çocuksu.
Berli yaralı : Çok salak , aşırı ahmak.
Bes / B’es : Beş , 5. > Kara Nogay Ağzında Beş.
Bet : Yanak , çehre , yüz ; şahsiyet ; cihet , taraf , yan , yön , çephe vs.
Betyuvgış : Musluk , çeşme.
Bet aş- : Açığa vurmak , açık etmek vs.
Beter : Beter vs. < Fars. Badtar.
Betle- : Kötülemek , sitem etmek , kınamak , ayıplamak vs. < Far. Bad + GT. -le-.
Betlev : Kötüleme , kötülük vs.
Bez- : İnkar etmek , tanımamak , terketmek ; bezmek , bıkmak , usanmak vs.
Bezeklet- : Süsletmek vs.
Bılaktır- : Fırlatmak , hızla atmak vs.
Bılamık : Bulamaç ; iradesi gevşek , uyuşuk.
Bılganşık : Karışık; çamurlu. < ET. Bulganç.
Bılkılda- : Silkinmek , titremek vs.
Bıltır : Geçen yıl. , geçen 1 yıl.
Bırık- : Karışmak , dolaşmak vs.
Bırıldavık : Devamlı burnunu çeken.
Bıslak? : ?. < Bışlak > Kara Nogay Ağzında Bışlak.
Bışak / Pışak : Bıçak . > Ak-Nogay Ağzında Pışak ; Ak Nogay Kanglı ve Ak Nogay Orak
Ağızlarında ve Öz Nogay Ağzında Bışak ; Kara Nogay Ağzında Bışak.
Bıtak / Butak : Dal vs. > Ak-Nogay Ağzında Pıtak ; Kanglı ve Orak Ağızlarında Bıtak ; Öz Nogay
Ağzında Butak ; Kara Nogay Ağzında Butak.
Budaklandır- : Harlamak vs.
Bıtpıldık : Bıldırcın sesi.
Bızıl- : Cızırdamak , vızıldamak vs.
Biblioteka : Kütüphane. < Rus. Biblioteka.
Bidon : Teneke , bidon. < Rus. Bidon.
Bifşteks : Biftek. < Rus. Bifstek.?
Bilgi : Bilme , merak vs.
Bildir- : Bildirmek , arz etmek , belli etmek vs.
Bildirüv : Bildiri ; uyarı , uyarma vs.
Bilim : Bilgi , bilim vs.
Bilet : Bilet. < Rus. Bilet.
Bir : Bir , 1 ; aynı , tek ; hiçbir vs.
Birem biremlep : Birer birer.
Birerde : Bazen , ara sıra.
Birev : Bir , yanlız , tek başına , sadece ; kimse , biri(-si). < ET. Biregü.
Birge : Birlikte , beraber vs.
Birgeles- : Birleştirmek vs.
Birgene : Tek , biricik , bir tane.
Bir neşe : Birkaç. < Bir neçe.
Birinşi : Birinci , ilk vs.
Birinşiley : Birinci olarak.
Birdey : Aynı ; da , de ; birden , beraber vs. < Bir-dey.
Birik- : Bir araya gelmek vs.
Birsügin / Birsigün : Öbürsü gün , öbür gün.
Bismillya : Bismİllah. < Ar. Bi-ismi-allāhi.
Bit- : İyileşmek , tedavi olmak vs.
Bitik : Kısık ( göz vs. ).
Bitil- : Bitişmek , yaklaşmak vs.
Bitir : Fitre. < Ar. Fitra(t).
Bitüv : Bitiş , bitme vs.
Biy / Bek : Bey ; örfi hukuku bilip dava çözen itibarlı kişi .
Biyle- : Tesir etmek , bir şeye sahip olmak , hakim olmak , zapt etmek , tutmak , kaplamak
Biyi- : Oynamak , dans etmek vs.
Biyuvşi : Dansçı , oyuncu vs.
Biyik : Büyük , yüksek , yüce vs.
Biz : Kundura bizi , sert bir şeyi dikerken iğne geçirilecek yeri delmekte kullanılan
keskin uçlu ince metal alet.
Blina : Yufka. < Rus. Blina.
Bok : Necaset, ters, gübre.
Bokal : Kadeh. < Rus. Bokal.
Bokşa : Çıkın , küçük çanta , cüzdan vs.
Bolganüşin / Bolgan üşin : Ama vs.
Bolmaganda : Buna rağmen vs.
Bolsa : İse vs. > Ak-Nogay Ağzında Bosa.
Bolcal : Vade , süre , müddet , zaman , vakit vs. = OMoğ. Bolcal.
Bolıs- : Yardımlaşmak vs.
Bol’nitsa : Hastane. < Rus. Bol’nitsa.
Bora : Erkek deve. = OMoğ. Buura.
Bora- : Süpürmek , kaldırmak vs.
Borat- : Tipi yaptırmak vs.
Boran : Boran , fırtına vs. > Kuban Nogay ve Kara Nogay Ağızlarında Boran.
Borı : Okun ucundaki oluk. < ET. Borguy.
Borış : Borç ; vazife , ödev vs. < Soğdça Pwrç.
Borkılda- : Bork bork diye ses çıkararak kaynamak.
Borşç : Borş çorbası. < Rus. Borşç.
Bosaga : Kapı girişindeki küçük basamak , eşik vs. = OMoğ. Bosoga.
Boslama : Tedavi amacıyla koyun veya keçi derisine sıcak olarak sarınma.
Bota : Deve yavrusu , yavru vs.
Botinka : Potin. < Rus. Botinki.
Botka : Darı , bulgur vs. şeylerin pilavı. < Rus. Botka.
Boyınşa : Göre ; boyunca.
Boyla- : ... boyunca gitmek.
Boysın- : İtaat etmek ; temizlemek , silmek vs.
Boysındır- : Tabi olmak , razı olmak vs.
Boyas- : Boyamaya yardım etmek vs.
Boydak : Bekar. < Boy-dak.
Boz : Beyaz , açık , kurşuni , kır , boz , gri vs.
Bozla- : Bağırmak ; elem ve kederle ağlamak , ağlamak . < GT. *Boz > Tr. Bozlak.
Bökşe : Fıçı. < Rus. Böçke.
Böle- : Belemek , kundaklamak , sarmak vs.
Bölik : Parça , kısım vs.
Börk : Kalpak , börk , şapka vs.
Bört- : Kabarmak , şişmek vs.
Börte : Mavimsiz ve beyaz renkler , karışık renk.
Böteke / Bötäägää : Kuş midesi , kursak , taşlık. = OMoğ. Bötege.
Böten : Özellikle , bilhassa , hele , ayrıca vs.
Böten de bek : Özellikle vs.
Böten de : Özellikle, özellikle de.
Brigadir : Ekip başı , grup şefi. < Rus. Brigadir.
Bugay : Sanki , bence , kanaatimce , herhalde.
Bugüngü : Bugünkü , günümüz vs.
Munıñ / Munıg : Bunun vs.
Munda : Burada , buraya , bunda , beri vs.
Munav : Bu , işte bu , şu , zaman , tam vs.
Munavay : Tam ; o zaman ; şu , bu vs.
Munday / Munaday : Böyle , bu gibi , bunun gibi vs.
Bucır : Çilli , çiçek bozuğu olan. < OMoğ. Bucar.
Bufetçitsya : Büfeci. < Rus. Bufetçitsya.
Bugı : Erkek geyik. < ET. Bugu.
Bugın- : Arzu etmek , hayal kurmak , dua etmek , yakarmak vs.
Buğız : Gücenme , kızma vs.
Buğız tut- : Gücenmek vs.
Bugızlan- : Kızmak , öfkelenmek , şişmek vs.
Bukva : Harf. < Rus. Bukva.
Bukvar : Alfabe kitabı. < Rus. Bukvar’.
Bulak : Kaynak , pınar , göze vs.
Bulaktır- : Sallamak , hareket ettirmek ; bırakmak .
Bulga- : Karıştırmak ; batırmak vs.
Bulgala- : Sallamak , döndürmek , bulaştırmak vs.
Bulgat- : Sallamak , karıştırmak vs.
Bulın : Esir alınmış kişi. < ET. Bulun.
Bulka : Francala ekmeği. < Rus. Bulka.
Bur- : Burmak , bükmek , kıvırmak , çevirmek , döndürmek vs.
Bura- : Burmak , döndürmek , çevirmek , vidalamak , bükerek döndürmek.
Burganak : Kar kasırgası.
Burıc : Pirinç. < Fars. brinc/birinc veya Rus. Ris.
Burın : Önce , eski , önceden , eskiden.
Burın burın : Çok eskiden.
Burıngı / Burıñgı / Burungu : Eski vs.
Burıngılat- : Eskisi gibi yapmak.
Burıngıday : Eskisi gibi.
Burıs : Silindirik uzun ağaç , kereste.
Burış : Biber , karabiber. < EUT. Mırç / Murç.
Burkıt : Altın kartal , kartal.
Burşak : Tane , burçak , bezelye , nohut ; dolu vs.
Burtana : Fırtına. < Rus.? <İtal. Fortuna.
But : But , kalça , bacak vs.
Buv : Buğu , buhar , koku vs.
Buv- : Boğmak ; bağlamak , düğümlemek ; başlamak vs.
Buvdak : Parça parça , balya balya vs.
Buvdaklan- : Boğumlanmak ; dumanlanmak ; yükselmek vs.
Buvım : Boğum , demet vs.
Buv-v-uv : Ya , ey , bir samimiyet ünlemi.
Buyır- ( Buyıruv ) : Emretmek, buyurmak.
Buyra : Eğri büğrü , yılankavi , kıvırcık ; lüle , zülüf vs.
Buyrala- ( Buyralav ) : Kıvrılmak vs.
Buz- : Tahrip etmek , bozmak , kırmak , parçalamak vs. = Nog. Bız-.
Buzdırıs- : Bozuşmak , anlaşmazlığa düşmek.
Buzgınşılık : Bozgunculuk.
Buzıl(a)- : Morali bozuk olmak , bozulmak vs.
Buzuvşı : İhlal eden , bozan vs.
Buzavla- : Buzağılamak vs.
Buz : Buz. > Ak Nogay Ağzında Bız ; Kara Nogay Ağzında Buz.
Buzlavık : Buzlanma , don , ince-kaygan buz vs.
Buzgışla- : Yağmalamak vs.
Bügerlen- : Dertlenmek , üzülmek vs.
Bükire- : Emretmek , buyurmak vs. ?
Bükireyt- : Kamburlaştırmak.
Büklen- : Sarılıp bağlanmak , bükülmek vs.
Bül- : Kavgalı / nizalı olmak ; fakirleşmek vs.
Bülkilde- : Güp güp / gürp gürp çarpmak.
Bürk- : Serpmek , saçmak ; püskürmek , fışkırmak vs.
Bürkildet- : Dağıtmak , yaymak vs.
Bürlen- : Tomurcuk bağlamak , açılmak , çözülmek , gevşemek.
Bürtik : Küçük top ; tane , tohum , buğday vs.
Büytip ( Biytip ) : Böyle. < Bulay Etip. > Kuban Nogay Ağzında Biytip.
Cat : Yabancı. < ET. Yāt.
Cida : Kısa mızrak. < OMoğ. Cida.
Ciguli : Bir otomobil markası.
Curnal : Mecmua. < Rus. ? < Fr. Journal.
Çetvert : Çeyrek. < Rus. Çetvert.
Çinovnik : Memur. < Rus. Chinovnik.
Da / De / Ta / Te : Da , dahi , bile ; ya ; bağlama edatı vs.
Da...da... : Da...da... .
Dah : Olur , tamam anlamında bir ünlem. < Rus. Da. ?
Dala : Kır , tarla , sahra , bozkır , vadi , dış , dışarı vs.
Dan : 1. Şan , şöhret ; 2. Rivayet.
Dañk : Şöhret , ün , marufluk.
Dañklı : Ünlü , şöhretli vs.
Dañırdat- : Takırtı / gümbürtü çıkarmak.
Darman : Derman , çare. < Fars. Darmān.
Dav : Dev ; destani kahraman , bahadır , yiğit. < Fars. dīv / dēv.
Dava : Dava. < Ar. da’vā’.
Davlaş- / Davalas- ( Davalasuv ) : Tartışmak , münakaşa etmek , dövüşmek vs.
Davaz / Davıs / Tavıs : Ses. > Kuban Nogay Ağzında Davus.
Davıl : Fırtına , boran , tufan , denizdeki sert rüzgar.
Davılda- : Rüzgar gibi /bora gibi / fırtına gibi hareket etmek.
Davılbaz : Davul. < Fars. Tabl-bāz < Ar. Tabl.
Dayant- : Dayandırmak , tahammül ettirmek.
Dayım : Daim, daima. < Ar. dā’im.
Dayımlık : 1. Devamlı , değişmez. 2. Bağlılık , sadakat.
Dá : Bir şaşırma ünlemi.
Dám : Lezzet. < Fars. Dam.
Dáme / D ääme : Ümit , iştah , hırs. < Ar. Tama’.
Dámele- : Ümitlendirmek.
Dámelendir- : Umutlandırmak , hırslandırmak vs.
Dámik- / D äämik- : Heveslenmek vs.
Däämiktir- : Alıştırmak vs.
Dári : İlaç , çare. < Fars. Darû.
Dää : Tamam mı?. < Rus. Da.?
Däätke : Yüksek askeri rütbe , kamu memurlarının rütbesi. < Soğd. ?.
Dcinsı : Kot. < Rus. Dcinsı.
De- : Demek , söylemek vs.
Degen : Diye ; şeklindeki ; demiş , diyor vs.
Degendi : Şeklindeki. = Ana. Ağz. Diyenni.
Degendey (etip) : Dercesine.
Deytagan : Denilen , isimli vs.
Decurnıy : Nöbetçi. < Rus. Decurnıy.
Dekanat : Dekanlık. < Rus. Dekanat.
Del : Tamam , tas tamam , ta kendisi.
Dem : Öneri , yardım vs. = OMoğ. Dem.
Den : Beden. < Fars. Tan.
Deñiz : Deniz vs. > Kuban Nogay Ağzında Deñiz.
Deris : Ders. < Ar. Dars.
Dert : Dert vs. < Fars. Dard.
Derya : Derya , deniz vs. < Fars. Daryā.
Desit : On. < Rus. Desit.
Despi : Tespih. < Ar. Tasbīh.
Detdom : Çocuk yuvası. < Rus. Detdom.
Detsad : Çocuk yuvası. < Rus. Detsad.
Deyim : Kadar. < ET. Tegi.
Deyim : .... -e değin / kadar , ... boyunca ; evvel , önce .
Deyuv : Mitolojide demon , satana , şeytan vs. < Rus. D'yavol. ?
Dım : Islak , menli ,çiğ , pişmemiş.
Diagnoz : Teşhis. < Rus. Diagnoz.
Diametri : Çap. < Rus. Diametri.
Diplom / Diplomı : Diploma. < İt. Diploma.
Direk? / Tirek?: ? < ET. Tirgek > Kuban Nogay Ağzında Direk.
Direktor : Müdür, yönetici. < Rus. Direktor.
Dirilde- : ( Tir tir ) Titremek.
Divan : Divan , kanepe. < Fars. Dīvān.
Dnevnik : Günlük ( defteri ). < Rus. Dnevnik.
Dogovor : Anlaşma , muahade. < Rus. Dogovor.
Dogovorilis : Anlaştık , tamam. < Rus. Dogovorilis.
Doklad : Rapor , faaliyet . < Rus. Doklad.
Dokument : Belge, vesika. < Rus. Dokument.
Dombay : Şişman , tombul , kalın , dolu , azğına kadar dolu , tam , bütün.
Dombıra / Dombra : İki telli bir saz , dombıra .
Domp : Yere düşme / atma sesi için yansıma söz , pat vs.
Dompılda- : Yere düşen bir şey ses çıkarmak.
Dorba : Torba , küçük çuval.
Dorbala- : Torbalamak , torba ile taşımak.
Dos : Dost vs. < Fars. Dōst.
Dosaaf : Piyango idaresi. < Rus. Dosaaf.
Doveriye : Güven. < Rus. Doveriye.
Dönen : Dört yaşındaki erkek hayvan. = OMoğ. Dönen.
Dörtinşi ( Dörtünşü ) : Dördüncü.
Dunıya / Dunya : Dünya vs. < Ar. Dunyā’.
Durak : Ahmak , aptal , enayi. < Rus. Durak.
Durbat : Resim. < Ar. turba(t) ?
Durıs : Doğru , dürüst. < Fars. Durust.
Duşpan : Düşman. < Fars. Duşmān.
Duv saskın : Çok şaşkın , ne yapacağını bilmeyen.
Duvla- : Kudurmak ( dalga vs. ).
Duvadak : Eti yenen kaza benzer büyük bir yabani kuş.
Duvılda- : Patırtı yapmak , yaygarayı basmak.
Dübir : Ayak sesi , tıpırtı , gürültü , ses.
Dügi : Hububat, pirinç. < ET. Tögi.
Dümbir şümbirden : Paldır küldür.
Dümp : Pat , yansıma söz.
Düñkey : Ahmak. < Rus. ?Alm.
Dürsilde- : Patırtı çıkarmak.
Dva : İki , 2. < Rus. Dva.
Dvorets : Saray. < Rus. Dvorets.
É- : Olmak , imek fiili vs.
Eken : Olduk , olduğunu , olma ; acaba , imiş , meğer , galiba , hatta , bari ; defa vs.
Ekenlig : Olmaklık , olma , olduk , olduğu vs.
Ne bar eken : Ne olduğu , ne var olduğu vs.
Yok eken : Olmadık , olmadığı vs.
Écüvle- / Ecüvle- : Sert bakmak , bir noktaya bakmak ; melodisiyle katılmak vs.
Edillik : Adillik , doğruluk vs. < Ar. ‘ādil.
Éger / Eger : Eğer. < Fars. Agar / Gar.
Égin : Ekin , ekim , ekme , tohum atma vs.
Éginşi : Ekinci , rençber.
Éginşilik : Rençberlik , ekincilik vs.
Eh / Ex : Bir ünlem , vay vs.
Eh anasını : Vay anasını.
Éhsan : İhsan , hediye , bağış vs. < Ar. İhsān.
Ékilenşi : İkinci defa , ikinci olarak vs.
Ékem ékem : İkişier ikişer.
Égev / Ekev / Ekevi : İkisi , iki , iki tane vs.
Égiz / Egiz : İkiz , çifte vs.
Ékilli : Usta , usta olan. < Ar. ‘ahl.
Ékskursiya : Gezi , gezinti. < Rus. Ekskursiya.
Él / El : El , memleket , ülke , vatan , halk , çevre , cemiyet vs.
El : Durum , vaziyet . < Ar. Hal.
Elsizlen- : Zayıf düşmek vs. < Halsizlen-.
Elbas : Hoppa , havai vs.
Elbette : Elbette. < Ar. Al-battan.
Éleken / Eleken : Leğen. < Fars. Lagan.
Éleñ éleñ ét- : Dikkat etmemek , farkına varmamak , meraklanmak vs.
Éleslen- : Hayal meyal görünmek vs.
Eligi : O , öteki geçen vs.
Elme : İstihbarat örgütü.
Élt- : İletmek , sevketmek , götürmek vs.
Em... em... : Hem... hem de... .
Émlevşi : Veteriner , baytar , hayvan doktoru vs.
Élşi : Tabip , doktor , hekim vs.
Ém- / Em- : Emmek , sömürmek vs.
Émşek / Emşek: Meme. = Tr. Emcek.
Émbek / Embek : Eziyet , sıkıntı , acı , ıstırap , zahmet , yük , emek vs. < ET. Emgek.
Embek-dembek : Emek falan vs.
Émir- : Dönmek , döndürmek , etrafını çevirmek vs.
Émşeyt- : Dişsiz görünüşte olmak , alt çene ileri doğru çıkık görünmek vs.
Én- / En- : İnmek , gelmek vs.
Éñislik : Yokuş , iniş vs.
Éndi / Endi : Şimdi , bugün , halen , bu zaman , o zaman vs. < ET. Amtı.
Endigi : Şimdiki , artık .
Endigisi : Şimdilik , artık vs.
Éntte : Henüz , hala , yeniden vs. < Éndi-de.
Éne-mine : Aha , işte vs.
Énege : Pencere , kapı çerçevesi ; kutu.
Éñkev : Meyilli , eğik vs.
Éñkey- : Eğilmek , bükülmek vs.
Ép : Kurnazlık , hilekarlık , fırsat , müsait an ; rahat vs. = OMoğ. Eb.
Eple- : Uymak vs. = OMoğ. Eble-.
Épkin : Çabukluk , hız vs.
Er / Ér / ‘er : Erkek , er , adam , koca.
Erlik : Cesaret , kahramanlık vs.
Eren : Kahraman , en iyi asker vs.
Érek / Erek : Uzak , ırak , daha uzak / ileri / önce , ötede vs. < ET. Irak.
Érik- / Erik- : Canı sıkılmak vs.
Erin- : Üşenmek , erinmek vs.
Érinşek / Erinşek : Tembel.
Éris : Bahis , tartışma , kavga , münakaşa , gürültü.
Éris-süris : Patırtı , gürültü.
Éris- : Çekişmek , tartışmak , rekabet etmek.
Érkele- / Erkele- : Nazlandırmak , şımartmak , okşamak , sevip okşamak , birine sokulmak ,
Erkelet : Şefkat gösterme , şımartma.
Érkin / Erkin : Özgür , hür , serbest , rahat ; eni geniş , sere serpe ; özgürce vs.
Erli : Mevcut , var olan vs.
Érşi : Zor , güç ; çirkin , korkunç vs.
Érte : Erken ; eski vs. < ET. Érte / Erte.
Értegi / Ertegi : Masal , masalsı ; efsane .
Érteñ : Yarın , sabah , erken vs.
Érteñlik : Sabah , erken vs.
Értenik / Ertenik : Sabah.
Értengisi / Ertengisi : Ertesi.
Erüv : Hürriyet , özgürlük vs.
És / Es : Akıl , fikir , şuur , bellek , hafıza , hatıra , dikkat , muhayyile vs. = GT. Es veya Us.
Ésker- / Esker- : Hatırlamak vs.
Ésle- : 1. Hatırlamak ; dikkat etmek / çekmek , fark etmek vs. 2. Çevirmek , dönmek vs.
Eslev : Dikkat etme , dikkatini bir yere verme.
Ésli : Akıllı , ağır başlı , yaşlı.
Éstelik : Hatıra ; anıt , abide , heykel vs.
Essiz : Şuursuz , kendinden geçmiş.
Es ber- : Dikkat etmek vs.
Eske al- : Kafaya takmak , hatırlamak vs.
Éskekle- : El veya ayakları oynatarak esinti oluşturmak ; yelpaze ile serinlemek vs.
Eskek : Kayık küreği , kürek.
Ésap / Esap : Hesap vs. < Ar. Hisāb.
Ésen / Esen : Sağ , salim , sağlıklı , esenlikle vs.
Ésey- : Bitap düşmek ; kuvvetlenmek , olgunlaşmak vs.?
Ésik / Esik : Kapı , kapı ağzı , eşik vs.
Ésine- / Esine-: Esnemek vs.
Ésirik / Esirik : Sarhoş.
Esiret : İstekle , arzuyla , istek vs. < Ar. Hasra(t) vs.
Ésit- / Esit- / Eşit- : İşitmek vs.
Éskir- / Eskir- : Eskimek vs.
Éş / Eş : Hiç , asla . < Fars. hīç / hēç.
Eş bolmasa / Eş bolmağanda / Ne bolsa da : Hiç olmazsa.
Éşki / Eşki / Keşi : Keçi. < ET. Eçkü.
Eşke : ?. > Nogay Ağızlarında Eçke / Eşke.
Éşte / Eşte : İşte ; büsbütün , tamamıyla vs.
Ét / Et : Et ; ten ; kas vs.
Et- : Yapmak, etmek; yardımcı fiil. > Kuban Nogay Ağzında Et-.
Etil- : Olmak , yapılmak vs.
Etimis : Netice , başarı , sonuç vs.
Etek : Körü gezdiren kişi veya at.
Étik / Etik : Çizme , ayakkabı vs.
Etikşi : Kunduracı , ayakkabıcı , ayakkabı tamircisi.
Etken- : Kapmak , yapışmak vs.
Ézet : Büyüklük , hürmet vs. < Ar. iizza(t).
Ez- : Ezmek , buruşturmak , basmak vs.
Eziz / Aziz : Aziz , değerli , sevgili vs. < Ar. ‘azīz.
Faéton : Fayton. < Fr. Phaéton.
Fantastika : Hayal. < Rus. Fantastika.
Fel’dşer : Sıhhiye memuru. < Rus. Fel’dşer.
Fel’eton : Hicivli fıkra. < Rus. Fel’eton.
Ferma : Çiftlik. < Rus. Ferma.
Fevral : Şubat. < Rus. Fevral’.
Figura : Endam. < Rus. Figura.
Fizkul’tura : Beden terbitesi / eğitimi. < Rus. Fizkul’tura.
Fontan : Fıskiye. < Rus. Fontan.
Fotoalbom : Albüm vs. < Rus. Fotoal'bom.
Fotoapparat : Fotoğraf makinesi. < Rus. Fotoapparat.
Front : Cephe. < Rus. Front.
Fu : Pişmanlık ünlemi , tüh.
Fufayka : Kazak . < Rus. Fufayka.
Galife : İç (alt) çamaşırı. < Rus. Galife.
Galstuk : Kravat. < Rus. Galstuk.
Gantel’ : Gülle ( Jimnastikte ) . < Rus. Gantel’ .
Gayka : Somun. < Rus. Gayka.
Gazet : Gazete vs. < Rus. Gazeta.
Gazlı : Gazlı. < Rus. Gaz.
Gektar : Hektar. < Rus. Gektar.
Germaniya : Almanya. < Rus. Germaniya.
Gosudarstvo : Devlet. < Rus. Gosudarstvo.
Gradus : Derece. < Rus. Gradus.
Grafika : Grafi , şekil yazısı. < Rus. Grafika.
Gramota : Belge , diploma ; okuma , yazma . < Rus. Gramota.
Granat : Bomba. < Rus. Granat.
Graźdan : Vatandaş. < Rus. Grazhdan
Gruzin : Gürcü. < Rus. Gruzin.
Gruzovik : Kamyon , yük arabası. < Rus. Gruzovik.
Guberniya : Vilayet. < Rus. Guberniya.
Güldey : Gül gibi. < Fars. Gul.
Gürilde- : Gürlemek , gürüldemek , coşmak , gürültü çıkarmak vs.
Habar : Haber , havadis , bildiri , tebliğ , bahis , olay , olaylar vs. < Ar. Χabar > Ak-Nogay
Habarlas- : Haberleşmek , sohbet etmek vs.
Habarlasuv : Sohbet , haberleşme vs.
Hadci / Eci : Hacı. < Ar. Hācī.
Eccilek : Akın , hacca gitme vs.
Hafta : Hafta. < Fars. Hafte.
Halat : Süsl elbise , giysi vs. < Ar. Χil’a(t).
Xalk : Halık , Allah ( c.c.). < Ar. Χālik.
Halk / Xalk : Halk. < Ar. Χalk > Ak-Nogay Ağızlarında Xalk.
Han / Xan : Han. < ET. Kan.
Hat : Yazı , mektup. < Ar. Xatt.
Hate / Hete / Xata : Hata , kusur vs. < Ar. Χatā’.
Ha’ter / Hater : Hatır. < Ar. Χātir.
Hatın / Xatın : Kadın , hatun vs. < ET. Katun.
Hayır : Hayır , fayda , yarar vs. < Ar. Hayr.
Hayırlı / Xayırlı : Hayırlı , uğurlu vs.
Xayırlısı man : Hayırlısıyla.
Hıyal : Hayal vs. < Ar. Χayāl.
Hıylı / Hıyıl : Hayli. < Fars. Χayl.
Himik : Kimyager. < Rus. Himik.
Hirurg : Cerrah. < Rus. Hirurg.
Holodil’nik : Buzhane , soğuk hava deposu , buzdolabı. < Rus. Holodil’nik.
Horha / Xorxa : Böcek , kurt. = Kalm. Xorxaa.
Hoş / Xoş : Hoş. < Fars. Χoş.
Hoş kör- : Hoş bir şekilde / iyi karşılamak vs.
Hoş körüp al- / Xoş körüp al-: Memnuniyetle karşılamak vs.
Hozyaystvo : Ekonomi. < Rus. Hozyaystvo.
Hrustal : Kristal , billur vs. < Rus. Kristall.
Huday / Guday / Kuday : Allah ( c.c.) , Huda , tanrı . < Fars. Huda.
Hudocnik : Ressam , sanatkar vs. < Rus. Khudozhnik.
Hurılda- : Horuldamak vs. = Tr. Horulda-.
Ihtıyar : İhtiyar. < Ar. İχtiyār.
Ihtıyarlı : Gönüllü , isteyerek vs.
Ik : Elverişli hal , fırsat , çare.
Ik berme- : Yüz vermemek vs.
Iklav : Barınma , sığınma , saklanma vs.
Ilas- : Takılmak , yapışmak , musallat olmak ; ulaşmak vs.
Imla- : İşaretlemek ; yapmak , çıkarmak , istihsal etmek vs.
Imtıl : Heves , arzu , emel.
Imtıl- : İstemek , arzu etmek , yaklaşmak , yönelmek vs.
Inan- / Iynan- : İnanmak , güvenmek , itimat etmek vs.
Inanuv : İnanma , inanış vs .
Incın- : İncinmek , küsmek , pişman olmak vs.
Indır : Harman yeri , harman ; hasat (mevsimi) vs.
Iña – ıña : Çocuk ağlama sesi.
Iñıran- : İnlemek , ağız içinden bir şeyler gevelemek.
Ircay(t)- : Sırıtmak , geniş geniş gülmek , göstermek vs.
Irgak / Irğak : Zıpkın , çengel , büyük çivi.
Irıldas- : Hırıldaşmak vs.
Irım : Bir olayın iyi veya kötü olacağına başka bir olayın oluşmasıyla karar verme , batıl
Irıs / Irız / Irıskı / Irızkı / Irız(ı)k : Talih , nasip , kısmet , rızık vs. < Ar. Rızk.
Irıyası- : Uygun olmak , yaramak vs.
Irla- : Hırsızlık yapmak. ( Ak-Nogay Ağzında. )
Iruv : Kabile , boy , uruk vs.
Isla- : Tütmek , is çıkarmak vs.
Isılda- : Ses çıkarmak vs. = Fısılda-?
Isla- : Tutmak , yakalamak , saklamak vs. = Sıla-. ( Ak Nogay Ağzında ).
Islan- : Tutulmak , yakalanmak vs.
Islas- : Tutuşmak , birbirini tutmak vs.
Ispay : Yavaş , muntazam , özenli , itinalı.
Ispayla- : Süslemek , bezemek , çekidüzen vermek vs.
Ispaylık : Nezaket , naziklik vs.
Istan : Pantolon , potur , don , iç donu vs. < Fistan?
Işbavlı : Nakış yapan vs. ?
Işkın- : Bağırmak vs. < ET. Içgın-.
Iymanlı : İmanlı. < Ar. Īmān.
Iytelgi : Şahin. = Kaz. / Kırg. İtelgi.
Iz : İz , eser ; art , arka , son vs.
Izlı-ızınnan : Birbirinin arkasından sırayla , müteselsilen , hızlı hızlı.
Iza : Eza , cefa vs. < Ar. ‘adā’.
Izalan- : Gücenmek , küsmek , eziyet çekmek vs.
Izgıs- : Hızla dönmek , dolaşmak vs.
Izvaylan- : Sızlanmak , hayıflanmak vs.
İerşen : Önemzi , ikinci derecede. < İyerşen?
İl- : Takmak , iliştirmek , asmak , tartmak vs.
İlin- : 1. İlişmek , takılmak , ( kulağa ses ) çalınmak ; 2. İsabet etmek , gelmek , girme
geçmek. 3. Çengele asılmak , takılmak vs.
İlinisüv : Çekişme , münakaşa etme vs.
İlgeri : İleri , önce ; gelecek ; önceki , ileride vs. < ET. İlgerü.
İlik : İlk , önce vs. < ET. İlk.
İlmi : Bilimsel. < Ar. ‘ilm.
İmpotrnıy : İthalat. < Rus. İmpotrnıy.
İncener : Mühendis . < Rus. İnzhener.
İnci : İnci. < ET. Yinçü < Çin. Chên-chu.
İn : İn , hayvan yuvası , vahşi hayvan ini.
İngen : Dişi deve. < ET. İngen.
İni : Küçük (erkek) kardeş , küçük . < ET. İni.
İnstitüt / İnstitut : Enstitü. < Rus. İnstitut.
İnternat : Yatılı okul . < Rus. İnternat.
İr : Mola , ara (verme) vs.
İrge : Eşik yanındaki yer ; duvar ; yurt duvarının tabanı vs. = OMoğ. İrge.
İri- : Erimek , yumuşamak vs.
İs / İş : İş , çalışma , hizmet vs.
İsle- : İşlemek , çalışmak vs.2
İstoriya : Tarih. < Rus. İstoriya.
İşlet- : Astar geçirmek vs.
İştelik : Muhteva , içindekiler.
İtog : Toplam , yekun , bilanço. < Rus. İtog.
İy- / Ég- : Eğmek , bükmek , müsaade etmek vs. < ET. Eg-.
İyil- : Eğilmek , bükülmek vs.
İydi : Tahtadan kap kacak yapılırken oymak için kullanılan bıçak.
İye / İe : Sahip , efendi , patron vs. < ET. İdi ; Tr. İye.
İyer / İer : Eyer , semer , palan vs. = Tr. Eyer.
İyerle- / İerle- : Eyerlemek.
İyer- : Sürmek , götürmek ; ardından gitmek vs.
İyergen : Ardından giden vs.
İygi : İyi. < ET. Edgü. > Kuban Nogay Ağzında İygö.
İygilik : İyilik ; razılık vs
İyir- : Eğirmek , bükmek , çevirmek vs. < ET. Egir-.
İyis : Koku , rayiha , ıtır vs.
İyiskile- : Koklamak , algılamak , birkaç kez almak vs.
İymen- : Sıkılmak , utanmak vs.
İyneden yipke : İğneden ipliğe.
İyrek : Yiv , zikzak , kırık çizgi , yivli vs.
İyt : İt , köpek . < ET. İit / Iıt : İt , köpek.
İytlik : İtlik , köpeklik vs.
İyun’ / İyul : Haziran. < Rus. Iyun’.
İzle- : İstemek ; aramak ; sormak vs.
İzlojeniye : Açıklama , anlatma , özetleme. < Rus. Izlozheniye.
İzveşçeniye : İhbarname , haber verme vs. < Rus. Izveshcheniye.
Jurnal : Dergi vs. < Rus. Zhurnal.
Kaarlan- : Üzülmek , kızmak , sinirlenmek , gazaplanmak vs. < Ar. Kahr.
Kaba : ( Büyük derin ) kap , kepçe.
Kabak : 1. Bal kabağı 2. Göz kapağı ; kaş vs. 3. Köy.. > Kuban Nogay Ağzında Kavak.
Kabart- : Çağırmak , davet etmek vs.
Kabat : Kat , katman , sıra , tabaka , yaprak ; defa , kez vs.
Kabıl : Kabul. < Ar. Kabūl.
Kabın- : Kabarmak , şişmek vs.
Kabır : Mezar. < Ar. Kabr.
Kabırga : 1. Kaburga , eğe ; 2. Ev duvarı , duvar ; 3. Uç, yan , taraf , diyar , memleket vs. =
Kacavla- : Şaka yapmak vs.
Kacı- : Gevşeklik / yorgunluk göstermek vs.
Kada- : Saplamak , batırmak , sokmak , kakmak , sançmak vs.
Kadal- : Batmak , saplanmak , geçmek ; kesmek vs.
Kader / Kadar : Kadar. < Ar. Kadr.
Kadir : Zulüm , kaygı , eziyet ; durum , hal vs. < Ar. Kadr.
Kadr : Resim. < Rus. Kadr.
Kagazlat- : Listeye / deftere kaydetmek vs. < Fars. Kagaz.
Kak : 1. Sert, katı , kuru vs. 2. Tam , noktası noktasıns vs. 3. İki , iki parça , parça vs.
Kakla- : Kurutmak , kavurmak vs.
Kak- ( Kag- ) : 1. Vurmak , şaplak atmak , çarpmak , çakmak , kakmak , çırpmak , kırpmak ( göz
vb. ) , sallamak vs. 2. Kapamak 3. Mecbur etmek.
Kaktır- : Kırpmak , açıp kapatmak vs.
Kakaş : Keçilere karşı bir tahkir sözü.
Kakılda- : Gıdaklamak vs.
Kal- : Kalmak , olmak , gitmek , düşmek vs.
Kalsa : Kalsa vs.? < ET. Kalsar > Ak-Nogay Ağzında Kasa.
Kaldır- : Bırakmak , mahrum etmek ; ardına koymak ; sımak / kırmak vs.
Kalgan / Kalğan : Kalan vs.
Kalgı- : Uykuya dalmak vs.
Kaluv : Kalma , düşme vs.
Kala : Hangi , nasıl , nerede , hani vs.
Kalay : Nasıl , hangi , ne vs.
Kala : Şehir , kasaba . < Ar. Kal’a(t).
Kalak : Küçük kürek ; kaşık vs.
Kalaktay : Küçük kaşık ( gibi ) vs.
Kalakay : 1. Rus şapkası 2. Preslenmiş şey.
Kalaş : Ortası çukur yuvarlak ekmek , simit . < Rus. Kalaş.
Kalempir : Kırmızı biber ; karanfil. < Ar/Fa Karanful.
Kalın : Kalın , sıkı , gür , koyu vs.
Kalınla- : Kalınlaştırmak vs.
Kalıñ : Başlık ( para veya mal olarak ). < ET. Kalıñ.
Kalk- : Su yüzüne çıkmak; yükselmek , çıkmak vs. < ET. Kalı- veya Kalk-.
Kalka : Örtü ; siper vs. < OMoğ. Halha < ET. Kalkan.
Kalkan : Kalkan. < ET. Kalkan.
Kalkı : Sırt , tepe , yükseklik vs.
Kaloş : Galoş vs. < Fr. Galoche.
Kalşa : Tavukla yapılan bir yemek.
Kaltañ kultañ et- : Telaşlanmak vs.
Kaltañla- : Telaş etmek , acele etmek vs.
Kaltıra- : Titremek , korkmak vs.
Kaltır-kultır : Titreme için yansıma söz.
Kalva : Ucu olmayan ok. < ET. Kalva.
Kam- : ( Vurarak ) yere düşürmek vs. < ET. Kam-.
Kama : Kama , kılıç , hançer.
Kama- : Basmak , doldurmak vs.
Kamala- : Sarmak , kuşatmak vs.
Kamalav : Emretme , mecbur etme vs.
Kamıl- : Tutuşturmak , parlatmak vs. ?
Kamışıla- : Kamçılamak vs.
Kamka : İpek kumaştan sırma ; Çin ipekli kumaşı.
Kamıt : Arabay çekilen hayvanın boynuna takılan halka. = Tr. Hamut.
Kampet-kolaş : Şekerleme. < ?.
Kamtı- : Birleştirmek vs.
Kan- : Doymak , kanmak vs.
Kana : Han, , nerede vs. < ET. Kanı ; Tr. Hani.
Kana / Kene / Gana / Gene : Sınırlama edatı , isimden sonra gelip sadece anlamı verir.
Kanal : Kanal ( su vs. ). < Fr. Canal.
Kandidat : Aday , namzet. < Rus. Kandidat.
Kanga : Araba. < *Kaŋ > ET. Kaŋlı.
Kanık- : 1. Alışmak 2. Kin beslemek 3. Çıkışmak. 4. İliştirmek , tokalamak vs.
Kanikul : Tatil. < Rus Kanikul.
Kanşı : Makas ; çatal vs.
Kantar : Ocak ayı. < Rus. Yanvar'?
Kanzepir : Kanını esirgemeyen , sert , zalim vs. < ?.
Kañsı- : Çığlık koparmak , iniltili sesler çıkarmak ( Köpek yavrusu ).
Kapla- : Kaplamak , örtmek vs.
Kap pan kep bol- : Tam uymak vs.
Kap- : Isırmak , yakalamak , kapmak vs.
Kapısta : Lahana. < Rus. Kapusta.
Kapilesten : Ansızın. < ?.
Kapsagay / Kapşagay : Boğaz , dağ boğazı. = OMoğ. Kapçigai.
Kapşık : Torba , çuval , kap vs.
Kaptal : Kaftan = Katpal. ( Kara Nogay Ağzında ). < Ar. Veya Fars. Kaftān.
Kara : Kara , siyah ; kara ( örtü vs. veya herhangi bir şey ) ; halk vs.
Karala- : Suçlamak , itham etmek , suç isnad etmek vs.
Karaguş / Karagus : Kartal.
Karagoşkıl : Bej , duman rengi , koyu vs.
Karaşıl : Karartı halinde.
Karagay : Karaçam ağacı. = OMoğ. Kargai.
Kara- : Bakmak , görmek , gezmek , gözden geçirmek ; beklemek , gözlemek vs.
Karan- : Bakmak , bakınmak vs.
Karat- : Çekmek , cezbetmek , celbetmek , buyurmak , emretmek vs.
Karavıl : Nöbet , karakol , muhafız , bekçi , keşif kolu , gözetçi vs. < ET. Karagul.
Karavılla- : Beklemek , gözetmek vs.
Karaş : Görüş , görünüş vs. ? = OMoğ. Karaça.
Karaga : ?. < ET. Karagu.
Karaña : Karanlık. < ET. Karañgu.
Karak : Soyguncu , haydut vs.
Karaldı : Avlu , dışarı vs.
Karandaş : Kalem. < Rus. Karındaş.
Karaşay-Şerkeş : Karaçay Çerkez.
Karavan : Kervan. < Fars. Kārvān.
Karga- / Karğa- : Lanetlemek , lanet etmek , ilenmek vs.
Kargan- : Yeminler savurmak vs.
Karğıs / Kargıs : Beddua , lanet , ilenç vs.
Kargı : Uyarı gözetleme kulesi. < ET. Kargu.
Kargı- : Atlamak , sıçramak vs.
Karı : Omuz ile dirsek arası.
Karıcla- : Karını almak , ürününü almak vs.
Karındas : Kız kardeş, bacı , kardeş . < ET. Karıntaş > Ak-Nogay Ağızlarında Xarındas /
Karıs- : 1. Büzüşmek 2. Gevşemek.
Karıstır- : Karıştırmak vs.
Karkılda- : Karga gibi ötmek ; kaz gibi ötmek ; bağırmak vs.
Karlık- : Sesi kısılmak , kısık / boğuk ses çıkarmak vs.
Karma- : Kapmak , yakalamak , tutmak vs.
Karsı / Karşı : Zıt , karşı ; geri vs.
Karsılas- : Karşı durmak , direnmek ; karşılaşmak vs.
Karşege- : Uğraşmak vs. ???
Karşıga : Aladoğan kuşu , şahin. = OMoğ. Karcıgai.
Kart : İhtiyar , yaşlı (adam) , koca vs.
Kartişke : Kart , fotoğraf vs. < Rus. Kartoçka.
Karuv : Güç , takat , kuvvet , kudret vs.
Karuvsızlandır- : Zayıflatmak vs.
Kas : Yan , yan taraf vs.
Kas karal- : Karanlık çökmek vs.
Kas : Kast , kin ; düşman , düşmanca vs. < Kast.
Kasapşı : Kasap. < Ar. Kassāb.
Kasiyet : Liyakat , iyi sıfat. < Ar. Haysiyya(t).
Kaska : 1. Beyaz , duru ; 2. Alnında beyaz akıtması/lekesi olan hayvan , beyaz alınlı 3. Hafif
kel ( olan ) , kul 4. Zavallı vs. < ET. *Kaşga.
Kassir : Veznedar , kasiyer vs. < Rus. Kassir.
Kasta : Hasta. < Fars. Χaste.
Kasüvet : Sıkıntı , kasvet , üzüntü , gayle . < Ar. Kasāva(t).
Kaş- : Kaçmak vs. < ET. Kaç-.
Kaşkınşı : Kaçak , mülteci , muhacir vs.
Kaşan : Ne zaman , ne vakit. < ET. Kaçan ; Tr. Haçan.
Kaşav : Kaç , ne kadar vs.
Kat- : Katmak , dahil etmek vs.
Kat- : Kurumak , katılaşmak , sertleşmek vs.
Katı : Katı , sert ; iyice vs.
Katır- : Kabalaşmak , sertleşmek , çetin / sağlam olmak ; doğrulamak vs.
Katkak : Çamur topağı , kerme , kurumuş kir.
Katıvlan- : Katılaşmak vs.
Katebi / Käätebi : Kadife , bir kumaş cinsi. < Ar. Katīfa(t).
Katkı- : Zıplamadan önce yaylanmak vs. ?
Katlama : Hamurdan yapılıp yağda pişirilen yiyecek ; bazlama ; çörek ; puf böreği vs.
Katlav : 1. Kat , katman , tabaka. 2. Pençe , demir vs.
Katnas- : Gayret etmek ; görüşmek vs.
Kavdıra- : Kurumak ; (kemikleri görünecek şekilde) çok zayıflamak vs.
Kavra- : Kurumak , zayıflamak vs.
Kavıflı : Korkulu , endişeli , telaşlı ; heyecan verici vs. < Ar. Χawf.
Kavım : Kavim vs. < Ar. Kawm.
Kavkalda- : Kazlar gibi ses çıkarmak vs.
Kavsır- : 1. Elbisenin bir tarafını diğer taraf kapatmak 2. Elleri üst üste koymak.
Kay- : Çerçevelemek , zıh çekmek vs.
Kayıt- : Geri döndürmek , doldurmak , zıhlamak , zıh çekmek vs.
Kayt- : Dönmek , geri kaçmak vs. < ET. Kay-.
Kaytar- : Geri vermek, iade etmek , geri göndermek vs. < ET. Kaytar-.
Kaytaruv : Geri verme geri döndürme , dönüş vs.
Kayta : Tekrar , yeniden , bir daha ; defa , kere vs.
Kaytadan : Yeniden , tekrar , yeni baştan.
Kaytarala- : Tekrar etmek , yinelemek vs.
Kaytaralan- : Tekrarlanmak vs.
Kaybir : Bazı , kimi , bir takım , nere vs.
Kayda : Nerede , nereye vs.
Kayday : Nasıl , hangi , nereye vs.
Kaysı : Hangi , hangisi ; biri vs.
Kayerde / Kaerde : Nerede.
Kaygader : Ne kadar. < Kay + Ar. Kadar.
Kaygı / Kayğı : Üzüntü , kaygı , endişe , tasa vs.
Kaygır- : Kederlenmek , gamlanmak vs.
Kaygı seklen- : Kaygılanmak , kaygıyla hareket etmek vs.
Kayın : Kayın ( akraba ) , kayınbirader vs. < ET. Kadın.
Kayınana / Kaynana : Kaynana , kayınvalide.
Kayın ini : Kayınbirader , kayınço vs.
Kayın terek : Kayın ağacı.
Kayır : Kum. < ET. Kayır.
Kayıs- : İsteksiz olmak ; eğilmek , bükülmek vs.
Kaykala- : Karnı ve göğsü öne doğru çıkarmak , eğilmek vs.
Kaykan : Sırtını çukurlaştırıp , gövdeyi arkaya atarak yürümek.
Kaykana : Omlet. < Ar. Χāygīne.
Kaykı : Bükük , içeriye batık , sarkık vs.
Kaymak : Kaymak , krema vs.
Kaynat- : 1. Kaynatmak 2. Coşmak , köpürmek vs.
Kayra- : Bilemek vs. *** Kayır kum sözüyle alakası?.
Kayrak : Bileği taşı , bileği çarkı.
Kayran : Hayran. < Ar. Hayrān.
Kayrat : Hayret vs. < Ar. Hayra(t).
Kayrat : Yararlılık , cesaret , atılganlık , enerji , gayret vs.. < Ar. Ġayra(t).
Kayratlı : Enerjik , gayretli vs.
Kayratlık : Gayretlilik , çalışkanlık.
Kayratlan- : Gayretlenmek vs.
Kayt- : Ne yapmak , ne etmek vs.
Kaytip : Nasıl , ne kadar ; aynı tarzda / şekilde vs.
Kaza : Kaza, bela vs. < Ar. Kadā’.
Kazan as- : Yemek pişirmek vs.
Kazan – ayak : Kap kacak.
Kazep : Gazap , hiddet vs. < Ar. Ġazab.
Kazgal- : Harekete geçirmek ; ilerlemek vs.
Kazgır : Kazma , kürek , bel , kazma aleti , kazık vs.
Kazna : Hazine , gömü vs. < Ar. Χazīna(t).
Käädeli : Ziyadesiyle. < ?.
Käämpet : Bonbon şekeri. < Rus. Käämpet.
Kääncää : Genç , son / geç doğan. < OMoğ. Kence.
K n t nää ää ää : Aniden vs. = OMoğ. Genetken. ; Kıpç. Kenete.
Kääpik / Kääpiyke : Rublenin yüzde biri değerinde madeni para, kopek , kapik , para vs.
Kääpkeyüv : Kendini beğenme , kurulma vs.
Käär / Ker : İş , kar , kazanç vs.
Käärip / Kerip : Garip, fakir , yoksul , zavallı vs. < Ar. Garip.
Kebin : Kefen. < Ar. Kefen.
Kede : Erkek çocuk , oğlan , uşak .
Kegey : Tekerlek parmaklığı.
Kek : Öç , intikam , kin vs. < ET. Kek.
Kekir- : Geğirmek , geğirerek çıkarmak vs.
Kelin : Gelin. > Kuban Nogay Ağzında Kelin.
Kelinşek : Yeni gelin , gelin vs.
Kelis- : Uygun düşmek vs.
Kelissiz : Elverişsiz , işe yaramaz.
Kelim : Kar , kazanç , getiri vs. ?
Kelimlen- : Oluşmak , teşekkül etmek vs.
Kelimli : Karlı , kazançlı vs.
Kelbak : Figür , tip. < ?.
Keles : Lastik. < Rus. Kaloş.
Keleşe : Haberci , ulak , kız isteyici.
Kelpetiñ : Kerpeten , kıskaç , maşa vs. < Ar. Kalbatān / Kalbatayn.
Keltaydar : Oğul , erkek çocuk , evlat.
Kem : Aşağı , eksik , daha az , daha fena vs. < Fars. Kem.?
Kemit- : Eksiltmek , alçatmak , itibardan düşürmek vs.
Kemsit- : Birini veya bir şeyi hakir / aşağı saymak / görmek , aşağılamak , küçültmek vs.
Keme : Gemi, büyük sandal , vapur .
Kencepay : En küçük çocuk.
Kenem : Hiç olmazsa. < ?.
Kenges / Keñes : Müşavere.
Keñ : Geniş , bol , enli vs. < ET. Keñ.
Keñey- : Genişlemek ; geniş / engin / bol olmak.
Keñeyt- : Genişletmek vs.
Keñbaysı- : Kendini zengin göstermek vs.
Keptir- : Kurutmak , kurulamak , suyunu çektirmek , fırınlamak vs. *** Ana. Ağz. Kip :
Kuru , sert vs. ile alakası.
Kep : Kalıp, model, şekil, görünüş, biçim ; durum , aziyet , hal vs. < ET. Kep ; Tr. Kip.
Ker- : Düzeltmek , doğrultmak vs.
Ker : Tasa, kaygı vs. < ?.
Kerbaz : Kendini beğenen , çıt kırıldım , züppe. < Fars. Kerbaz.
Kerbazlan- : Şık giyinmek vs.
Kere : Kere, kez , defa vs. < Ar. Karra(t).
Kerek : Gerek , lüzum , ihtiyaç , istek ; gerekli vs.
Kereksin- : Gerekli saymak vs.
Kereksiz : Gereksiz. < ET. Kergeksiz.
Kerekpes : Gerekmeyen vs.
Keri ( Kerüv ) : Geri , arka , ters taraf ; batı vs. < ET. Kerü ; Tr. Geri.
Kerki : Balta. < Kıpç. Kerki : Balta.
Kerti : Tam , tamamen ; gerçek , hakikat , realite vs.
Kesek : Kırıntı , artık , bölüm , parça , lokma , dilim , kesek ; bir kısım ( insanlar , kişiler ,
Kesmişi : Asker. < ET. Kesimçi.
Keş : Akşam , geç vakit , geç vs.
Keşlet- : Akşam(ı) etmek.
Keşlik : Akşam , akşam vakti.
Keşe : Gece. < ET. Keçe ; Tr. Gece.
Keşüv / Keçüv : Geçit ,; geçme , geçit vs.
Keşir- : Affetmek ; geçirmek vs.
Keşiril- : Geçirilmek vs.
Ket- : Gitmek , geçmek , sona ermek vs.
Ketik : Gedik, çentilmiş , kenarı kırılmış vs.
Kevdeli : Gövdeli , boylu poslu.
Kevkar : Gevher. < Fars. Gevher. < Ar. Cawhar.
Key(i)f : Keyif vs. < Ar. Kayf.
Kezüv : Gezme , dolaşma vs.
Kezlik : Kadınların kullandığı küçük bıçak. < ET. Kezlik.
Kezek : Sıra , nöbet vs. < ET. Kezig.
Kezüv : Sıra vs. < ET. Kezig.
Kezüv kezüv : Sıra sıra , srayla vs.
Kıdır- : Gezinmek , gezmek , dolaşmak ; dinlenmek vs.
Kıdırma : Seyyar , dolaşan vs.
Kıdırlı yas : Kutsal Hızır. < Ar. Χidr + Ar. İlyās.
Kıl- : Yapmak , etmek , işlemek vs.
Kılık : Huy , tabiat , mizaç , ahlak , yaratılış ; düzenli , doğru hareketli vs.
Kılıklı : Görgülü , edebpli vs.
Kılıksızlan- : Huysuzlaşmak , yaramazlık etmek vs.
Kılıylan- : Olmak , yapılmak vs.
Kılıplı : Sinsi, kurnaz. <Kılıflı ?
Kılıplık : Kurnazlık , sinsilik vs.
Kılpısı- : Kurnazlık etmek vs.
Kılış : Kavga ; kılıç vs. < ET. Kılıç.
Kılışla- : Kılıçlamak vs.
Kılış-kırgın : Kavga , dövüş.
Kılıy : Kör ; şaşı gözlü vs.
Kılmıs : Hizmet , bakım , servis vs.
Kımdır- : Kimseye göstermeden / çaktırmadan almak , aşırmak.
Kımkırcla- : Tırtıklamak , aşırmak vs.
Kımta- : Sıkmak , tıkamak vs.
Kımtal- : Büzülmek , kısılmak , sıkışmak vs.
Kıñırayt- : Bir tarafa eğmek vs.
Kıñrak : Bıçak. = Kırg. / Tel. Kıñırak.
Kıp-yalañaş : Çırıl çıplak.
Kıpıñla- : Tatlı bir çarpıntı hissetmek.
Kır : Kır , yaban , step, bozkır, tarla , alanvs.
Kırak : Zirve , doruk , tepe vs.
Kırgarav : Çekik ( göz ).
Kırgın / Kırğın : Dövüş , savaş vs.
Kırgın-şırgın : Kırıp geçirme , bozguna uğratma vs.
Kırgış : 1. Kazıma aleti. 2. Yarımay şeklinde bıçak , hançer.
Kırgışla- : Kırıp geçirmek , öldürmek ; temizlemek amacıyla çırpmak / çarpmak vs.
Kırılda- : Hırıldamak , kısık sesle konuşmak vs.
Kırkıldavık : Kırkıldayarak ses çıkaran.
Kırpak : Hafif kar yağışı.
Kırsav : Tutaç , toka ; tahta fıçıyı çevreleyen çember ; halka , çember vs.
Kırşıl- : Kesilmek , biçilmek vs.
Kırşıldat- : Gıcırdatmak.
Kırşın- : Haykırmak ; çatlamak ; fışkırmak ; nefes almak vs.
Kısta- : Kışlamak , kışı geçirmek.
Kısla- : Kışı geçirmek , kışlamak vs.
Kıslak / Kıslav : Kışlak.
Kıs- : Kısmak , kırpmak , sıkıştırmak vs.
Göz kıs- : Göz kırpmak vs.
Kıstır- : Kıstırmak , kısmak vs.
Kıska et- : Kısaltmak vs.
Kıskayaklı : Hanım , kadın.
Kısta- : Zorlamak , ısrar etmek.
Kışı : Kolza / kanola bitkisi ( brassicanapus oleifera ).
Kışkır- : Bağırmak , çağırmak , haykırmak , çıkışmak vs.
Kıt- : Kısmak , esirgemek ; öldürmek vs.
Kıtımır : Çevik , işini bilen , haşin , sert. < Ar. Kıtmir.
Kıy : Koyun ve keçi gübresinden oluşan tezek.
Kıy- : Kıymak , kesmek vs.
Kıyalat- : Dağ yamacında yürütmek , yılankavi hat boyunca götürmek.
Kıyamet : Kıyamet vs. < Ar. Kiyāma(t).
Kıyık : Kıyı , kenar , zıh vs.
Kıyıl- : Eğrilmek , bükülmek vs.
Kıyın : Ağır , fena , zor , zahmetli , zahmet , zorluk , çile , güçlük ; utandıran , zor duruma
Kıyınlı : Çile çekmiş , çilekeş , çileli vs.
Kıyınlık : Zorluk , zahmet , eziyet vs.
Kıyınsın- : Güçlük çekmek vs.
Kıyna- : Eziyet etmek , azap vermek vs.
Kıynal- / Kıylan- : Endişe etmek , azap çekmek , zahmet etmek , yorulmak vs.
Kıynal- : Azap vermek , eziyet çektirmek vs.
Kıyınsuv : Deneme , tecrübe vs.
Kıyır : Kıyı , kenar , sınır , uç vs.
Kıykañla- : Büzülmek ; kıçını oynatmak vs.
Kıylı : Hayli , çok , pek çok.
Kıymas : Kız arkadaş , arkadaş.
Kıymılda- : Kımıldamak vs.
Kıypañla- : Tereddüt etmek.
Kıyra- : Yıkılmak , kırılmak , parça parça olmak vs.
Kıysayt- / Kıyşayt- : Eğriltmek , bükmek , eğmek vs.
Kıyşık-şuyrık : Kırış kırış , eğri büğrü.
Kızalak : Kızcağız , küçük kız . < Kız-alak.
Kız- : Kızmak , sinirlenmek ; sıcaklığı artmak vs.
Kızuv : Kızgın , kızgınlık , tav vs.
Kızuvlı : Ateşli , canlı , heyecanlı vs.
Kızgılt : Kırmızımsı, kırmızıya çalan. < Kız-gılt.
Kızıl : Kızıl , kırmızı vs.
Kıp-kızıl / Kıpkızıl : Kıpkızıl vs.
Kızdırma : Sinir , kızgınlık.
Kızba : Tifo , kara humma vs.
Kızgıñ / Kızgın : Sarhoş , başı dumanlı , kafası iyi ; kızgın vs.
Kızgan- : Arzulamak , kıskanmak , esirgemek , açgözlülük etmek , tamah etmek vs.
Kızganşak : Hasis , cimri vs.
Kızıguvlı : İlgi çekici , merak uyandırıcı.
Kızıklı : Zevkli , eğlenceli ; çekici , cazip.
Kızıksın- : Alakadar olmak , ilgilenmek , alakadarlanmak , ilgilenir gibi görünmek vs.
Kızuvlan- : Sinirlenmek , kızmak vs.
Kino : Sinema . < Rus. Kino.
Kir- : Girmek ; kaçmak vs.
Kir : Kir , kirli ( elbise vs. ) .
Kirli kollı : Eli kirli , kirli elli vs.
Kirşen / Kirşeñ : Çabuk kirlenen , kir götürmeyen.
Kirevke / Kerüge / Kurevke / Kerovke : Omuzları koruyan zırh parçası. =. Kırg. Kereüke.
Kirpik kak- : Göz kırpmak , uyumak vs.
Kirt : Kilit. < Fars. Kilit.
Kirtle- : Kapamak , kapatmak vs.
Kise : Cep. < Fars. Kīse.
Kisenle- : Zincirlemek , kösteklemek vs. < ET. Kişe-.
Kisenlen- : Kösteklenmek , bukağılanmak , bukağı vurulmak vs.
Kisidey : Kişi gibi , biri gibi vs.
Kisine- : Kişnemek vs. < ET. Kişne-.
Kisnes- : Kişneşmek , karşılıklı veya beraber kişnemek vs.
Kişkey : Küçük , küçücük , ufak , önemsiz vs.
Kişkenekey : Küçücük vs. < Kişkey-ekey.
Kiye : Kutsallık , haysiyet vs.
Kiyev / Kiev / Küyev : Güvey , güveyi , damat ; koca . < ET. Küdegü.
Kiyik : Çatal tırnaklı yabani hayvanların genel adı. < ET. Keyik.
Kiyiz : Keçe vs. < ET. Kidiz.
Kiylik- : Başkasının işine veya sözüne karışmak ; bıçak bıçağa gelmek vs.
Kiz : Ok kuyruğu. < ET. Kez.
Kladoiskatel’ : Hazine arayıcısı . < Rus. Kladoiskatel’.
Klass : Sınıf. < Rus. Klass.
Klub : Klüp ; dalga vs. < Rus. Klub.
Kniga : Kitap. < Rus. Kniga.
Knopka : Düğme. < Rus. Knopka. *** Tr. Kopça ile alakası.
Knyaz : Prens. < Rus. Knyaz’.
Kogda : Ne zaman , ne vakit.
Kogıs : Ok taşlama aleti. < ET. Koguş.
Kok : Tezek , pislik , çöp vs.
Kokı- : Saçılmak , dağılmak vs.
Koklat- : Kirletmek , çöplüğe çevirmek , pisletmek vs.
Kol : Kol , el ; emir , hizmet vs.
Kol köter- : El kaldırmak vs.
Kolşak : Dirsek koruyucu. =. Çağ. / Tr. Kolçak.
Koltıkla- : Mektuplaşmaya devam etmek vs.
Kolamta : Yemek pişirme ocağı ; köz.
Kolaş : Beyaz ekmek , çörek , küçük ekmek vs.
Kolaysız : Düzensiz , kötü , fena vs.
Kolay bol- : Düzelmek , iyileşmek vs.
Kolaylan- : Hazırlanmak ; fırsat oluşturmak vs.
Kolaylat- : Uzuzlatmak vs.
Kolbas : Sucuk. < Rus. Kolbasa.
Kollega : Meslektaş. < Rus. Kollega.
Kolyaska : Malül arabası. < Rus. Kolyaska.
Komandirovka : Memuriyetle / görevle gönderme / yollama vs. < Rus. Komandirovka.
Kombayn : Tarım makinesi. < Rus. Kombayn.
Kombinezon : İş elbisesi. < Rus. Kombinezon.
Komek : Koruma , bekçi ; yardım.
Komgazı : Kaynatılmış koyun eti.
Komissiya : Komisyon. < Rus. Kombissiya.
Komla- : Kazımak , sökmek vs.
Kompot : Komposto. < Rus. Kompot.
Komsomal / Komsomol : Komünist gençler / gençlik birliği ( üyesi ) . < Rus. Komsomol.
Konak : Konuk , misafir ; göçmen vs.
Konakşıl : Misafirpever , konuksever.
Kongan : Kurulu , kurulmuş vs.
Konıs : Yerleşim , ev , konut vs.
Kondır- : Misafir etmek , kondurmak vs.
Konşak : Askerin ayak kalkanı.
Kontor : Daire , büro , yazıhane vs. < Rus. Kontora.
Koñız : Sert kanatlı gübre böceği , böcek vs. < ET. Koñuz.
Koñkayt- : Dumanlanmak vs.
Koparsı- : Gurulanmak , kendine güvenmek vs.
Kor : Hakir , aciz , aşağı , hor , maskara vs. < Fars. Hor. ; Tr. Kor / Hor.
Korla- : Hakaret etmek , tahkir etmek ; hor görmek , aşağılamak , incitmek vs.
Korlık : Kötülük , ayrılık ; aşağılanma vs.
Kora : Duvar / perde ( taş veya tahtadan ) vs.
Koratıl- : Harcanmak , eksiltilmek vs.
Koratsın : Örme zırh , miğfer. < Korı-.
Koraz : Horoz. < Ar. Χurōs.
Korğasın / Korgasın : Kurşun.
Korkıt- : Korkutmak , tehdit etmek vs.
Korkıtuv : Korkutma , tehdit vs.
Korkuvsızlık : Korkusuzluk vs.
Korpus : Gövde , vücut. < Rus. Korpus.
Korrespondent : Muhabir. < Rus. Korrespondent.
Korşala- / Korsala- : Korumak , kollamak ; çevrelemek , kucaklamak ;çevrili olmak vs.
Kos : Çadır , iğreti keçe ev vs. < ET. Koş.
Kosak : Eş , arkadaş , ikili , bileşik vs.
Kosşı : Çift sürücü / süren.
Kos- : Katmak , koymak , eklemek , artırmak , toplamak ; çarpıtmak vs.
Kospa : Birleşik ; ek / ilave olarak vs.
Kosıl- : Eklenmek , artırılmak vs.
Kosay-yırav : Şarkı , türkü.
Kosmos : Uzay. < Rus. Kosmos.
Koşkar : Koç , damızlık koç.
Koşşak : Delikanlık. = An. Ağz. Koçak.
Kotır : Uyuz , kaşıntı vs.
Koy : Koyun ( Hayvan ). < ET. Kon.
Koyşı : Çoban , koyun çobanı. < ET. Konçı.
Koy / Koyın : Koyun , sine vs.
Koyınlas- : Koyun koyuna / kucak kucağa olmak.
Koy- : Bırakmak , kesmek , bitirmek , saklamak , gömmek vs.
Koz : Ceviz. < Fars. Gawz / Gōz.
Kozgal- : Hareket etmek , kımıldamak vs.
Kozgalt- : Kımıldatmak , hareket ettirmek vs.
Kozı- : İkame edilmek ; uyandırılmak ; birbirine takılmak ; celbetmek vs.
Köbisinşe : Çoğuna göre vs.
Köp : Çok , bir çok , bol vs.
Köple- : Çoğalmak , ( miktarca ) artmak vs.
Köpten beri : Çoktan , çoktan beri.
Kögen / Kökem : Erik , siyah erik.
Kögenlik : Erik ağaçlığı / ağaçları.
Kögerşin ( Kögörşin ) : Güvercin.
Kök : Gök , mavi , yeşil vs.
Kökirek : Göğüs , meme , kalp vs.
Kökit- : Azdırmak , söz dinlemez etmek vs.
Köklev : Dikme , teğelleme.
Kölgey : Göl gibi , şelale gibi vs.
Kölem : Çok ; hacim , oylum , kapsam , şümul.
Kömekeyle- ( Kömököyle- ) : Boğmak vs.
Könek : Deri. < ET. Könek.
Kön- : İnanmak , muvafakat etmek , alışmak , kabul etmek , anlaşmak vs.
Köne al- : İnanmak , inanabilmek vs.
Köñil : Gönül ; istek vs.
Köñilli : Gönüllü ; istekli vs.
Köñilşen : Saf , iyilik sever , duygulu.
Köñillendir- : İsteklendirmek vs.
Köñüllen- : Heveslenmek , neşelenmek vs.
Köp- : Kabarmak , şişmek , caka satmak vs.
Köpirin- : Köpürmek , celallenmek vs.
Köpirşik : Köprü , köpürük. ???
Köpşik : Eyer yastığı. < ET. Köpçük.
Kör- : Görmek , anlamak vs. > Ak-Nogay Ağzında Kör-.
Köre al- : Görmek , görebilmek vs.
Körin- : Görünmek , anlaşılmak vs.
Körmegensi- : Görmezlikten gelmek.
Körnekli : Gösterişli , meşhur , tanınmış ; belli , açık , aşikar vs.
Körimli : Örnek olacak , ibretlik vs.
Kör : Mezar. < Fars. Gur.
Körk : Güzellik , doğruluk vs. < ET. Körk.
Körksiz : Güzel olmayan vs.
Körklendir- : Güzelleştirmek vs.
Kösev : Ocaktaki ateşi düzeltmek için kullanılan değnek.
Kösil- : Rahatlamak , sükunet içinde olmak , uzanmak vs.
Köşir- : Göçürmek ; kopya etmek , geçirmek vs. < ET. Köçür-.
Köşir agaş : Dingil , mil.
Köten : Göden , kalın bağırsak.
Köter- : Kaldırmak , almak , görünmek , tırmanmak vs.
Köteril- : Kalkmak , canlandırmak , heyecanlandırmak vs.
Köteris- : Birbirini kaldırmak vs.
Köterisüv : Birbirini kaldırma vs.
Köteresi : Hepsi , bütün , diğerleri.
Köylekşen : Tek bir gömlek giymiş halde.
Közle- : Gözlemek , izlemek vs.
Krım : Kırım. < Rus. Krym.
Kröşke : Büyük bira bardağı. < Rus. Krujka.
Krucok : Değnek. < Rus. Krujok.
Kşu kşu : Kış kış , tavuk vs. hayvanları kovma sözü.
Kubar- : Solmak , sararmak , ağarmak ; kızarmak , kıpkırmızı olmak vs.
Kubla / Kubıla / Kıbla : Kıble , güney vs. < Ar. Kibla(t).
Kucır : Kuvvet , basınç ; tuhaf vs.
Kuda : Nikah sonrası eşlerin akrabaları arasındaki yakınlık ilişkisi.
Kudagıy : Görücü , dünür vs.
Kudagay : Kadın cinsiyetinden olan kayın akrabalar. = OMoğ. Kudagai.
Kul : İşçi , kul , köle vs.
Kullık : İş , faaliyet , eylem vs.
Kullık et- : Çalışmak vs.
Kullıkşı ( Kullukşı ) : İşçi.
Kulak tındır- : Kulak kabartmak vs.
Kulakşın : Kulaklı kalpak.
Kulan : Kulan ( Bir yabani hayvan ). < ET. Kulan.
Kulaşla- : Geniş adımlarla sekerek koşmak vs.
Kula kır : Bomboş / ıssız arazi.
Kulın : Kısrak yavrusu , kulun , tay vs. < ET. Kulun / Kuluŋ.
Kulınla- : Tay doğurmak vs.
Kultañ ét- : Telaşa kapılmak vs.
Kultura : Kültür. < Rus. Kul'tura.
Kumgan : İbrik , çaydanlık.
Kumırska : Karınca. < ET. Kumursga.
Kunacın : ( Üç yaşında ) dana ; üç yaşındaki dişi hayvan . < OMoğ. Gunacın.
Kunadil / Konadil : Bir doğan kuşu çeşidi.
Kunan : Üçüncü yaşına basmış tay , tay ; üç yaşındaki erkek hayvan. = OMoğ. Gunan.
Kunar : Elbise vs. = OMoğ. Kunar.
Kunıstır- : Mecbur etmek , zorlamak vs.
Kura- : Tanzim etmek , toplamak vs. < ET. Kuvra- / Kubra-. = OMoğ. Kura- : Birleştirmek
Kurat- : Toplatmak vs. < ET. Kuvrat-.
Kurama : Toplanmış , birleştirilmiş vs.
Kuralay : Her sene mayıs ayının ikinci yarısında olan soğuk ; nisan .
Kuralayday : Ceylan gibi.
Kuran : Kur’an-ı Kerim. < Ar. Kur’ān.
Kurban / Kurman : Kurban. < Ar. Kurbān.
Kurban bayram : Kurban bayramı.
Kurgak : Kurumuş , kuru vs.
Kurıt : Kurut , suyu sıkılıp kurutulan kesmikten yapılan top şeklinde yiyecek.
Kurık : Sırık , direk , değnek , kazık.
Kurılda- : Horuldamak vs.
Kurıs- : Kırışmak , büzülmek , buruşmak , sıkılmak vs.
Kurilka : 1. Et ve balık isleme / tütsüleme tesisi / yeri 2. Sigara salonu. < Rus. Kurilka.
Kurkırat- : Guruldatmak vs.
Kurman : Sadak , okluk vs. < Fars. Kurban < Ar. Karaba.
Kursak : Kursak , karın , mide ; kursaklı vs. < ET. Kurugsak.
Kuvırşak : Kukla , bebek vs.
Kurtka : İhtiyar , yaşlı kadın , kocakarı , karı , hanım . < ET. Kurtga.
Kuşakla- : Kucaklamak , sarmak , bağrına basmak vs.
Kuşaklan- : Kucaklanmak ; kucaklamak vs.
Kuşın : Tüy , kuş tüyü , telek vs.
Kut : Baht , mutluluk vs.
Kutlı : Kutlu , mübarek , uğurlu vs.
Kutlama : Kutlama, tebrik vs.
Kutıl- : Kurtulmak , bitmek ; bitirmek , sonlandırmak vs.
Kutar- : Bitirmek , kurtarmak vs.
Kutık : Kutu , sandık.''men uyundan tenz boldum'' ne demek
Kutık : Gıdık , gıdıklama vs.
Kutır- : Kudurmak , saldırmak vs.
Kutıruv : Azma , kudurma , taşkınlık yapma vs.
Kuv- : Takip etmek , izlemek ; kovalamak , kovmak ; kovulmak vs.
Kuvala- / Kuvla- : Kovmak , kovalamak ; takibat / soruşturma açmak vs.
Kuvgın : Kovalama , takip vs.
Kuvaldı : Akbaba ; ( Bozkır Nogaylarında ) bozkır kartalı.
Kuvan- : Sevinmek , hoşnut olmak vs.
Kuvanış : Sevinç , kıvanç , sevinç kaynağı.
Kuvna- : Eğlenmek , sevinmek vs.
Kuvat : Kuvvet. < Ar. Kuwwat.
Kuvga : Ayçiçeği çekirdeği.
Kuvır- : Kavurmak , kızartmak vs.
Kuvırdak : Kavurma , kızartma vs.
Kuvıs-müyis : Köşe bucak.
Kuvray : İçi kof / boş bir bitki.
Kuyıl- : Dökülmek , akmak , boşanmak , boşalmak , dökülmek vs.
Kuyak : Koruma / savunma silahlarının genel adı. = Çağ. Kuyak.
Kuyrık : Kuyruk ; kalça vs.
Kuzov : Sepet , zembil vs.
Kübe : Baş örtüsü ; zırh vs.
Kübirde- : Mırıldamak , mırıldanmak vs.
Kübirden- : Küfretmek , sızlanmak , homurdanmak , fısıldamak , mırıldanmak , konuşşmak ,
bahsetmek vs. < Ar. Küfr.?
Küdirey- : Eğilmek , kamburlaşmak vs.
Külüv : Gülüş , gülme vs.
Külki : Gülüş , gülme , gülünç , espri , alay , alay konusu , rezil vs.
Külemsire- : Gülümsemek , gülümser gibi yapmak vs.
Külemsirev : Gülümseme vs.
Kületki / Köletke : Gölge.
Külle : Gülle , mermi , kurşun vs. < Fars. Gūle.
Külp külp : Güp güp , yürek çarpıntısı sesi için yansıma sözü.
Külpara : Paramparça. < Ar. Kull + Fars. Pāre.
Külpilde- : Titremek , tir tir titremek , göz kırpmak vs.
Kültire- : Gürüldemek , gürlemek vs.
Kümbez : Kemer, tonuz , kubbe vs. < Fars. Gunbad.
Kün : Gün , gündüz , güneş ; hava vs. > Ak Nogay , Kuban Nogay ve Kara Nogay
Kündegiden : Gündelik , her günkü.
Kündey : Güneş gibi , gün gibi vs.
Künlik : Günlük , gündelik vs.
Küntuvar : Doğu , gün doğusu vs.
Künközi : Bir yıldız ismi.
Künbatar : Batı , garp , gün batısı vs.
Küntuvar : Doğu , şark , gün doğusu vs.
Küna : Günah vs. < Fars. Gunāh.
Künasına kal- : Günahını almak vs.
Küni burın : Bir an önce.
Kün : Kıskanma , haset vs. ? < ET. Küni.
Künle- : Kıskanmak , haset etmek , gıpta etmek vs.
Küñirt(i) : Donuk , mat , soluk , bulanık , açık olmayan vs.
Küñirtlen- : Bulanmak , donuklamak , soluklaşmak , solmak , belirsizleşmek , müphem hal
Küp : Kabile , uruk , boy vs.
Küpşek : Araba tekerleğinin ortası.
Küre- : Kürümek , küremek vs.
Küres- : Güreşmek , mücadele etmek , uğraşmak vs.
Kürmel- : Bir şey söylemeye teşebbüs etmek , bir şey söyleme teşebbüsünda bulunmak vs.
Kürpeytil- : ( Saç ) kabartılmak vs.
Kürsin- : Ağır ağır solumak , iç çekmek , soluklanmak vs.
Küşli : Güçlü , kuvvetli vs.
Küşe- : Kuvvetlendirmek , artırmak vs.
Küşen- : Kendini zorlamak , bütün gücünü sarfetmek / harcamak vs.
Küşe : Sesleniş , haykırış vs.
Küşelek : Köpek yavrusu , enik vs.
Kütüv : Bekleme , gözetme vs.
Küy : Melodi , hava , motif , nağme , ahenkli ses vs. < ET. Kü.
Küy- : Yanmak , dağlamak ; yanmak , yakılmak vs.
Küygist- : Yandırtmak vs.
Küygelekle- : Hırslanmak , kızmak , sinirlenmek vs.
Küyez / Küez : Şaşkınlık , hayranlık , heyecan ; neşe , sevinç vs.
Küyezlen- / Küezlen- : Sevinmek , neşelenmek , ısınmak vs.
Küyme : Üstü kapalı süslü araba.
Küzet- : Gözetmek; korumak.
Küzet şık- : Nöbete çıkmak , nöbet tutmak vs.
Kvartira : Mesken , daire vs. < Rus. Kvartira.
Kvas : Bozaya benzer bir Rus içeceği. < Rus. Kvas.
Kvitantsiya : Makbuz. < Rus. Kvitantsiya.
Laa : Bir şaşırma ünlemi.
Ladno : İyi , pekiyi , kabul , hoş vs. < Rus. Ladno.
Lager : Kamp , karargah. < Rus. Lager.
Lahırda : Lakırdı , söz vs. < Ar. Laġw.?
Lahırdas- : Sohbet / hasbihal etmek vs.
Lapılda- : Pat diye ses çıkarmak vs.
Laşın : Şahin. < ET. Laçin.
Lääl maraz : Çok hasta. < Ar. Marad.
Lääl yöger / Lyal-yöger : Renk renk , çeşit çeşit.
Lebiz : Akıllı , kurnaz. < ?.
Lenta : Kudela , şerit. < Rus. Lenta.
Leyka : Süzgeçli kova. < Rus. Leyka.
Leytenant : Teğmen. < Rus. Leytenant.
Lıkılda- : Hepsini içmek vs.
Lineyka : Cetvel. < Rus. Lineyka.
Linguist : Dilbilimci. < Rus. Lingvist.
Literaturalık : Edebiyat. < Rus. Literatura.
Lotereya : Piyango. < Rus. Lotereya.
Lyul’kalı : Sepetli , beşikli , salıncaklı vs. < Rus. Lyul’ka.
-Ma / -Me / -Ba / -Be / -Pa / -Pe : Soru eki / edatı, mi / mı vs. > Kuban Nogay Ağzında -ım / -im.
*** Bazı kaynaklarda -na / -ne şekli olduğu da geçmekte.
Ma....Ma... : Mı...mı... .
Macar : Öküz arabası. < ? . Belki Rom. Macara : Vinç.
Madar : Dayanak , yardım , umut , çare vs. < Ar. Medar.?
Madonna : Meryem Ana. < Rus. Madonna.
Magnitofon : Ses makinesi , ses kayıt makinesi , teyp vs. < Rus. Magnitofon.
Makala : Makale. < Ar. Makāla(t).
Makta- / Magta- : Övmek vs. = OMoğ. Magta-.
Maktav / Makta : Övgü , takdir , övülme , methedilme vs.
Maktavlı : Övgüye değer vs.
Mal : Mal , hayvan , sığır vs. < Ar. Māl.
Mallık : Mallık , kıymetli vs.
Malşı : Çoban , sığırtmaç vs.
Man / Men / Mön / Pan / Pen / Ban / Ben : İle , ve . * Bu söz önündeki sözle uyuma girerek ortadaki
sesi öndeki söze uydurur bu sebeple birçok şekli vardır.
Mal- : Bandırmak , daldırmak vs. = Tr. Ban-? Veya *Bal- .
Mama : Anne. < Rus. Mama.
Mamık : Pamuk , kuş tüyü.
Mana : Başkan , büyük , başçı ; en üstteki , en tepedeki vs. = OMoğ. Mangnai.
Manak : Şapşal , özensiz.
Mandırak : Talihsiz , uğursuz.
Mañıra- : Melemek , bağırmak vs.
Mañlay / Manglay : Alın. = OMoğ. Manglai.
Karamañlay : Kara talihli , talihsiz.
Mara- : Dikkatle bakmak , şöyle bir bakmak , gizlice bakmak vs.
Maral : Maral ( Hayvan ). = OMoğ. Maral.
Maraz : Hastalık vs. < Ar. Marad.
Marli : Gaz bezi. < Rus. Marlya.
Mart : Mart. < Yun. Mártios.
Maskara : Maskara , rezil , rezalet , ayıp , yüz karası vs. < Ar. Masχara(t).
Maskara bol- : Maskara olmak vs.
Maslagat / Maslağat : 1. Öğüt , akıl , tavsiye 2. Meclis , kurul , heyet 3. Sohbet 4. Emir vs. < Ar.
Master : Usta. < Rus. Master.
Maşalla : MaaşAllah. < Ar. Māşā’allāh.
Maşayra- : Memnun olmak vs.
Maşina : Makine. < Rus. Mashina.
Maşinostroitel’nıy : Makine üretimi , makine yapımcılık vs. < Rus. Maşinostroitel’nıy .
Maştak : Alçak , kısa boylu , basık , düşük vs.
Material : Malzeme , materyal vs. < Rus. Material.
Mayşırak : Mum. < May + Fars. Çerag.
May : Mayıs . < Rus. May.
Maydan : Meydan. < Ar. Maydān.
Mayıs- : Eğilmek , eğrilmek , ezilmek vs.
Maymıl : Maymun. < Ar. Māymūn.
Mazallı : Neşeli , şen , şakacı ; memnun ; büyük , güçlü , kuvvetli , sağlam vs. < Fars. Meze.
Mää : Al, tut vs. < Rus. Mää.
Määmetekey : Yabani hindiba ; ayçiçeği.
Määne / Mane / Mene : Anlam , mana , önem vs. < Ar. Ma’nā.
Määnet : Ruble. < Rus. Määnet.
Määrce : Bir gruba karşı hitap şekli.
Määşin : Maymun. = OMoğ. Beçin.
Mecbin : Ahmak , salak vs.
Medal’ : Madalya. < Rus. Medal’.
Meditsina : Tıp. < Rus. Meditsina.
Medsestra : Hemşire. < Rus. Medsestra.
Men / Man : Ben. < ET. Ben / Men.
Maga / Mağa : Bana. < ET. Baŋa / Maŋa.
Menmensüv : İftihar etme , gurur duyma vs.
Meñirev : Sağır ; ağır duyan vs.
Meŋli : Benli (yüz). < ET. Beŋlig ; Tr. Benli.
Mergin : Atıcı , tüfekle avlanan kişi , nişancı vs.
Mertik : Kemik kırığı , çıkık vs.
Meşit : Mescid , cami . < Ar. Mescid.
Meyit : Meyyit , ölü , ceset vs. < Ar. Mayyit.
Mezar : Mezar. < Ar. Mazār.
Mezgil : Zaman , vakit , çağ , devir , mevsim , an , sıra ; defa vs.
Mıdah : Mahzun , hüzünlü , kederli , üzüntülü , gamlı , elemli vs.
Mıdahlan- : Hüzünlenmek vs.
Mık : Çivi , mıh. < Fars. Mīχ.
Mıkıy : Ger zekalı , beceriksiz.
Mıñ / Min : Bin , 1000. < ET. Bıŋ / Biŋ / Bin / Miŋ.
Mırat : Murat , dilek , istek , arzu , heves vs. < Ar. Murād.
Mıratsız : İsteksiz , hevessiz vs.
Mırsat : Fırsat. < Ar. Fursa(t).
Mırtılda- : Şikayet ederek söylenmek vs.
Mırza : Mirza. < Fars. Mīrzā.
Mısal : Misal , örnek vs. < Ar. Misāl.
Mıskılla- : Alay etmek , eğlenmek , istihza etmek vs.
Mıstakay : Düzensiz , bozuk , cılkı çıkmış vs.
Mıstay : Bozup cılkını çıkaran , kendini idare edemeyen vs.
Mıtıl- : Piyango vs. oyunlarda kazanmak vs.
Mıy : Akıl , beyin ; ilik vs. . < ET. *Beni .
Mıyaylan : Dikkatiz, düşüncesiz , salak vs.
Mızga- : Uyuklamak ; bıkmak , usanmak vs.
Milletşi : Milliyetçi. < Ar. Milla(t).
Min : Hata , kusur , eksik vs.
Minsiz : Eksiksiz , hatasız vs.
Min- : Çıkmak , binmek vs. < ET. Biñ- / Bin-.
Minmek : Binme , biniş vs.
Mine : Şimdi , işte , bu kadar , zaten , ama vs.
Minen : İle , birlikte vs.
Misapir : Misafir vs. < Ar. Musāfir.
Misetke alma- : Adam yerine koymamak vs.
Misetsin- : İlgilenmek , önem vermek vs.
Molık- : Bollukta olmak vs.
Molşılık : Bolluk , bereket vs.
Molla : Molla. < Fars. Molla < Ar. Mavlā.
Molpay- : Şekil itibariyle kocaman / şişman ve ancak gevşek olmak , rahat/yayılgan şekilde
Monter : Elektrikçi. < Rus. Monter.
Morı : Bir nevi koyu kahverengi ( olan ).
Morozil’nik : Buzdolabı buzluğu. < Rus. Morozil’nik.
Moskviç : Moskovalı. < Rus. Moskviç.
Mototsikl : Motosiklet. < Rus. Mototsikl.
Moyın : Boyun. < ET. Bon. / Boyun.
Moyındırık : ?. < ET. Boyunduruk.
Moynak : Ak boyun ( bir köpek alakabı ).
Moyıt- : Sızlatmak , acıtmak vs.
Moysa : Boyunduruk , kölelik vs.
Moyşak : Boncuk. < ET. Monçuk.
Mukayatlan- : Mukayyet olmak vs. < Ar. Mukayyed.
Munda : Burada vs. < ET. Bunta.
Munı : İşte bu. < ET. Bunı.
Munşa : Bunca vs. < ET. Bunça.
Muñ : Keder , elem , üzüntü , sıkıntı vs. < ET. Buñ.
Muñlı : Sıkıntılı , hüzünlü , kederli vs.
Muña(y)- : Yorulmak , sıkılmak , bunalmak ; üzgün olmak vs.
Muñayt- : Bunaltmak , sıkmak vs.
Musılman : Müslüman. < Fars. Muslimān < Ar. Muslim.
Mut- / Umıt- : Unutmak , hatırından çıkmak vs.
Muzey : Müze. < Rus. Muzey.
Mülgi- : Uyku bastırdığında göz kapanıp açılmak vs.
Müñire- : Böğürmek vs. < ET. Müñre-.
Müsirev : Teşekkür , minnettarlık vs.
Müskin : Ölü , rahmetli , merhum.
Müşe : Organ , aza , uzuv ; bedenin bir kısmı , beden vs.
Mütey : Ahmak , salak vs.
Müteysi- : Salaklaşmak , ahmaklaşmak vs.
Naçal’nik : Amir vs. < Rus. Naçal’nik.
Naçal’stvo : Amirler vs. < Rus. Naçal’stvo.
Nadziratel’ : Gözetici , gözcü vs. < Rus. Nadziratel’.
Nagaş : Anne tarafından akrabalar. = OMoğ. Nagaçu.
Nahodka : Hazine , buluntu , buluş , altın madeni vs. < Rus. Nahodka.
Nalivayt : Doldur anlamında . < Rus. Nalitvay'.
Nalog : Vergi. < Rus. Nalog.
Namart : Namert , hain , haince vs. < Fars. Nāmard.
Namıs : Namus , şeref , haysiyet vs. < Ar. Nāmūs.
Namıslan- : Utanmak ; gücenmek , küsmek vs.
Narod : Halk. < Rus. Narod.
Nart : Kahraman. < Adigece Nart.
Nasip / Nesip : Nasip vs. < Ar. Nasīb.
Nasipli / Nesipli : Nasipli , kısmetli , şanslı vs.
Nasos : Tulumba , pompa vs. < Rus. Nasos.
Nauçnıy : İlmi , bilimsel vs. < Rus. Nauchnyy.
Nava : Kalite , nitelik , keyfiyet vs. < Ar. Nav’. ?
Navasız : Kalitesiz , düşük kaliteli vs.
Nayza : Mızrak. < Fars. Nayza.
Nazar : Bakış vs. < Ar. Nazar.
Nálet / N let / Nalet / Nelet : Lanet , nalet vs. < Ar. La’net.ää
Nártük / N rtük / Nartük : Mısır.ää
Návmet : Nimet. < Ar. Ni’ma(t).
Neşe / Neşev : Kaç , ne kadar , nice vs. < Neçe veya Nençe.
Nege : Niçin , neden , niye vs. < ET. Neke.
Ne ... Ne... : Ne .... ne ..... .
Ne...ne... : Ne...ne... .
Neft : Petrol. < Rus. Neft’.
Nemec : Alman. < Rus. Nemets.
Negiz : Çekirdek , esas , nüve vs.
Nepis : Nef(i)s .. < Ar. Nafs.
Näävmet : Nöbet vs. < Ar. Navba(t).
Nıkla- : Sağlamlaştırmak , pekiştirmek , kuvvetlendirmek vs. < ? Mık.
Nızam : Nizam , disiplin , düzen vs. < Ar. Nizām.
Niyet / Niet : Niyet vs. < Ar. Niyya(t).
Niyetle- : Niyet etmek vs.
Niyetli / Nietli : Niyetli.
Nokta : Yular vs. = OMoğ. Nogtu.
Noktala- : Yular geçirmek vs.
Nol’ : Sıfır. < Rus. Nol’.
Nomay : Kanlı savaş , cenk , kavga ; büyükçe vs.
Noşagan : Bir bitki , kolza bitkisi ; dulavrat otu , eşek dikeni vs. = OMoğ. Noçikuna /
Notatsiya çitat : Birine ders vermek. < Rus. Notatsiya çitat.
Novelle : Hikaye vs. < Rus. Novella.
Noyabr’ : Kasım. < Rus. Noyabr’.
Nu ladno : Neyse. < Rus. Nu ladno.
Nyanya : Hasta bakıcı. < Rus. Nyanya.
Nyan’ka : Dadılık. < Rus. Nyan’ka.
Oba : Taş yığını. = Kalm. Ovaa.
Oblast / Oblast’ : Bölge , mıntıka , havali , vilayet vs. < Rus. Oblast’.
Obraz : Suret , kılık , tarz , tip vs. < Rus. Obraz.
Obrazovanie : Tahsil , öğrenim vs. < Rus. Obrazovaniye.
Obşçcitie : Yurt , lojman vs. < Rus. Obshchezhitiye.
Obşçestvo : Toplum , topluluk vs. < Rus. Obshchestvo.
Obşçestvennik: Toplumcu vs. < Rus. Obshchestvennik.
Oçerk : Röportaj , deneme vs. < Rus. Otchet.
Ofitser : Subay , zabit vs. < Rus. Ofitser.
Oğır man : Uğurlu , uğur ile.
Oğırı man : Hayırlısıyla.
Ogırsız / Oğırsız : Uğursuz.
Ok : Kuvvetlendirme edatı ; hemen vs. < ET. Ok / Ök.
Ok : Ok , mermi. < ET. Ok.
Okı- ( Oku- ) : Okumak , davet etmek vs.
Okıvşı / Okuvşı : Öğrençi vs.
Okuv : Okuma , ders verme vs.
Oksı- : Manasız şeyler söylemek vs.
Oktal- : Sıçramak , ileri atılmak vs.
Oktyabryat : Çocuk teşkilatı üyesi ( SSCB zamanında ). < Rus. Oktyabryat.
Olardı : Onların , onlarınki.
Olca : Çıkartma , üretme , üretim , istihsal , ganimet vs. = OMoğ. Olca.
Olcalık : Hatıra , yadigar ; zafer vs.
Ollahıy : Bir ünlem , Vallahi. < Ar. VAllahi.
Oltır- : Oturmak , yerleşmek vs. < ET. Olur-.
Oltırgış / Oltırğış / Oltırgıç : Sandalye vs.
Oltırt- ( Olturt- ) : Oturtmak vs.
Oltırıs : Oturuş , oturma vs.
Omırav : Bağır , hayvan göğsü , göğüs kemiği vs.
Onınşı : Onuncu. < ET. Onınç.
Onar / Onlap / Onarlap : Onar vs.
Onı : Onu , onun vs. < ET. Anı.
Onıñ : Onun. < ET. Anıŋ / Anın.
Onday : Onun gibi , bunun gibi .
Onnan soñ : ( Ondan ) sonra vs.
Onşa : Bu kadar vs. < ET. Ança.
Oñ : Sağ ( taraf ) , sağ / sağlıklı ; bolluk , bereket , refah , şans ; bereketli , yolunda ,
Oñlı : Güçlü , yetişmiş , sağlam vs.
Oñsız : Zayıf , güçsüz vs.
Oñla- : 1. Bir işi sağ elle yapmak 2. Düzeltmek vs.
Oñan : Sağ , sağlam , sağlıklı , münasip vs.
Oñ bol- : Yolunda gitmek vs.
Oñla- : Yöneltmek , doğrultmak vs.
Oñıs : Ürün , mahsül , rekolte ; başarılı , yolunda , iyi vs.
Oñ- : Gelişmek , rahat yüzü görmek , hayırlı olmak / hayır bulmak , onmak vs.
Oñıp ös- : Mutluluğa erişmek / ermek / olmak vs.
Oñıp ösmek : Mutluluğa erişme vs.
Oñaylı : Uygun , müsait , rahat vs.
Oñayt : Fırsat , uygun durum vs.
Oñ- : Solmak , rengi atmak , dökülmek vs. < ET. Oñ-.
Opıra- : Aşınmak , yıpranmak vs.
Opırak : Elbise , giysi , giyim vs.
Opsıra- : Nefessiz / cansız kalmak vs.
Or- : Biçmek. ( Ekin , ot vs. )
Or(a)- : Sarmak , dürmek , dolamak vs. = Kalm. Oraa-.
Oral- : Oynamak , hoplamak , sallanmak , dolaşmak vs.
Oram : Sokak , yol , cadde vs.
Oram : Haram vs. ? < Ar. Haram
Oramzade : Piç. < Ar. Haram + Fars. Zade.
Oraza : Oruç. < Fars. Ruze.
Oraza : Karakol ; posta ; nokta ; vazife vs.
Orda : Hanlık ; karargah , ordu vs. < ET. Ordu / Ordo.
Orden : Nişan vs. < Rus. Orden.
Orın / Orıñ : Yatak ; yer , mahal vs.
Orındı : Yer , mahal , mekan vs.
Orındık : Karyola , yatak vs.
Orınlas- : Kurulmak , yerleşmek vs.
Orınlastır- : Yerleştirmek , sığdırmak vs.
Orlenok : Kartal yavrusu.
Orta : Orta vs. < ET. Ortu / Orto.
Ortaklas- : Paylaşmak vs.
Osal : Fena , zayıf , kötü vs.
Osallat- : Dayanıksız olmak , kararsız olmak vs.
Ot : Od , ateş vs. < ET. Ot.
Ot : Ot , bitki vs. < ET. Ot.
Otar : Mera , otlak , yaylak vs.
Otız : Otuz , 30. < ET. Otuz.
Otkaz : Reddetme , vazgeçme , istememe vs. < Rus. Otkaz.
Otliçnik : Üstün başarı öğrencisi. < Rus. Otlichnik.
Otpusknoy : İzin. < Rus. Otpusknoy.
Oyık : Nişan işaret, kertik. < ET. Oyuk.
Oy : Düşünce , fikir ; iç , gönül vs.
Oylı : Akıllı , zeki , mantıklı vs.
Oylı-şıraylı : Düşünceli vs.
Oysız : Fikirsizce , düşüncesizce , düşünülmemiş vs.
Oyla- : Düşünmek , tasarlamak vs.
Oylan- : Düşünmek , kara kara düşünmek vs.
Oylas- : Düşünmek, değerlendirmek.
Oy : Alçak yer , çukur , vadi , çukurluk vs.
Oy- : Oymak vs. < ET. Oy-.
Oynak : Oynak. < ET. Oynag.
Oyın : Eğlence , oyun vs. < ET. Oyun.
Oyran : Gürültü , maskaralık , kepazelik vs.
Oytıl- : Oydurulmak , kazdırılmak , gömülmek vs.
Oyuv : Süsleme , tezyin , bezeme vs.
Oz- : Geçmek , bırakmak , öne geçmek vs. > Ak-Nogay Ağzında Oz-. < ET. Oz-.
Ozga- : Geçirmek , gezdirmek , çekmek , yapmak vs.
Ozgan : Geçen , eski , mazi vs.
Ozgar- : Geçirtmek , geçirmek , göndermek vs.
Ögit : Öğüt , telkin vs. < ET. Öt.
Ögitle- : Öğütlemek vs. < ET. Ütle-.
Ögiz : Öküz . < ET. Öküz.
Ökimet : Hükümet , devlet vs. < Ar. Hükümet.
Ökimetlik : Hükümetlik vs.
Ökin- : Pişman olmak , nedamet getirmek , itiraf etmek vs. < ET. Ökün-.
Ökindir- : Pişman etmek , memnun etmemek vs.
Ökinis / Ökiniş : Pişmanlık , can sıkıntısı vs. < ET. Ökünç.
Ökinişli : Pişman , üzüntülü vs. < ET. Ökünçlüg.
Ökinişke : Yazıklar olsun.
Ökir- : ( Acı acı ) Bağırmak , yaygara koparmak vs.
Öksiz ( Öksüz ) : Öksüz. < ET. Ögsüz.
Ökşelet- : Önde gitmek vs.
Öktem : Mağrur , gururlu , çalımlı vs.
Öktemli : Kuvvetli , cesur vs.
Öktemsi- : Cesaret göstermek , kuvvetlenmek , baskı yapmak ; gurur duymak , iftihat etmek
Ölen ( Ölön ) : Ot , otlar , çimen , nemçe saparnası vs.
Öli / Ölik : Ölü , ceset vs. < ET. Ölüg.
Ölim : Ölüm vs. < ET. Ölüm.
Öltir- ( Öltür- ) : Öldürmek vs. < ET. Öltür-.
Ölşet- : Ölçdürmek , ölçmek vs.
Öner : Ustalık , hüner , maharet , sanat vs. < Fars. Hüner.
Öndert : Eski bir para birimi.
Öñgit : Saklanarak yanaşma ; izinden yürüme vs.
Öñkilde- : Koşar adımlarla yürümek vs.
Öpke : 1. Akciğer 2. Öfke ; küskünlük vs. < ET. Öpke.
Öpkele- : Öfkelenmek ; alınmak , üzülmek vs. < ET. Övkele-.
Ör : Kalkış , yükseliş , kaldırma vs.
Ör- : Yükselmek , kalkmak , ileri gitmek vs. < ET. Ör-.
Örken : Gelişim , tekamül vs.
Örkenle- : Meydana gelmek , oluşmak ; kurulmak vs.
Örle- : Yukarı çıkmak , tırmanmak ; teşvik etmek , ileri sürmek vs.
Örlendir- : Geliştirmek , ilerlemek vs.
Ört : Üst , üstün , yüksek vs.
Örşiktir- : Sinirlendirmek vs.
Örme / Örmö : Örülmüş , örme vs.
Örmekşen ( Örmökşen ) : Örümcek.
Örnek : İşleme , nakış , desen , motif vs.
Örnöklön- : Örneklenmek vs.
Örmeli : Örülmüş , örgülü vs.
Örmet / Ormet : Hürmet , saygı vs. < Hürmet.
Örten- : Yanmak , acı çekmek vs. < ET. Örten-.
Ös- : Büyümek , yetişmek , çıkmak , çoğalmak vs.
Östir- : Büyütmek , yetiştirmek vs.
Öses- : İnatlaşmak , kavga etmek vs. < ET. Öçeş-.
Ösiet : Vasiyet vs. < Ar. Vasiyet.
Östirüv : Artırma , artırış vs.
Öş : Öç , intikam vs. < ET. Öç.
Öşli : Öç dolu , öçlü vs.
Öş- : Çağırmak , bağırmak vs.
Öt : Öd , safra vs. < ET. Öd.
Öt- : Geçmek vs. < ET. Öt-.
Ötüv : Geçme , geçiş ; geçmek vs.
Ötken : Geçen , geçmiş vs.
Ötkin : Çabuk geçen yağmur.
Ötkir : Keskin , sivri , dokunaklı , sert vs.
Ötkirlen- : Keskinleşmek vs.
Ötrik / Ötirik / Otırik : Yalan ; yalancı, hileci, fırıldak kimse ; yalancılık , yalan söyleme . < ET.
Öz : Kendi , öz ; yakın , akraba vs. < ET. Öz.
Özlik : Yakınlık ; bireysel , hususi , özel vs. < ET. Özlük.
Özdey : Akraba / yakın gibi.
Özden : Basit , sade , nazik vs.
Özek : 1. Öz , temel ; çubuk vs. 2. Daha sonra , biraz sonra vs. 3. Merkez , orta vs. 4.
Yemek borusu , boğaz vs. < Öz-ek.
Özelen- : Feryat etmek , hıçkırarak ağlamak ; endişe etmek , merak etmek vs.
Özge ( Özgö ) : Başka , diğer , öteki vs. < ET. Özge.
Özger- : Değişmek , başkalaşmak vs.
Özgeris : Değişme , değişiklik , başkalaşma , başkalaşım vs.
Padryat : Aralıksız , fasılasız vs.
Pakır : Zavallı , fakir vs. < Fakir.
Palata : Kamara. < Rus. Palata.
Paraxat / Parahat : Rahat , huzur , sükunet ; rahatça , serbest ; sessiz , sakin vs. < Fars. Ferahat.
Parovoz : Lokomotif. < Rus. Parovoz.
Parta : Mektep/okul sırası. < Rus. Parta.
Partiya : Parti. < Rus. Partiya.
Partizan : Çeteci. < Rus. Partizan.
Partkom : Komünist partinin yerek idari temsilcisi. < Partkom.
Payda : Fayda , yarar , kar vs. < Ar. fā’ida.
Payla- : ( Hissesine düşerni ) almak ; bölmek vs.
Peçen’e : Hamur işi , bisküvi. < Rus. Pechen'ye.
Pedinstitut : Eğitim fakültesi. < Rus. Pedinstitut.
Penal : Kalem kutusu. < Rus. Penal.
Pensiya : Emekli / tekaüt maaşı. < Rus. Pensiya.
Peremena : Teneffüs. < Rus. Peremena.
Periste : Melek. < Fars. Firişte.
Peş : Soba , ocak ; oda vs. < Rus. Pech'.
Peş sal- : Soba kurmak vs.
Pırıldavık : Hırıltı / Horultu çıkaran.
Pırsılda- : Pırs pırs ses çıkarmak vs.
Pıs : Pıs , fıs yansıma ses.
Pısılda- : Sık sık nefes almak ; sürekli burnunu çekmek vs.
Pısımılla : Bismİllah , besmele . < Ar. Bismİllah.
Pis- : Pişmek , olgunlaşmak , yetişmek ; kızarmak vs. < ET. Bış- / Biş-.
Pisir- : Pişirmek vs. < ET. Bışur-.
Pisiril- : Pişirilmek vs.
Pisken : Pişkin , pişirilmiş , olgun , ergin vs.
Pıslak : Peynir. < Bışlak.
Pis’mos : Mektup. < Rus. Pis'mo.
Pisotel : Yazar , edip vs. < Rus. Pisatel'.
Piş- / Pış- : Biçmek , bıçmak , kesmek vs. < ET. Bıç- / Biç-.
Pişenşal : Kuru ot biçme vs.
Pişe : Eş , hanım , kadın vs. > Ak Nogay ağzında Pişe ; Kara Nogay ve Öz Nogay
Pitekey : Azıcık. < Pit(e)-ekey.
Pivo : Bira. < Rus. Pivo.
Piykılda- : Pi pi diye ses çıkarmak vs.
Plakat : Levha. < Rus. Plakat.
Plaşç : Yağmurluk ; kaban vs. < Rus. Plashch.
Poçerk : Yazı. < Rus. Pocherk.
Poçtal’on : Postacı. < Rus. Pochtal'on.
Poema : Destan , manzume vs. < Rus. Poema.
Poet : Şair. < Rus. Poet.
Poeziya : Şiir. < Rus. Poeziya.
Poezd : Tren , katar vs. < Rus. Poyezd.
Pohmel : Mahmur , mahmurluk vs. < Rus. Pokhmel.
Pol : Döşeme , parke vs. < Rus. Pol.
Policeyskiy / Politsay : Polis memuru , polis. < Rus. Politseyskiy ; Rus. Politsiya.
Pop : Rus papazı. < Rus. Pap.?
Poroşok : Deterjan. < Rus. Poroshok.
Portfel : Evrak çantası. < Rus. Portfel'.
Porttır- : Kendini değerli görmek ; gurulanmak ; nazlanmak vs.
Posobie : Yaedım parası. < Rus. Posobiye.
Poşel : Gitti anlamında bir söz. < Rus. Ushel.
Povest : Hikaye vs. < Rus. Povest'.
Prativelstvo : Hükümet vs. < Rus. Pravitel'stvo.
Predmet : Şey , madde , mal vs. < Rus. Predmet.
Predsedatel : Reis , başkan vs. < Rus. Predsedatel.
Predstavitel : Temsilci , delege. < Rus. Predstavitel'.
Prekrasno : Çok , güzel , mükemmel. < Rus. Prekrasno.
Premiya : Ödül , mükafat vs. < Rus. Premiya.
Priem : Kabul ; usul , üslup vs. < Rus. Priyem.
Prikaz : Emir. < Rus. Prikaz.
Profilaktika : 1. Profilaksi hastalığı önleme tedbirleri 2. Bakım. < Rus. Profilaktika.
Profkom : Mesleki komite. < Rus. Profkom.
Prokuror : Savcı. < Rus. Prokuror.
Protsent : Yüzde. < Rus. Protsent.
Prova : Yetki , selahiyyet vs. < Rus. Prava.
Provintsiya : Suç / kabahat işleme vs. < Rus. Provintsiya.
Proza : Nesir , düz yazı vs. < Rus. Proza.
Prozaik : Nesir / düz yazı yazarı vs. < Rus. Prozaik.
Pud : 16,3 kilogramlık bir ölçü ( eski ). < Rus.
Puhovıy : Tüy , tüylü. < Rus. Pkhovyy.?
Pus- : Katılaşmak , kurumak vs.
Putevka : Dinlenme evi ; prevantoryum ve senatoryumda dinlenme ve tedavi için verilen
Rahat : Rekat. < Ar. Rekat.
Raketa : Havai fişek. < Rus. Raketa.
Ras : Doğru vs. < Fars. Rāst.
Ras- : Rastlamak , karşılaşmak , bulunmak , görüşmek vs. < Fars. Rāst. *** NŞA’da Türk
diline yabancı fiil alınmaz , burada ise bir alıntı fiil değil rast sözünden bir geri türetim var
Rasşifka : Harç , yapı harcı. < Rus. Rasşifka. ?
Raykom : Komite , mıntıka komitesi vs. < Rus. Raykom.
Rayon : Mıntıka , semt , bölge vs. < Rus. Rayon.
Razı bol- / Irazı bol- : Razı olmak , kabul etmek , memnun olmak vs.
Razılık : Razılık , hoşnutluk , rıza , mutabakat vs.
Razryad : Sınıf , tabaka vs. < Rus. Razryad.
Remont : Onarım , tamirat , onarma vs. < Rus. Remont.
Repressiya : Ceza , baskı vs. < Rus. Repressii.
Reproduktor : Hoparlör. < Rus. Reproduktor.
Respublika : Cumhuriyet. < Rus. Respublika.
Reviziya : Kontrol , yoklama vs. < Rus. Reviziya.
Rezina : Lastik. < Rus. Rezina.
Rota : Bölük. < Rus. Rota.
Rul : Direksiyon. < Rus. Rul'.
Ryumka : Kadeh. < Rus. Ryumka.
Saar : Hile , düzen ; sihir vs. < Ar. Sihr.
Sabak : Çalı , çırpı , sap vs.
Sabanşı : Çiftçi , rençber vs.
Sabantoy : Milli bir bayram , Saban bayramı / düğünü.
Sabın : Sabun. < Ar. Sabun. > Kuban Nogay Ağzında Savın.
Sabır et- : Sabretmek vs.
Sabırlan- : Tevazu gösterip haddini bilmek ; oluşmak , teşekkül etmek vs.
Sak bol- : Dikkatli olmak vs.
Sak sakla- : Dikkat etmek vs.
Sakla- : Bakmak , korumak vs.
Saklav : Koruyucu , bekçi.
Saksın- : Sakınmak , korkmak vs.
Sagala- : Göz atmak ; gözetmek vs.
Sagın- / Sakın- : Özlemek , düşünmek , istemek ; canı sıkılmak vs.
Sagınış : Özlem , hasret vs.
Sagınıslı / Sagınışlı : Hasretli , özlem dolu , düşünceli , hüzünlü vs.
Sakaman : Otoriter ( sayılan ) , hürmetli , ciddi , müdrik vs.
Sakav : Kekeme ; dilsiz , sessiz .
Sakavsıra- : Kekelemek vs.
Sal : At üzerine bağlanmış cenaze.
Sal- : Bırakmak , koymak , yerleştirmek , açmak , sokmak ; yapmak , kurmak , inşa etmek
; atmak ; salmak , bırakmak ; göstermek vs.
Salın- : Konulmak , yerleştirilmek ; koymak ; yapılmak vs.
Salıngı : Atam silahı / aleti vs.
Sala : Yavru domuzdan yapılan yemek.
Salam : Selam. < Ar. Salām.
Salamlas- : Selamlaşmak vs.
Salamlasuv : Selamlaşma vs.
Salkınlık : Serinlik , serin hava vs.
Salkında : Serinlik(-te) , serin hava(-da) vs.
Salkınla- : Serinlemek vs.
Salkınşak : Gönülsüz , isteksiz , kırgın vs.
Salpıra- : Sallanmak , sarkmak , çarpmak ; aşırmak vs.
Salpık : Ağır davranan vs.
Sama(y) : Başın kulaktan alna kadar olan yeri , şakak.
Samolet : Uçak , teyyare. < Rus. Samolet.
San : Sayı , miktar vs. < > Kuban Nogay ve Kara Nogay Ağızlarında San.
Sana- : Saymak , hesaplamak vs.
Sanav : Sayışma , sayma , hesap , sayı vs.
Sanavlı : Sayılı , hesaplı vs.
Sansız : Sayısız. < ET. Sansız.
Sandırakla- : Sayıklamak vs.
Sanitar : Sıhhiye. < Rus. Sanitarnyy.
Sapaldas : Bir mızrak çeşidi.
Sarı : Sarı. < ET. Sarıg.
Sargılt / Sırgılt : Sarımsı , sarımtrak. < Sarı-gılt.
Sarğa(y)- / Sargay- : Sararmak vs.
Sarala : Sarı ile karışık ( olan ).
Sarna- : Ağlamak , matem/yas tutmak vs.
Sarsıl- : Çatlamak , çatlak vermek vs.
Sas- : Şaşmak , şaşırmak ; kaybolmak ; saklanmak ; zayıflamak vs.
Sastır- : Karıştırmak , şaşırtmak , karışıklığa neden olmak ; şaşırmak vs.
Saspekle- / Sáspekle- : Korkmak , ürkmek , şaşırmak vs.
Sası- : Pis kokmak , kokmak vs.
Satuvşı : Satıcı vs. < ET. Satıgçı.
Sav : Sağ, sıhhatli, sağlıklı , dinç, esen ; bütün , tüm , hepsi , cümle . < ET. Sag.
Savlay : Bütün , tam , bir bütün olarak , tam olarak , külliyen , tamamen vs.
Savlık pan kal : Sağlıcakla kal.
Savısğan / Savıskan : Saksağan.
Savıt : Silah , alet , kap kacak ; hediye vs.
Savıt-saba : Silah , malzeme , kap kacak vs.
Savkat / Savga : Armağan , hediye vs.
Say : Nehir yatağı , yiv vs.
Say bol- : Kurumak ( su , nehir vs.).
Saylan- : Suyu azalmak vs.
Say / Say yarak : Bir silah türü. < ET. Say yarık.
Saysı / Saysa : Sanki vs.
Sayak : Tek başına dolanan , serseri vs.
Sayasında : Yüzünden , bu yüzden. < Fars. Saye.
Sayın : Her , herkes . < ET. Sayın.
Sayla- : Seçmek , seçip ayırmak ; elinden ( zorla ) almak , geri almak vs.
Saylan- : Süslenmek , şık giyinmek vs.
Saz : Saz ; sazlık , kamışlık.
Saz : Saz ; melodi , ezgi vs. < Fars. Sāz.
Sääarci : Büyücü. < Ar. Sihr.
Sáat / Säat / Saat / Seat : Saat , zaman . < Ar. Saat.
Sáli : Salı. < Ar. Salīs.
Sársembi : Çarşamba. < Fars. Çar-şenbe.
Sávle : Şule. < Ar. Şu’le.
Sberkassa : Tasarruf sandığı. < Rus. Sberkassa.
Sçet : Sayma , hesap vs. < Rus. Schet.
Sebep : Sebep , fırsat ; için vs.
Sebiy : Sabi , çocuk , bebek. < Ar. Sabī.
Segiz : Sekiz , 8. < ET. Sekiz.
Segizinşi : Sekizinci. < ET. Sekizinç.
Segizlik : Sekiz kişi , sekizi birden.
Sekilli : Şekilli ; gibi vs. < Ar. Şekl.
Sekir- : Koşmak , sıçramak , atlamak vs.
Seleke : Alay ( konusu ) , dalga , istihza ; rezil vs.
Selekege kal- : Alay etmek vs.
Sel’hoztehnika : Tarım aletleri. < Rus. Sel'khoztekhnika.
Selsovet : Köy şurası. < Rus. Sel'sovet.
Semestr : Yarıyıl. < Rus. Semestr.
Semir- : Beslenmek , semirmek , yağlanmak , şişmanlamak vs.
Semirt- : Semirtmek vs. < ET. Semrit-.
Semiz : Besili , semiz vs. < ET. Semiz.
Sen : Sen. < ET. Sen / Sin.
Sağa / Saga : Sana. < ET. Saña.
Sen- : Güvenmek , ummak , ümit etmek ; sanmak vs.
Sendir- : Umutlandırmak , ümit vermek vs.
Senim : İnanç , inanış , din , mezhep ; güven , umut , ümit vs.
Sent’yabr : Eylül. < Rus. Sentyabr'.
Señkildet- : Sallamak , titretmek vs.
Sep- : Sökmek , saçmak ; serpilmek vs.
Serbet : Şerbet. < Ar. Şarba(t).
Sercantşa : Rütbe. < Rus. Sercantşa.?
Seres- : Kemikleşmek , katılaşmak vs.
Serke : İki yaşına basan teke.
Serme- : Kapmak için elini şiddetle uzatmak ; ısırmak , kapmak vs.
Sermil- : Yönelmek , atılmak , teşebbüs etmek vs.
Sernik : Kibrit. < Rus. Sernik.
Sersana : Sefil , perişan vs.
Sesken- : Korkmak , ürkmek , irkilmek vs.
Seskendir- : Korkutmak vs.
Sestra : Kız kardeş. < Rus. Sestra.
Sevde : Ticaret , alışveriş.
Sevle : Işık , ışık , şua. < Ar. Şu’la(t).?
Seyelka : Tohum ekim makinesi , mibzer. < Rus. Seyalka.
Seyirli : Şaşılacak , şaşılası , hayret uyandıracak vs.
Seyirsin- : Şaşırmak , hayret etmek vs.
Seyirsinüv : Şaşırma ; hayrete düşürme , hayrette bırakma vs.
Sez- : Sezmek ; ima etmek , kast etmek vs.
Sezim : Duygu , his , kavrayış , anlayışlılık vs.
Sıbır : Fısıltı , fısıldama.
Sıbırda- : Fısıldamak vs. < Sıbır > Tr. Fısır.
Sıdır- : Kazımak , yüzmek , soymak , yırtmak vs.
Sıdırt- : Kırbaçlamak , yüzdürmek , soydurmak vs.
Sıbırtkı : Kırbaç , kamçı , değnek vs.
Sıdıra : Mısra , satır , dizi , sıra , saf vs.
Sıkma sık : Sım sıkı , sıkış tepiş vs.
Sıgıl- : Sıkılmak , dar gelmek vs.
Sık- : Sıkmak vs. < ET. Sık-.
Sıkırda- : Gıcırdamak vs.
Sıkla- : Acı acı ağlamak.
Sıla- : Sürmek , yağlamak vs.
Sılbas : Mızrağın bağlanmış ucu.
Sılkılda- : Oynamak , sallanmak , gevşemek ; sarsmak vs.
Sıltav : Bahane , sebep ; dizgin vs. = OMoğ. Siltaga.
Sıltavla- : Dizginlemek vs.
Sıluv : Hoş , latif , sempatik vs.
Sın : Endam , vücut , heykel , figür , kişi , gösterge, ölçü vs. < ET. Sın.
Sıntas : Mezar taşı , heykel.
Sınlı : Endamlı ; gibi vs.
Sına- : Sınamak , denemek vs.
Sınal- : Tecrübe edilmek vs.
Sınas : Tecrübe ; yarış vs.
Sınav : Tecrübe etme , yarışma ; deney , tecrübe , gözlem , gözetleme vs.
Sınşı : Sınayıcı , öğretmen vs.
Sın- : Kırılmak , kopmak vs. < ET. Sın-.
Sındır- : Kırdırmak , kırmak vs.
Sınık : Kırık , kırılmış ; kalıntı , bakiye . < ET. Sınuk.
Sıñar : Tek , çiftin teki vs. < ET. Sıñar.
Sıpat : Sıfat , görünüş , yüz vs. < Ar. Sifa(t).
Sıpır- : Süpürmek; kurtarmak , çevirmek vs.
Sıpırıl- : Kayıp gitmek , süpürülmek vs.
Sıpıra : Sofra. < Ar. Sufra’ veya Tr. Sıpır-.
Sır : Sır vs. < Ar. Sirr.
Sirpaş et- : Sırrını açmak / söylemek vs.
Sıragasız : Uğursuz , mutsuz.
Sıraklı : Çifteli , çifte atan vs.
Sıras- : Uğraşmak , didinmek vs.
Sırılda- : Şırıldamak , şarıldamak vs.
Sırpılda- : Sırp sırp diye ses çıkarmak vs.
Sıy : Değer , saygı , hürmet ; ikram vs.
Sıyla- : Saymak , saygı göstermek ; ağırlamak , ikramda bulunmak , ikram etmek vs.
Sıy man paydalan- : Saygı duyulmak vs.
Sıylı : Değerli , kıymetli , saygı duyulan , saygıdeğer , şerefli vs.
Sıyın- : Hürmetle eğilmek , himayesine sığınmak vs.
Sıyır : Sığır , inek . < ET. Sıgır.
Sıypa- : Sıvazlamak , okşamak ; ütü yapmak vs.
Sızgır- : Islık çalmak , öttürmek , ötmek , vızıldamak vs.
Sızgırık : Ötüş , ıslık vs.
Sızık : Çizgi , hat ; özellik , detay vs.
Sızgışla- : Çizmek , çiziktirmek ; çizilmek vs.
Silevsen : Kedi cinsinden yırtıcı bir hayvan.
Silos : Doğranıp kuyuda mayalanmış yem. < Rus. Silos.?
Simir- : Nefes almadan içmek . < ? Sömür-.
Sinirle- : Yay ipi bağlamak.
Siñ- : Emmek , içmek , içine çekmek vs.
Siñdir- : Sindirmek ; doyurmak , beslemek ; ıslanmak vs.
Siñel : Akışkan , sıvı vs.
Siñen : İnce , koyu olmayan vs.
Siñli / Sin(i)l : Küçük kız kardeş , kız kardeş. < ET. Siñil.
Sirel- : Bitişmek , yapışmak vs.
Sires- : Soğuktan uyuşmak , dona kalmak vs.
Sise / Sişe : Şişe , cam . < Fars. Şişe.
Skoraya : Acil. < Rus. Skoraya.
Slucba : Hizmet , memurluk vs. < Rus. Sluzhba.
Soçinenie : Kompozisyon. < Rus. Sochineniye.
Soğım : Kesilecek hayvan .
Sok- : Çarpmak , vurmak , dövmek ;; gagalamak ; kahretmek vs. > Kara Nogay Ağzında
Sogıl- : Çarpmak , vurmak , çarpışmak ; vurulmak , çalınmak vs.
Sogış / Sogıs : Savaş ; vuruş vs.
Sokkıl : Alet , silah vs.
Sokır : Kör. = OMoğ. Sokor.
Sokırsı- : Kendini yalandan ... göstermek ; .... tavrı takınmak vs.
Sokpak : Sokak , yol , patika , çığır vs.
Soktavsız : Sorgusuz , sualsiz .
Sol : Bu , şu , aynı , tam vs.
Sol ok : Aynı , tam o vs.
Solar : Bunlar , şunlar , onlar vs.
Soltta : Öyle de , tamam da.
Sosınday : Bunun gibi , böyle , böylece vs.
Solakay : Sol elli. = OMoğ. Sol(o)gai.
Soldat : Asker , er . < Rus. Soldat.
Solkılda- : ( Yara ) zonklamak ; vücuduyla sarsılmak vs.
Soltan : Sultan. < Ar. Sultān.
Soñ : Son , nihayet , sonra , sonraki , arka , arkadaki vs.
Soñalık : Sonunda , sonuç olarak.
Sonnan sebep : Bundan dolayı , bu sebepten vs.
Sonnan soñ : Bundan sonra vs.
Sor(a)- : Sormak , söylemek vs. < ET. Sor-.
Sorav : Soru , sorgu , sorma ; mesele , problem vs.
Soravsız-soktavsız : Sorgusuz sualsiz.
Sor(ı)- : Emmek, içine çekmek. < ET. Sor-.
Sorpa : Et suyu , yemek suyu vs. < Fars. Şōrbā.
Sostav : Kadro. < Rus. Sostav.
Sovhoz : Sovyet döneminde devlet çiftliği . < Rus. Sovkhoz.
Soy- : ( Hayvan ) kesmek ; ( deri ) yüzmek vs.
Soyuz : Birlik , ittihat. < Rus. Soyuz.
Soz- : Genişlemek , uzamak ; uzatmak vs.
Sozıl- : Uzamak , uzun sürmek; genişlemek , açılmak , yayılmak vs.
Sozgıla- : Genişletmek vs.
Sögis : Azar , söz vs. < Sög-.
Sök : Kızartılarak yapılan milli bir yemek.
Sök- : Sökmek vs. < ET. Sök-.
Söle : Bugün ; hâlâ ; şimdi , halihazırda , hemen vs.
Söm : Karış. = Kalm. Söm.
Sön- : Sönmek , solmak vs.
Söyle- : Söylemek vs. < ET. Söyle- / Sözle-.
Söylen- : Konuşmak , bahsetmek vs.
Söyles- : Konuşmak vs. < ET. Söyleş- / Sözleş-.
Söylet- : Söyletmek vs. < ET. Söylet- / Sözlet-.
Söytip : Böyle , böylece vs.
Söz : Söz , kelime vs. < ET. Söz.
Söz ber- : Söz vermek vs.
Sözgerlik : Gevezelik , çenebazlık vs.
Sözşen : Lâkırdıcı, konuşkan.
Spasiba : Teşekkür ederim. < Rus. Spasibo.
Spetsovka : Tulum. < Rus. Spetsovka.
Spirt : İspirto. < Rus. Spirt. ?
Spisat : Çekme , kopya etme vs. < Rus. Spisat'.
Spisok : Liste. < Rus. Spisok.
Sp(r)avka : Bilgi , malumat. < Rus. Spravka.
Sputnik : Yol arkadaşı. < Rus. Sputnik.?
Stab : Kurmay , karargah. < Rus. ?
Stakan : Bardak. < Rus. Stakan.
Stanitsa : Büyük Kazak köyü , köy vs. < Rus. Stanitsa. ?
Stanok : Tezgah. < Rus. Stanok.
Starik : İhtiyar. < Rus. Starik.
Starşina : Başçavuş. < Rus. Starshina.
Stat’ya : Madde , bent. < Rus. Stat’ya.
Stipendiya : Burs. < Rus. Stipendiya.
Stogrammit’sya : Yüzer gramlık. < Rus. Stogrammit'’sya.
Stol : Sofra vs. < Rus. Stol.
Stolba : Telgraf direği. < Rus. Stolba.
Stolovaya : Yemek odası , lokanta , kafeterya. < Rus. Stolovaya.
Subbotnik : Tatil günlerinde veya mesai saatleri dışında gönüllü olarak karşılıksız yapılan
çalışmalar. < Rus. Subbotnik.?
Sudke : Sefer tası. < Rus. Sudki. ?
Sud : Mahkeme. < Rus. Sud.
Sud’ya : Hakim , yargıç vs. < Rus. Sud’ya.
Suganak : Haris , doymaz , obur.
Suklan- : İmrenerek bakmak ; hayran etmek , büyülemek vs.
Suklandırma : Hayret etme , büyüleme vs.
Suk- : Sokmak, katmak, tıkmak. < ET. Sok-.
Sulıplı : Tecrübeli , yetenekli , becerikli vs.
Sulıplık : Beceriklilik vs.
Summa : Toplam , yekun vs. < Rus. Summa.
Sunkar / Suñkar : Şahin , merlin. < ET. Sıñkur.
Sus : Heybet , gösteriş ; soğuk yüz vs. = Tr. Sus.
Suslan- : Düşünceli , somurkan ve sessiz olmak vs.
Suslı : Sert , şiddetli , ciddi , eğilmez vs.
Suv : Su ; nehir vs. < ET. Sub / Suv.
Suvsız : Susuz vs. < ET. Suvsuz.
Suvgar- : Sulamak , su içirmek vs.
Suvsın : Susamışlık , susuzluk vs.
Suvagaş : İki tarafına su kovaları takılan ağaç, suvacı .
Suvlan- : Islanmak , sulanmak vs.
Suvı- : Soğumak vs. < ET. Sogı-.
Suvık : Soğuk. < ET. Sogık.
Suvır- : Çekip çıkarmak , sürükleyip çıkarmak ; yolmak vs.
Suvnak : Diş çürüğü , çürük.
Süñgi / Süngi : Süngü. < ET. Süñüg.
Sür- : Sürmek ; yonmak , yontmak ; yaşamak , hayat sürmek vs. < ET. Sür-.
Sürgin ( Sürgün ) : Sürgün , sürülme , sürülüş vs.
Sürlik- : ( Ayak ) sürçmek ; ayaklanmak , ayağa kalkmak vs.
Sürin- : Sürçmek , tökezlemek vs.
Süris : Kavga , gürültü. < Fars. Şûriş.
Sürsi- : ( Et , balık vs. ) açık havada güneşte kurutulmak.
Sütles- : Birlikte süt içmek vs.
Süvret : Resim , desen ; yüz vs. < Ar. Sûret.
Süvretlen- : Resmedilmek vs.
Süy- : Sevmek , hoşlanmak ; istemek vs. < ET. Sev- / Seb-.
Süyin- ( Süyün- ) : Sevinmek vs. < ET. Sevin- / Sebin-.
Süyiniş : Sevinç , seviniş vs.
Süyindir- : Sevindirmek vs.
Süyistir- : Seviştirmek vs.
Süygen : Sevgi , sevgili vs.
Süydimli : Aziz , sevimli.
Süyim : Sevgi , aşk , sevda vs.
Süyikli : Sevgili. = ET. Seviglig.
Süyek / Süek : Kemik; ceset , ölü . < Süñek / Süñük.
Süe- / Süye- : Desteklemek , dayamak , tutmak , yardım etmek.
Süer- / Süyer- : Dayanmak , dayamak vs.
Süyen- : Dayanmak , yaslanmak vs.
Süyken- : Sürtünmek , ilişmek vs.
Süykent- : Sürttürmek vs.
Süyret- : Sürükletmek vs.
Süyretil- : Sürüklenilmek , sürüklenmek vs.
Süyte süyte : Böyle böyle.
Süytip / Süytüp : Böylece , bu şekilde vs.
Svoloç / Svolıs : Rezil, alçak vs. < Rus. Svoloch'.
Şa : Mı acaba ? , ya ? , bir bağlama edatı .
Şaat / Şáat : Şahit vs. < Şahit.
Şakır- : Ötmek , çağırmak vs. < ET. Çakır-.
Şakırğan : Öten , çağıran vs.
Şakırıs- : Çağırmak, seslenmek; davet etmek. < ET. Çakrış-.
Şagalas- : Işık akis yaparak parlamak.
Şagıl- : Yansımak , aksetmek , belirmek vs.
Şagılıs- : Akis yapmak , parlamak , göz kamaştırmak.
Şagın- : Yakınmak , şikayet etmek , sızlanmak vs.
Şak : Çağ , zaman , devir , vakit , mevsim vs. < ET. Çak.
Şak- : Şiddetle vurmak , sokmak , çakmak vs. < Çak-.
Şakılda- : Cıvıldamak , çağlamak , kaynamak vs.
Şakıldavık : Yüksek ses çıkaran , yüksek sesle konuşan.
Şakır- : Çağırmak , davet etmek , bağırmak , ötmek , seslenmek vs. < Çakır-.
Şakırtıl- : Çağırtılmak vs.
Şakırım : 1,067 km , verst(a) , bir Rus uzunluk ölçüsü , kilometre vs. > Nogay Ağızlarında
Şakıy- : Dikilmek , göz dikmek , dikkatele bakmak vs.
Ne şaklı / Ne saklı : Ne kadar.
Şal : 1. Kül rengine çalan beyaz , kül grisi , kül rengi 2. Beyaz , ak , ağarmış (saçlı) =
Şal- : Çalmak , biçmek , kırmak , kesmek , sokmak , batırmak , sertçe ve şiddetle
vurmak ; şaşı olmak vs. < Çal-.
Şalın- : İşitmek, duymak; kulağa çalınmak.
Şalınuv : Duyma , çalınma vs.
Şaldır- : Duymak, duyurmak; hissettirmek ; saldırmak vs.
Şala : Tam olmamış , bitirilmemiş , yarım.
Şaldır- : Doldurmak , mecbur etmek.
Şalın- : Salınmak , yana kaykılmak vs.
Şalıs- : Çalışmak vs. < Çalış-.
Şalıskır : Çalışkan , emek sever vs.
Şalka : Sırt ( üstü ) , kürek kemiği.
Şalkak : ( Göğüs ve karın ) öne çıkık.
Şalt : Çabuk , tez vs. < Çalt.
Şama : İçilmiş çayın çöpü.
Şamgal- : Kızmak , hiddetlenmek vs.
Şamlan- : Sıçramaya / hücuma hazırlanmak ; kızmak , öfkelenmek vs.
Şana : Kızak , kayak vs. = OMoğ. Çana.
Şandır- : Zayıflamak , incelmek vs.
Şanış- : Kramp girmek vs.
Şanşı- : Sokmak , saplamak vs. < ET. Sanç-.
Şanşıl- : Saplanmak , delinmek vs. < ET. Sançıl-.
Şap- : Kesmek ; ufalamak vs.
Şabıl- : Kesilmek vs. < Çapıl-.
Şapşı- : Ön ayağıyla tırnağını yere vurmak ( at veya yabani hayvan ).
Şap- ( Şav- ) : Hızlı koşmak , atılmak , saldırmak , atlamak , zıplamak , sıçramak ; taşmak vs.
Şapkınşılık : Akın , baskın vs.
Şapşak : Fıçı , ağaç kova vs.
Şarday- : Kabarmak , şişmek vs.
Şarık : Tek parça deriden dikilmiş ayakkabı , çarık vs. < Çaruk.
Şark : Vücut , beden , yapı , bünye , yüz vs.
Şarpıldat- : Şiddetle vıcık vıcık etmek ( su ) , şiddetle hışırdatmak vs.
Şarovar : Paçası lastikli geniş pantolon , şalvar . < Rus. Sharovar.
Şaş- : Saçmak , dağıtmak , ekmek vs. < ET. Saç-.
Şaşıra- : Serpilmek , sıçramak , etrafa saçılmak vs. < Saçıra- / Saçra-.
Şaşkıla- : Dağınık hale getirmek vs.
Şat : Şad , keyifli , şen şakrak vs. < Fars. Şad.
Şatlık : Şenlik , neşelilik vs.
Şav şuv : Patırtı , münakaşa , skandal vs.
Şav şuvla- : Patırtı / gürültü koparmak vs.
Şay : Çay ; süt , yağ ve tuz ile yapılan çorba kıvamında bir içecek.
Şaygatık : Çaya katılan süt.
Şayı- : Basmak ( su ) , çalkalamak , yıkamak vs.
Şayka- : Sallamak, ırgalamak , çalkalamak , atıp tutmak vs.
Şaykal- : Sallanmak , çalkalanmak vs.
Şáltik : Temizlenmemiş pirinç. < Fars. şaltūk / çaltūk.
Şáñkilde- : Acı acı ses çıkarmak , çenilemek vs.
Şegertki : Çekirge. < ET. Çekürge.
Şegi kat- : Çok uzun ( süre ) gülmek.
Şek : Sınır , tarla sınırı.
Şek : Görüş , düşünce vs.
Şek : Şüphe , işkil , vesvese vs.
Şeksin- : Şüphe etmek , şüpheli olmak vs.
Şek- : Çekmek vs. < ET. Çek-.
Şeke : Şakak , göz üztü , yanıbaş.
Şelek : Kova , ağaç kova , bakraç vs. = Ana. Ağz. Şinik.
Şeretle- : Değişmek , sıralanmak vs.
Şerli : Derli , gam çeken vs.
Şert- : Fiske vurmak ; ezmek , döndürmek vs.
Şerte- : Parmakla vurmak / dokunmak ; tamburu parmakla çalmak.
Şeş- : Çözmek , açmak , ayırmak ; kurtulmak , ayrılmak , bitirmek vs. < ET. Şaş-.
Şeşil- : Çözülmek , ayrılmak vs.
Şeşekey : Çiçek ; çiçeklik vs.
Şeşen / Şeşeñ : Akıllı , bilgili , söz ustası , hatip , güzel konuşan , güzel söz söyleyen vs. = OMoğ.
Şeşensi- : Kendine güzel sözler saymak.
Şet : Kenar , uç , zıh ; el , memleket vs.
Şeten : Sepet , zembil , küfe , sele ; çit vs.
Şetlevik : Antep fıstığı.
Şıba : Elbise , kadın elbisesi vs.
Şıbın : Sinek . < ET. Çıbın. > Kuban Nogay ve Kara Nogay Ağızlarında Şıvın.
Şıbırt- : Akıtmak , boşaltmak vs.
Şıbırtkı : İnce kırbaç kamçı vs.
Şıda- : Dayanmak , tahammül etmek , sabretmek , sabırlı olmak vs. = OMoğ. Çida-.
Şıdamlılık : Sabırlılık , inatçılık , inatlılık vs.
Şıganak : Dirsek , kol vs.
Şıgar- / Şığar- : Çıkarmak vs. < ET. Çıkar- > Nogay Ağızlarında Çıgar- / Şıgar-.
Şıklan- : ( Etrafı ) çiy kaplamak vs.
Şıklı : Nemli , çiy taneleriyle örtülü vs.
Şıla- : Karıştırmak , çalkalamak vs.
Şılbır : Yular , dizgin vs.
Şılpıklan- : Çapaklanmak vs. = Ana. Ağz. Cirpitlen-.
Şımır : Dayanıklı , sağlam , muhkem vs.
Şımşık : Ufak kuşların genel adı.
Şımtı- : Çimdiklemek , parçalamak , yakmak , ısırmak vs.
Şınık- : Sağlamlaşmak , pekişmek , su vermek , tav vermek vs.
Şıntı : Sahici, gerçek , hakikat , doğru , iyi vs.
Şıntısıman : Gerçekten vs.
Şıpıl şıpıl : Suda bocalam sesi için yansıma söz ikilemesi.
Şır : Şırıldama için yansıma söz.
Şırılda- : Şırıldamak vs.
Şıra : Çıra. < Fars. Çerag.
Şırak / Şırakşı : Işık , lamba , kandik ; nur , göz nuru. < Fars. Çerag.
Şırakşım : Şımartılan kimse için kullanılan bir tabir.
Şıray : Yüz , güzel yüz , suret , güzellik , eda vs. = OMoğ. Çirai.
Şıraylan- : Güzelleşmek , güzellenmek vs.
Şırılda- : Şakımak , haşırdamak , şarıldamak , vızıldamak , ötmek vs.
Şırıldavık : Cırcır böceği.
Şırın : Tatlı , şekerli. < Şirin.?
Şırış boz- : Rahatını bozmak vs.
Şırlama : Sarma şeklindeki yemek. < Şırmala.?
Şırma- : Dönmek , başını çevirmek vs.
Şışkan : Sıçan , fare vs. < ET. Sıçgan.
Şıt : Basma veya daha kalitesiz kumaş.
Şıykılda- : Ciyak ciyak bağırmak vs.
Şiberek / Şüberek : Bez , tozluk , toz bezi , bez parçası vs. > Kuban Nogay Ağzında Şiverek :
Şibiş : İki yaşına basan keçi.
Şille : Yaz mevsiminin en sıcak günleri , kış mevsiminin en soğuk günleri.
Şilter : Miğfer , kafes vs.
Şiltorgay : Çilli serçe kuşu.
Şirgi : Tayın suratına giydirilen ve meme emmesini engelleyen burunsalık.
Şiri- : Çürümek , bozulmak vs.
Şiy : Yüksek ve sert bir ot olup saplarından hasır yapılır.
Şiy : Çiğ , ham vs < ET. Çig : Çiğ.
Şiykilde- : Kırmızımsı olmak.
Şkaf / Şkap : Dolap. < Rus. Shkaf.
Şkol(a) : Okul. < Rus. Shkola.
Şlyapa / Şluyapa : Şapka. < Rus. Shlyapa.
Şok : 1. Püskür , saçak ; 2. Kamçı , kırbaç ; 3. Beraber , birlikte vs.
Şoklı : Perçemli , püsküllü vs.
Şokı- : Çıkarmak , oymak vs.
Şokın- : 1. Haç işareti yapmak , haç çıkarmak . 2. Vaftiz olmak.
Şokırak : Kaynak , pınar , su , dere , çay vs.
Şokpar : Ucunda top bulunan değnek , sopa vs.
Şolpa tüsip ket- : Kat kat artmak vs.
Şolpı : Kızların saç örgüsüne takılan ziynetler.
Şomaka : Kepçe , kaşık vs.
Şomıl- : Dalmak , yıkanmak , yüzünü yıkamak vs.
Şontık : Mont , gocuk vs.
Şoñkay- : Kibirlenmek , yükselmek , büyümek , artmak vs.
Şora : Prens soyundan olan oğlan , delikanlı.
Şorga : Tutacaksız yuvarlak ağaç kupa , fincan , bardak ; yuvarlak ağaç kasedeki susuz
Şorılda- : Şapır şapır dökülmek vs.
Şorşı- : Zıplamak , hoplamak , atlamak , sıçramak vs.
Şoyın : 1 . Kazan , tencere , tava 2. Dökme demir 3. Demir başlı sopa , çomak.
Şök- : Eyer vurmak , eyerlemek vs.
Şöktir- : Çöktürmek. < ET.* Çöktür-.
Şöl : Çöl , step , ova , tarla vs. < ET. Çöl.
Şöllik : Çöl , sahra , havali , yöre vs.
Şömiş : Çömçe , kepçe , kaşık vs.
Ştraf : Ceza. < Rus. Shtrafy.
Şuba : Kürk , kışlık manto vs. < Rus. Shuba.
Şubar : 1. Alacalı , çilli , çeşitli renkli 2. Kır ( at donu ).
Şukı- : Çöplenmek , gagalamak , vurmak , kakmak ; ezmek , oymak , kazmak vs. =. Nog.
Şoku- : Çöplenmek , gagalamak vs.
Şuvak : Şua , ışık ; sıcaklık ; parlak vs. < Ar. Şu’a.
Şuvılda- : Uğuldamak , gürültü / patırtı çıkarmak vs.
Şuvla- : Çığlık koparmak , bağırmak , haykırmak vs.
Şuvlat- : Çağıldatmak vs.
Şükirey- : Hiddetlenmek vs.
Şüriş : Acımasız , sert vs.
Şüy : Çivi , mil , şiş vs.
Şüyir- : Çevirmek , çekmek ( tespih ) , örmek , bağlamak vs. < ET. Çebir-.
Tab- : Tapmak. < ET. Tap-.
Tabagan / Tamagan : ... -e kadar / doğru vs. < ET. Tapa.
Tabatın . ... -e kadar vs.
Taban : 1. Taban 2. Ayak.
Tabanşa : Pençe , ayakkabı tabanına çakılan lastik vs.
Taga- : Sımsıkı yaklaştırmak , yanaştırmak vs.
Tagı / Tağı / Tağa : Daha , yine , tekrar , bir daha , işte , belki , galiba , heralde ; Kip pekiştiricisi
olarak kullanılır : Emir kipinde şart cümlelerinde fiile rica / yalvarma / yumuşakça isteme veya
sertlik anlamı verir ; sade emir kipinde daha / yine / işte anlamı verir ; şimdiki zaman kipinde belki
anlamı verir ; gelecek zaman kipinde galiba / heralde / az kalsın / daha anlamları verir. < ET. Takı.
Tagı da : Daha da , yine vs.
Tagı da bek : Daha da çok.
Tak : Tak , düşme sesi için yansıma söz.
Tak- : Takmak. < ET. Tak-.
Taguv : Takma , takış vs.
Tak çto : Öyle oldu ki. < Rus. Tak chto.
Takat : Takat , güç , derman vs. < Ar. Tāka(t).
Takılda- : Çene çalmak , takırtı yapmak vs.
Takır :Kel ; düz , dümdüz vs.
Takıyka : Dakika. < Ar. Dakīka(t).
Takpak : Darbımesel , atasözü vs.
Takpakla- : Darbımesel söylemek vs.
Takta : Tahta , levha vs. < Fars. Taχte.
Taktambet : Ranza , yatak vs.
Tal : Dal , söğüt. < ET. Tal.
Tal- : Güçsüz kalmak , bayılmak , yorulmak , dona kalmak , usanmak vs.
Talav : Hastalık , yara vs.
Talaka : Yardım , topluca birileirne yardım etme.
Talap : İstek , talep , talep etme , isteme , soru , sorma vs. < Ar. Talab.
Talas- : Münakaşa etmek , iddiada bulunmak , itiraz etmek vs.
Talas- : Çarpmak ( yürek ) vs.
Talav : Soyma , yağmalama , talan , yağma vs.
Talk : Darmadağın ; rende vs.
Talpın- : Öne atılmak vs.
Talşıga- : Dalıp çıkmak vs.
Tam : Duvar , sur vs. < ET. Tam.
Tam- : Damlamak , yağmak vs.
Tamada : En yaşlı , ilk , baş vs.
Tamadas- : Kendini büyük saymak , temsilci görünmek , gururlanmak vs.
Tamak : Boğaz , gırtlak ; damak ; mecazen karın.
Tamaklan- : Biraz / bir parça yemek , gıda almak vs.
Tamam : Tam , tamam , bütün vs.
Tamaşa : 1. Zevk , eğlence , şaka 2. Çok güzel , enfes , ilgi çekici , cazip 3. Hayret verici ,
Tamga : Damga. < ET. Tamka.
Tamgalı : Damgalı. < ET. Tamkalıg.
Tamgala- : Damgalamak vs. < ET. Tamgala-.
Tamır : Damar, kök , iç vs.
Tamırlas- : Ahbap olmak vs.
Tamız : Sıcak , sıcaklık vs. < Ar. Temmuz.
Tanav : Burun deliği , delik vs..
Tangiri : Allah ( c.c. ) , tanrı vs. < ET. Teñri.
Tanı- : Tanımak ; görmek vs.
Tanımastay bol- : Tanımazdan gelmek , tanımazmış gibi yapmak / olmak vs.
Tanıs : Tanış , tanıdık , bildik , aşina vs.
Tanıklı : Tanıklı. < ET. Tanuklug.
Tañ : İyi yürekli , iyi , iyilik sever , sevecen , merhametli , insaflı vs.
Tañ / Tan : Sabah , tan , seher , şafak , fecr ; güneş vs. < ET. Tañ.
Tañ at- : Şafak atmak vs.
Tañlay : Tanla , erken vs.
Tañkı : Az , kıt , kısa vs.
Tañlay : Damak , dil altı , dil vs.
Tañsık : Nadir , seyrek , ender , ilginç , şaşırtıcı vs.
Tañsıkla- : Özlemek , şiddetle arzu etmek vs.
Tap : İz , leke , benek vs.
Tap : O esnada ; sanki , adeta , ...mış gibi vs.
Tap- : Bulmak , keşfetmek ; vermek , doğurmak , kazanmak ; kapılmak , toplanmak vs . <
ET. Tap-. > Ak-Nogay ve Kara Nogay Ağızlarında Tap-.
Tapkısız : Bulunamayacak , bulunmaz vs.
Tapşan : Divan , kanepe vs.
Tapşırıl- : Havale etmek , bırakmak , görevlendirmek vs.
Tapşırma : Vazife , ödev vs.
Tapta- : 1. Tepelemek , ezmek , çiğnemek 2. Zehirlemek 3. Üzmek vs.
Taptat- : Ezmek , buruşturmak vs.
Taralgan : Tarla vs. = Kalm. Taraalgan.
Taralt- : Dökmek , saçmak , dağıtmak vs.
Tarbagan : Dağ sıçanı. = OMoğ. Tarbagan.
Tarelka : Tabak. < Rus. Tarelka.
Targıl : İçinde siyah renkler bulunan kızıl ( hayvan donu , inek , öküz vs için ) , kaplan
Tarı : Darı. < ET. Tarıg.
Tarık : Gerek , lazım vs.
Tarihşi : Tarihçi. < Ar. ta’rīχ.
Tark : Çatırtı / keskin ve sert ses için yansıma söz.
Tark(a)- : Dağıtmak , coşmak , çileden çıkmak ; dağılmak , dağılıp gitmek , gezinip durmak
Tarkav : Dağınık vs. = ET. Tarkınç.
Tarlav : Tarla, alan, saha; kır; sahra vs. < ET. Tarıglag.
Tarmaklas- : Kavramak , tutunmak vs.
Tarmas- : Sarmak , kavramak vs.
Tarpan : Yabani at , huysuz at , saldırgan at vs.
Tars : Çat , çatlama/çatırdama/vurma/gürültü sesi için yansıma söz ; ani hareket için bir
Tarsılda- : Gürültü / patırtı/velvele yapmak , gürüldemek vs.
Tarsıldat- : Çatırdatmak , şiddetlice vurmak , çarpmak vs.
Tart- : Çekmek , koparmak , uzatmak , bağlamak , müzik aleti çalmak , armağan etmek ,
iştirak ettirmek , çıkarmak , dayanmak ; içmek vs. < ET. Tart-.
İşin tart- : İç çekmek , kendini kötü hissetmek vs.
Tartkışla- : Çekiştirmek , çekmek vs.
Tartıs- : Çekişmek vs. < ET. Tartış-.
Tas : Taş vs. > Ak-Nogay Ağzında Tas / Taş. < ET. Taş.
Tastay : Taş gibi. < Tas-tay.
Tasa : Örtülü , kapalı vs.
Tasalan- : Gizlenmek ; siper etmek ; unutturmak vs.
Tası- : Taşmak vs. < ET. Taş-.
Tasla- : Atmak , dökmek , fırlatmak , bırakmak , terketmek , vazgeçmek , göndermek vs.
Taşan- : Utanmak , çekinmek vs.
Tatavıl : Hendek , siper , çukur vs.
Tat(ı)- : Tatmak , tadına bakmak ; tad vermek vs.
Tatım : Dost , barışçıl , anlaşmacı , uzlaşmacı , mutlu , dost geçinen vs.
Tatımsı- : Arkadaş gibi görünmek vs.
Tatuv tur- : İyi geçinmek vs.
Tatla- : Üstünü örterek gizlemek vs.
Tavık : Tavuk. < ET. Takuk / Tagıku.
Tavkey : Anne ; anneanne ; dayı.
Tavşan : Tavşan. < ET. Tabışgan / Tavışgan.
Tay : Tay. < ET. Tay / Tan.
Tay : Ova , yazı , düz vs.
Tay- : Kaymak , uzaklaşmak vs.
Taygana- : Kaymak , kurtulmak , süzülmek vs.
Tayak : Değnek , baston. > Ak-Nogay Ağızlarında Tayak.
Tayan- : Dayanmak , yaslanmak , istinad etmek vs.
Tayak : Dayak , destek , sopa , değnek vs.
Taylat- : Bakmak , beslemek , büyütmek vs.
Taypa : Akrabalık , yakınlık ; görgü vs.
Taz : Avda kullanılan uzun bacaklı ve çevik bir köpek çeşidi. < Tr. Tazı = Fars. Tazı.
Taza : Taze , saf , temiz. < Fars. Taze.
Tazalık : Temizlik , dürüstlük , namusluluk vs.
Tácel / T ääcel : Azrail.
Tátli / T äätli / Tetli / Tatlı : Tatlı vs. < ET. Tatıglıg.
Táves- / T ääves- : Tamamlamak , bitirmek , tüketmek vs.
Tääveskenlik : Tükenmişlik vs.
Távkeşe : Düğün geçişi / geçidi.
Teatr : Tiyatro. < Rus. Teatr.
Tebenteli : Sağlam , sabit , daimi vs.
Tebingi : Üzenginin üst tarafına , insna bacağıyla atın vücudu arasına konulan ve insna
bacağını atın terinden koruyan nesne.
Tegaran : Tekrar , yine; zorla , güçlükle ; biraz vs. < Tekraren.?
Tegin : Bedava , parasız , beyhude , boşuna vs.
Tegis : Düz , pürüzsüz vs.
Tegislet- : Düzeltmek vs.
Tek : Sadece , yalnız , ancak , ama vs.
Tek tur : Uslu durmak, sessiz durmak. < ET. Tek tur-.
Tekebas : Çok kötü ve zayıf görünme.
Tekene : Tekne. < ET. Tekne.
Tel : Fiş ( elektrik ) vs.
Telefon : Telefon. < Rus. Telefon.
Telegramma : Telgraf. < Rus. Telegramma.
Teleme-tesik : Delik deşik.
Televizor : Televizyon vs. < Rus. Televizor.
Telezi- : Heyecanlanmak vs.
Teli : Ahmak, budala, aptal. < ET. Telü.
Telpek : Kap ; bir çeşit takke , başlık vs.
Temir : Demir. < ET. Temir.
Tentek : Deli , aptal , beyinsiz vs.
Tentire- : Serserice dolşamak , başıboş gezmek vs.
Tentirekşi- / Teñtirekşi- : Sendelemek , sallanmak vs.
Teñ : Arkadaş , dost ; yaşıt , akran ; denk , eşit , aynı vs. < ET. Teñ.
Teñkey- . Dengesini kaybetmek , yana yatmak vs.
Teñle- : Denk/bir/aynı tutmak/saymak vs.
Teñles : Denk , eşit , benzer vs.
Teñlestir- : Karşılaştırmak vs.
Tep- : Tepmek vs . < ET. Tep-.
Tepkişle- : Tepmek , tepe tepe kullanmak vs.
Tebin- : Tepmek , çifte atmak vs.
Tepse : Oyularak yapılmış küçük ağaç tekne.
Tepşek : Tabak , tepsi vs.
Terbe- : Devam etmek ,sürmek , ... edip durmak , harekete geçmek , yola çıkmak vs.
Terek : Ağaç. < Tr. Terek veya Fars. Dıraht.
Terektey : Ağaç gibi , ağacı gibi.
Teren / Tereñ : Derin ; ücra vs. < ET. Teriñ.
Terennen : Derin derin , derinden.
Tereze : Pencere. < Fars. Dervaze.
Terge- : İncelemek , araştırmak , yoklamak , kontrol etmek vs.
Tergev : Hesaplama , sayma vs.
Teri- : Toplamak vs. < ET. Ter-.
Teril- : Toplanmak vs. < ET. Teril-.
Teris : Ters , arka , zıt , yanlış vs. < ET. Ters.
Terme üy : Ruslara mahsus üstü kapalı araba.
Termeşe : Çocuk hastalığı.
Termil- : Arzulamak , hasret duymak vs.
Termilüvli : Arzulu , istekli vs.
Terşen / Terşeñ : Terli , çabuk / kolay terleyen vs..
Tes- : Deşmek , delmek , delik açmak vs.
Tesik : Deşik , delik , çukur , açıklık vs.
Teşker- : Dikkatle bakmak , incelemek , merak etmek vs.
Teşkerüvli : Dikkatlice vs.
Tete(y) : Anneanne , nine , ebe vs.
Tetrad’ : Defter. < Rus. Tetrad'.
Tevekelşi : İnsan olan yer.
Tevesüliv : Bitirmek , sona erdirmek vs.
Tevmeli : Yalpalayan , sallanan , devrilecek hale gelen.
Tez : Hızlı , çabuk , acele vs.
Tez tez : Hızlıca , hızlı hızlı vs.
Tezin- / Teziñ-: Acele etmek vs.
Tezek : Tezek. < ET. Tezek.
T’fu : Tu! , bir kızgınlık ünlemi
Tıgın : Tıkaç , mantar , tapa vs.
Tıgız : Sağlam , sık , dar , gergin , yoğun , kesif vs.
Tıkılda- : Tıkırdamak vs.
Tım-tırakay / Tımtırakay : Darmadağın.
Tırım tırım : Darmadağın(-ık) , perişan.
Tım- : Sönmek , susmak vs.
Tımav : Soğuk algınlığı , nezle vs.
Tımık : Sessiz , sakin , durgun vs.
Tımala- : Yuvarlanmak , hızla gitmek vs.
Tımalak : Yuvarlak. < Tım-alak.
Tıp-tımalak : Yusyuvarlak.
Tındır- : ( Kulak ) kabartmak vs.
Tın(ı) : Nefes , dinlenme , fasıla , ara , mola vs.
Tınşay- : Dinlenmek vs. < Tınış-ay-.
Tın- : Dinmek , azalmak vs.
Tınık : Sessizlik , yavaş , sakin , hafif vs.
Tınıklık : Şeffaflık , duruluk , saydamlık vs.
Tırs-tınıklık : Sessizlik.
Tınış / Tınıs : Dinç , kolay , rahat , hafif , rahatlık , dinlenme , ara , soluma vs.
Tınışlık . Sükunet , sessizlik , sükun , telaşsız vs.
Tınışlandır- : Sakinleştirmek vs.
Tıñla- : Dinlemek vs. < ET. Tıñla-.
Tıñlavsız : Söz dinlemeyen , itaat etmeyen vs.
Tıpırdat- : Kıpırdatmak , oynatmak vs.
Tırıstır- : Bükmek , eğmek vs.
Tırkıldak : Çok söyleyen , yerli yersiz konuşan.
Tırna / Turna : Turna. > Ak Nogay Ağzında Tırna ; Kara Nogay Ağzında Turna. < ET. Turña.
Tırna- : Tırmalamak , çalışmak vs.
Tırnak : Tırnak. < ET. Tırñak.
Tırnal- : Yaralanmak , tırmalanmak , tırmıkla toprağı kaşımak vs.
Tırnat- : Toprağı sürdürmek vs.
Tırnavış : Bahçıvan tarağı.
Tırs : Ani hareket bildiren bir ünlem.
Tırsılda- : Çatırdamak , kıtırdamak vs.
Tırtık : Çizgi , kırışıklık vs.
Tırtık yıy- : Kırıştırmak vs.
Tıs : Dış , dışarı ; üst vs. < Tış < ET. Taş.
Tıy- : Men etmek , tutmak ; kırmak , yenmek ; yasak olmak , memnu olmak ; hakim
Tıydaclık : Engel , zorluk vs.
Tıyuvsızlık : Hürriyet vs.
Tıy- : Yatıştırmak , dindirmek , teskin etmek vs.
Tigil- : Dikilmek , dik durmak , yerleşmek , gözünü dikmek vs.
Tik- : Dikmek vs. < ET. Tik-.
Tik- : Dikmek ( iğne ile ) .
Til : Dil vs. < ET. Til / Tıl.
Tile- : İstemek , dilemek vs. < ET. Tile-.
Tilek : Dilek vs. < ET. Tilek.
Tilen- : Dilenmek , istenmek , söylenmek vs.
Tilik tilik : Yarık yarık vs.
Tire- : Destek vermek , desteklemek vs.
Tirel- : Dayanmak , yükselmek vs.
Tiri : Diri , canlı vs. < ET. Tirig.
Tirilgendey : Dirilmiş gibi.
Tiril- : Dirilmek vs. < ET. Tiril-.
Tisle- : Dişlemek , ısırmak vs.
Titireñle- : Titremek vs.
Tiy- : Dokunmak , değmek , çarpmak ; hücum etmek vs. < ET. Teg-.
Tiyisli : Değerinde olma , değme , uygun , gerekli , lüzumlu vs.
Tiyislidey : Gerekli gibi.
Tiyissiz : Gereksiz , uygunsuz , gerekli/uygun olmayan vs.
Tiye- / Tie- : Yüklemek , binmek , bindirmek vs.
Tiz- : Dizmek , sıralamak vs.
Tizil- : Dizilmek , sıralanmak vs.
Toba : Tövbe. < Ar. Tevbe.
Toçka : Nokta. < Rus. Tochka.
Togay : Vadi , çayır , orman , fundalık , çalılık vs.
Togaylık : Çayır , yeşillik vs.
Togız / Toguz : Dokuz , 9. < ET. Tokuz.
Togızınşı : Dokuzuncu. < ET. Tokuzunç.
Toksan : Doksan , 90 ; kış mevsiminin üç ayı .
Togızlık : Dokuz kişi , dokuzu birden.
Tokalak : Kılsız ( keçi ) , tüysüz ( inek ) , tıraşlı ( kafa ) vs.
Tokar’ : Tornacı. < Rus. Tokar'.
Tokarnıy stanok : Tornacı tezgahı. < Rus. Tokarnyy stanok.
Tokı- : Dokumak vs. < ET. Tokı-.
Tokıt- : Dokutmak vs. < ET. Tokıt-.
Tokıldat- : Boğuk takırtı çıkarmak vs.
Toklı / Toktı ( Toktu ) : Henüz doğurmamış genç koyun , toklu ; 1 aydan 1 yaşına kadarki kuzu.
Tokta- / Toxta-/ Tohta- : Durmak , üzerinde durmak , korumak , tutmak ; ara vermek , bırakmak vs.
Toktas- : Karar vermek , kararlaştırmak vs.
Toktasuv : Kabul etme , karar verme vs.
Toktat- : Durdurmak , çevirmek , yolunu kesmek vs.
Tol- : Dolmak ; doldurmak vs.
Toltır- : Doldurmak ; ödemek vs.
Tolı ( Tolu ) : Dolu ; çok ; tam vs.
Tolga- : Efkarlanmak , kederlenmek vs.
Tolgat- : Doğum sancısı çekmek , doğurmak üzere olmak vs. < ET. Tolgat-.
Tolgısı- : Sancılanmak vs. ?
Tolgav : Kabile / boy şarkı müsabakaları.
Ton : Kürk , geniş yakalı gocuk, elbise vs. < ET. Ton. > Ak-Nogay Ağzında Ton : Palto.
Tonlı : Kürklü vs. < ET. Tonlug.
Tonsız : Kürksüz vs. < ET. Tonsuz.
Tona- : Soymak , çıplak bırakmak vs.
Toñ- : Donmak vs. < ET. Toñ-.
Toñğan : Donan , üşüyen vs.
Toñıst- : Üşütmek , dondurmak vs.
Toñız / Doñız : Domuz. < ET. Toñuz.
Toñkay- : Kıçını yukarı kaldırarak eğilip durmak vs.
Topar : Toplu , grup , sürü vs.
Toral- : Semirmek , etlenmek , büyümek , ergenlik çağına gelmek vs.
Torgay / Torğay : Tarla kuşu, serçe vs.
Torı : Doru , kızıl ( at ). < ET. Torug.
Torka : Bir çeşit ipekli kumaş , ipek vs.
Toy et- : Düğün yapmak vs.
Toyla- : Düğün yapmak , ziyafet çekmek , cümbüş yapmak , ziyafetten ziyafete dolaşmak
Toy- : Doymak ; yedirmek vs. < ET. Tod-.
Toz / Tozan : Toz. < ET. Toz.
Toz- : Yıpranmak , eskimek , dağılıp toz olmak , yolda kalmak vs.
Töbe ( Töbö ) : 1. Tümsek , tepe , baş , yüce vs. 2. Çatı , dam vs. < ET. Töpö.
Töbeles- : Dövüşmek , vuruşmak vs.
Tögerek : Etraf , çevre , civar , daire , halka , dünya vs. = OMoğ. Tögörig. = ET. Tegrük.
Töh / Töx : Bir kızgınlık ünlemi , tüh.
Tök- : Dökmek vs. < ET. Tök-.
Töl : Yavru sayısı. < ET. Töl.
Töle- : Ödemek vs. = OMoğ. Tölö-.
Tölev : Ödeme , tediye vs.
Tömen ( Tömön ) : Aşağı , alt ; alçak , basık , düşük vs.
Tömenlet- : Alçaltmak , aşağı indirmek vs.
Töñk : Yüksek yer , tepe , üst vs.
Tönter- / Töñter- : Döndürmek , devirmek, altını üste getirmek vs. < ET. Toñtar-.
Töñteril- : Döndürülmek , çevrilmek vs.
Tör : Baş köşe , baş , köşe vs.
Töreşi : Bey , efendi , hakim , yargıç vsvs.
Töre : Adalet , yasa ; zengin vs. < ET. Törö.
Törkin : Hanımın/zevcenin akrabaları , baba ocağı vs. = OMoğ. Törköm.
Törkinşek : Baba evini sık sık ziyaret etmeyi seven evli akdın.
Tös : 1. Döş. 2. Dağ eteğinden az yukarı kısım , dağ yamacı , yamaç vs.
Töse- : Döşemek , yaymak , sermek ; serilmek vs.
Tösek : Döşek vs. < Töşek.
Tösel- : Döşenmek , yayılmak ; sermek , döşemek vs.
Töz- : Sabretmek , dayanmak vs.
Trest : Şantiye. < Rus. Trest. ?
Trotuar : Kaldırım. < Rus. Trotuar.
Trubka : Telefon ahizesi. < Rus. Trubka.
Tseh : Lonca. < Rus. Tsekh .?
Tsement : Çimento. < Rus. Tsement.
Tselinnıy : Ham , sürülmemiş. < Rus. Tselinnyy.
Tsellofan : İnce , saydam , ambalaj yapımında kullanılan tabaka. < Rus. Tsellofan.
Tsenter : Kental ( 50 veya 100 kilo ). < Rus. Tsentner.
Tsıgan : Çingene. < ET. Çıgan.
Tsifra : Rakam. < Rus. Tsifra.
Tsirk : Cambazhane. < Rus. Tsirk.
Tukım : Tohum , ahfat , evlat , nesil , soy , soyadı vs. < Fars. Tuhm.
Tukımlas : Akraba , kökteş , soydaş vs.
Tukım : Eğer yastığı vs. = OMoğ. Tokom.
Tu'legen : Akbaba , başı ve boynu çıplak büyük bir yırtıcı kuş.
Tulpar : Yiğit ; yürük at vs.
Tuman : Duman , sis vs. < ET. Tuman.
Tumanlas- : Dumanlaşmak vs.
Tumar : Muska. < Ar. Tūmār.?
Tunşık : Bunaltıcı , boğucu , ağır vs.
Tur- : Durmak , olmak , yaşamak ; ayakta durmak , ayakta olmak , ayağa kalkmak ,
kalkmak ; korumak , geçmek ; yardımcı fiil vs. < ET. Tur-.
Turmıs : Hayat ; duruş , vaziyet , poz vs.
Turğız- / Turgız- : Kaldırmak ; durdurmak vs.
Turımtay : Bir av kuşu çeşidi. = OMoğ. Turumtai.
Turman : Bütün takımlarıyla birlikte eyer.
Tus : Yön , karşı taraf vs. < ET. Tuş.
Tuska- : Nişanlanmak , nişan olmak vs.
Tuskala- : Nişanlamak , nişan almak vs.
Tut- : Tutmak vs. < ET. Tut-.
Tutalak : Hırslı , kinli.
Tutan- : Tutuşmak , alevlenmek vs.
Tutkış : Eşarp ; tutacak , sap vs.
Tuv : Kısır , henüz doğurmamış ( olan ).
Tuv- : Doğmak , ortaya çıkmak vs. < ET. Tog-.
Tuvgan / Tuvğan : Ana , asli ; doğmuş olan ; doğma , doğuş ; akraba vs.
Tuvdır- : Doğurtmak , doğurmak vs.
Tuvar / Tovar : Hayvan , davar , mal , öküz , inek ; hayvanlık ; otlak , mera ; sığır / inek ahırı vs. <
Tuvar- : Çözmek ; şahlanmak ( at ) vs.
Tuvıl : Değil. < ET. Tegül.
Tuvırlık : Alıcı kuşun oturduğu tünek.
Tuvla- : Sinirlenmek , kızmak , sersemlemek vs.
Tuvlak : Üzerinde oturulan tüylü hayvan derisi.
Tuvra / Tuvrı ( Durı ) : Doğru , dürüst , düz vs. < ET. Togrı / Toguru.
Tuppa tuvra : Dosdoğru , dopdoğru vs.
Tuvraşılık : Dürüstlük vs.
Tuy- : Duymak , hissetmek vs.
Tuyak : Tırnak , toynak , ayak ( at vb. hayvan için ). < ET. Tuyug.
Tuygın / Tuigın : Şahin , akbaba.
Tuzdääm / Tüzdam / Tuz-dam : Yedik içtik , yenilen içilen şeyler , yiyecek , yiyecek-içecek vs.
Tuzak : Tuzak , kapan vs. < ET. Tuzak.
Tük : Tüy , kıl vs. < ET. Tü.
Tüken : Dükkan. < Ar. Dukkān / Dukān.
Tüle- : Tüy atmak, boyası çıkmak, solmak. < *Tüle- > ET. Tület-.
Tülev : Tüy atma , solma vs.
Tülki : Tilki. < ET. Tilkü.
Tülkisi- : Pohpohlamak vs.
Tünde- : Ündemek fiiliyle eş anlamlı olarak ikilime içinde kullanılır.
Tüñil- : Vazgeçmek , umudunu kesmek vs.
Tüp ( Tüb ) : Dip , aşağı , taban , son , sonuç vs. < ET. Tüp.
Türen : Sabanın yeri tırmıklayan demir ucu.
Türli : Türlü. < ET. Türlüg.
Türli türli : Türlü türlü , çeşitli.
Türlen- : Farklılaşmak , çeşitlenmek , çeşitli olmak , değişmek vs.
Türlendir- : Değiştirmek vs.
Türkim : Zümre , takım vs.
Tür- : Sarmak , sarmalamak , paket yapmak vs.
Türgiz- : Dürmek , katlamak vs.
Türsi- : Türs diye ses çıkarmak vs.
Türtkisiz : Göremeyecek kadar karanlık.
Tüs : Düş , rüya , hayal vs.
Tüs : Yüz , sima ; renk vs.
Tüs- ( Tu’s- ) : Düşmek , inmek , girmek , görünmek , yayılmak ; münasip / uygun olmak vs. < ET.
Tüsir- ( Tu’sir- ) : Düşürmek , indirmek vs. < ET. Tüşür-.
Tüspek : Düşme , inme , iniş vs.
Tüt- : Çekmek , didmek vs. < ET. *Tıt-.
Tütil- : Tahammül etmek , sabretmek ; kafi gelmek vs.
Tütin : Duman ; sigara vs..
Tütinsiz : Dumansız vs. = ET. Tütünçsüz.
Tüy- : Bağlamak, içine sarmak , sarmalamak ; büzmek , çatmak vs. < ET. Tüg- : Bağlamak
Tüyme : Düğme . < ET. Tügme.
Tüymedey : Düğme gibi , düğme kadar vs.
Tüyil- : Bağlanmak , takınmak , top şeklinde toparlanmak , kısılmak , büzülmek ; boğazında
Tüyre- : İğne ile tutturmak , bağlamak , bastırmak vs.
Tüyinli : Düğümlü. < ET. Tügünlüg.
Tüy- : Dövmek vs.? < ET. Tög- : Dövmek vs.
Tüyistir- : Dövüştürmek vs.
Tüye / Tüe : Deve. < ET. Tebe.
Tüyedey : Deve gibi , deve kadar vs.
Tüyte : Baltanın kesen kısmı.
Tüz : Düz , doğru , dürüst vs. < ET. Tüz.
Tüz- : Dizmek , kurmak vs.
Tüzel- : Düzelmek vs. < ET. Tüzül-.
Tüzet- : Hayretmek , hayırlı etmek , düzgün etmek , düzeltmek vs.
Tüzetil- : Düzeltilmek ; doğrultmak vs.
Tüzül- : Ortaya çıkmak vs.
Tüzülis : Kurma , kuruluş vs.
Tüzüv : Kurma , yapma , inşa etme vs.
Uçebnik / Uçebik : Ders kitabı. < Rus. Uchebnik.
Uçilişçe : Okul , lise vs. < Rus. Uchilishche.
Uçitel : Öğretmen. < Rus. Uchitel'.
Uçitelskiy : Öğretmen. < Rus. Uchitel'skiy.
Ul / Uvıl / Uvul: Oğul. < ET. Ogul. > Kara Nogay ve Asıl Nogay Ağızlarında Uvıl ; Ak-Nogay
Ulan : Oğlan. < ET. Oglan.
Ulı / Ullı : Ulu , büyük , ulvi , yüce vs. < ET. Ulug.
Ultan : Taban , ayakkabı tabanı.
Una- : Tasvip etmek , onamak , beğenmek , hoşuna gitmek vs. < ET. Una-.
Uprav : Yönetme , idare etme vs. < Rus. Uprav.
Ur- : Vurmak vs. < ET. Ur-.
Urıs- : Vuruşmak , dövüşmek vs.
Urıstır- : Dövüştürmek vs.
Urıs : Savaş , muharebe , dövüş , kavga vs. < ET. Uruş.
Ursıs : Kavga , dövüş vs.
Ura : Hurra , yaşa. < Rus. Ura.
Urgaşı : Dişi , hanım vs.
Urı : Hırsız. < ET. Ogrı.
Urkalay : Hırsız , eşkıya vs.
Urla- : Çalmak , hırsızlığa konu etmek , aşırmak vs.
Urık ( Uruv ) : Tohum , cins , kabile , soy vs. < ET. Urug.
Urlık ( Urluk ) : Tohum , tane , nesil vs.
Uruvlı : Soylu , soyu kalabalık vs.
Urşık : Öreke , ucu çatal / eğri eğirme değneği vs.
Urok : Ders. < Rus. Urok.
Usta : Usta , ehil , bilgiç vs.
Ustav : Tüzük , yasa . < Rus. Ustav.
Uş : Uç , son vs. < ET. Uç.
Uş- : Uçmak vs. < ET. Uç-.
Uşır- : Uçurmak ; çıkarmak ( ateş , kıvılcım ) vs.
Uşıra- : Rastlmak , karşılaşmak vs.
Uşşız / Uşsız : Ucuz , değersiz vs.
Ut- : Kazanmak vs. < ET. Ut-.
Utıs : Kazan , ikramiye vs. < ET. Utuş.?
Uvla- : Zehirlemek , ilaçlamak vs.
Uvlı : Zehirli vs. < ET. Agulug.
Uvak : Ufak , küçük vs. < ET. *Ubak.
Uvant- : Teselli etmek vs.
Uvık : Keçe çadırın üst tarafına konulan uzun ağaç.
Uvıl- : Soğuk birşeyler yemek veya içmekten ağız iç taraf derisi düşmek.
Uvırt : Yudum ; avurt , yanak vs.
Uya : Yuva , in , vahşi hayvan ini / yuvası. < ET. Uya.
Uyal- : Utanmak , çekilmek , sıkınmak ; pişman olmak vs.
Uyalşañ : Utangaç , mahçup , sıkılgan vs.
Uyat : Utanç , utanma vs.
Uyatlık : Utanma , utanç ; utanç verici vs.
Uygınla- : Düzenlemek , teşkilatlandırmak vs. ?
Uygınlı : Tertipli , düzenli vs.
Uyı- : Koyulaşmak, tutmak (yoğurt); uyuşmak. < ET. Udı-.
Uykı ( Uyku ) : Uyku vs. < ET. Udıku.
Uyukla- / Uykla- : Uyumak , uyuklamak vs.
Uykısıra- : Uyuklamak vs.
Uykımsıra- : Uykusu kaçmak vs.
Uyık-tımık : Sessiz kimsesiz.
Uyıl- : Pıhtılanmak , birikmek , toplanmak vs.
Uykastır- : Uydurmak , uygun hale getirmek vs.
Uypala- : Ezmek , mıncıklamak vs.
Uzak : Uzak , uzun , uzunca vs. < ET. Uzak.
Uzat- : Kızı kocaya vermek vs.
Üles- / Ülis- : Üleşmek , paylaşmak vs.
Ülis : Zengin kişinin civardaki halka verdiği ziyafet ; pay , hisse vs.
Ülisi : Vazife , ödev , borç vs.
Ülgili : Örnek olabilir , model , tip vs.
Ülle : Lüle , pipo, küçük boru , borcuk , tüp . < Fars. Lüle.
Ümit et- : Ümit etmek , ümitlenmek vs.
Ün : Ses , seda vs. < ET. Ün.
Ünde- : Bir şey söylemek , demek , ses çıkarmak vs.
Ündemev : Ses çıkarmama , sükut etme , susma vs.
Ün : Gerçek , hakikat vs.
Üñirey- : Boş ve uygunsuz durmak vs.
Ür- : Üfürmek , üflemek ; ürmek vs.
Üre bil- : Ürebilmek , havlayabilmek vs.
Ürgen : Havlayan , üren vs.
Ür- / Ürk- : Ürkmek , korkmak vs. < ET. Ürk-.
Ürpek : Kabarık , ürpermiş , dik , gür saç vs.
Ürkit- : Ürkütmek , korkutmak vs.
Üreñ-üreñ ét- : Bağırıp çağırmak vs.
Üreñ-süreñ ét- : Bağırtı koparmak vs.
Ürgişle- : Ürmek , havlamak vs.
Üsit- : Üşütmek , dondurmak vs.
Üst : Üst , üzeri ; giysi.
Üstinnen : Hakkında , üstünden vs.
Üşinşi : Üçüncü. < ET. Üçünç.
Üşin ( Üşün ) : İçin ; doğru , gerçek vs. < ET. Üçün.
Uşın : Gerçek , hakikat vs.
Uşınlay da / Üşinimen de / Üşinley de : Gerçekten, gerçekten de.
Üy ( İy ) : Ev. < ET. Eb / Ev.
Üyli : Evli , evi olan vs.
Üylen- ( Üylön- ) : Evlenmek .
Üy- : Küme halinde yığmak vs.
Üyil- : Kümelenmek , toplanmak vs.
Üyir- : Çevirmek , döndürmek vs. < ET. Ebir- / Evir- .
Üyiril- : Evrilmek , dönmek vs.
Üyken ( İykön ) : Büyük. > Ak-Nogay Ağzında İyken / İykön. ; > Kuban Nogay Ağzında İykön.
Üykenle- : Çoğaltmak , büyütmek vs.
Üykensire- : Büyüklenmek vs.
Üyre : Bir çorba çeşidi , duru çorba vs.
Üyren- ( Üyrön- ) : Alışmak , öğrenmek vs.
Üyret- : Öğretmek , öğretmenlik yapmak vs.
Üz- : Kezmek , koparmak vs. < ET. Üz-.
Üzil- : Kopmak , eksik olmak , bitmek ; üzülmek vs.
Üzilin- : Kesik kesik olmak vs.
Üzik : Yırtık , kopuk vs. < ET. Üzük.
Üzik : Yukarı , üst , tepe vs. < ET. Üz(e).
Üzlik- : Halsizleşmek , kuvvetsizleşmek ; çok arzulamak / istemek vs.
Va : Bir ünlem , karşı çıkma çünlemi aa!.
Vaa anamızdı da : Vay anasına.
Vahahay : Eyvah , aman vs.
Vakıt : Vakit , zaman vs. < Ar. Vakt.
Vakla- : Ufa(k)lamak , parçalamak vs.
Vanna : Banyo. < Rus. Vanna.
Vatkan : Pamuk , bir parça pamuk vs. < Rus. Vatka.?
Veçer : Akşam ( vakti ). < Rus. Vecher.
Velosiped : Bisiklet. < Rus. Velosiped.
Vertolyot : Helikopter. < Rus. Vertolet. ?
Veteran : Eski muharip , gazi vs. < Rus. Veteran.
Vıhodnoy : Çıkış. < Rus. Vykhodnoy.
Vıpusknik : Mezun. < Rus. Vypusknik.
Vigovor : Telaffuz. < Rus. Vygovor.?
Vodoprovodka: Sy tesisatı / hattı / borusu. < Rus. Vodoprovodka.
Voevod : Voyvoda. < Rus. Voyevoda.
Vokzal : Gar. < Rus. Vokzal.
Voobşçe : Umumi olarak , daima , hep vs. < Rus. Voobshche.
Voskresnik : Hafta sonu. < Rus. Voskresnik.
Vraç : Doktor , tabip vs.
Vrag : Düşman vs. < Rus. Vrag.
Ya Rasul Alla : Ya ResulAllah.
Yabala- : Bir işi toptan işlemek , kütle halinde saldırmak vs.
Yadav : Zayıf , fakir vs. < OMoğ. Yadau.
Yadı : Cadı. < Fars. Cadu.
Yagday : Fayda , menfaat vs.
Yagımlı : Hoş , tatlı vs.
Yahanem / Yaxanem : Cehennem. < Ar. Cehennem.
Yahsı / Yahşı / Yaxşı : İyi , güzel , hoş , güzelce ; güle güle vs. > Ak Nogay Ağzında Yaksı ; Öz
Nogay Ağzında Caksı ; Karanogay Ağzında Yakşı.
Yaxşılık : İyilik , bereket vs.
Yak- / Yag- : Yakmak , yağlamak , sürmek , batırmak vs.
Yak / Yaka / Yaga : Yaka , kıyı , sahik , kenar , yan , taraf , yön , cihet ; yüz vs. < ET. Yaka.
Yagala- : Kenar boyunca yürümek , sahilden gitmek vs.
Yaklı : Taraflı. < ET. Yakılıg.
Yakla- : Tutmak vs. < ET. Yakala-.
Yaklas- : Yaklaşmak , yakınlık göstermek vs.
Yalda- : Ücretle çalışmak vs.
Yalşı : Ücretle çalışan işçi.
Yal(a) : Yele. < ET. Yel / Yal.
Yala : İftira , zemmetme , yerme vs.
Yala- / Yalga- : Yalamak vs. < ET. Yalga-.
Yalangaş / Yalañaş : Çıplak vs.
Yalañaşlık : Çıplaklık vs.
Yalañ : Yalın , çıplak ; yalın , yalnız vs. < ET. Yalañ.
Yalañbas : Başı çıplak / açık.
Yalañtös : Yaman , şiddetli , çılgın vs.
Yalav : Küçük bayrak , sancak vs.
Yalbar- : Yalvarmak vs. < ET. Yalbar- / Yalvar-.
Yalbara- : Dalgalanmak , sallanmak , titremek vs.
Yalga- : Birleştirmek , eklemek vs.
Yalğız / Yalgız: Tek , yalnız , sadece , bir , biricik vs . < ET. Yal(ıñ)guz.
Yalgızday : Yalnız gibi vs.
Yalğızğana : Bir tanecik.
Yap-yalgız : Yap(a)yalnız.
Yalık- : Tembellik etmek , sıkılmak , üzülmek vs. < ET. Yalk-.
Yalın- : Yalvarmak , yakarmak vs.
Yalk- : Arzu ve hevesini kaybetmek vs.
Yalpayt- : Yassılatmak vs.
Yalt-yult : Çabuk hareket için bir yansıma ikileme .
Yamagat / Yamağat : Halk , cemaat , toplum , topluluk vs. < Ar. Camā’a(t).
Yaman / Caman : Fena , kötü , kem , işe yaramaz , bozuk ; kötülük ; kıtlık ; çok , pek , gayet vs.
Yaman-yuman: Her türlü kıymetsiz nesneler , kötü , külüstür vs.
Yamas- : Yamamak , lehimlemek vs. < ET. Yamaş-.
Yamgır / Yamğır : Yağmur vs. < ET. Yagmur.
Yamıl- : Örtünmek , giyinmek vs.
Yampik : Bükük , eğik vs.
Yan : Can , ruh vs. < Fars. Cān.
Yan-yanuvarga : Canlılar.
Yanuvar : Canlı. < Fars. Cānvar.
Yan : Yan , taraf , cihet vs. < ET. Yan / Yen.
Yan-yak : Etraf , civar vs.
Yantay- : Yan yatarak dirsekle dayanmak vs.
Yan- : Yanmak, tutuşmak vs.
Yana / Yane : Tekrar , yine , gene , yeniden , daha vs.
Yanas- / Yanaş- : Yanaşmak vs.
Yanış- : İlişmek , dokunmak , yandan yaklaşmak vs.
Yandavır : Gem ; yandan koşulan at vs.
Yanmayan : Hemen , çabucak vs. ?
Yanş- : Dövmek , parçalamak , ezmek vs.
Yanşıl- : Baskı yapmak , ezmek , zulmetmek vs.
Yanuva : Gidişat , hayat vs.
Yanvar : Ocak ayı. < Rus. Yanvar'.
Yañı : Yeni vs. < ET. Yañı.
Yañıla- : Yenilemek vs. < ET. Yañıla-.
Yañılık : Yenilik , haber vs.
Yañır- : Yenilenmek , nüksetmek , tekrarlamak vs.
Yañıra- : Seslenmek , yankılanmak vs.
Yañırt- : Yankılandırmak , yankılatmak , yenilemek , tazelemek , tekrar etmek vs.
Yañıl- : Yanılmak vs. < ET. Yañıl-.
Yañıra- : Ötmek , çınlamak , yankılanmak vs. < ET. Yañra-.
Yañırık : Kütük , tomruk vs.
Yap- ( Yav- ) : Örtmek , kapamak , kapatmak vs. < ET. Yap-.
Yabıl- : Örtülmek , kapanmak vs.
Yabuv : Örtme , kapama ; örtü , yorgan , çadır vs.
Yapalak : Yün , yünden vs.
Yapalak : Baykuş , yarasa .
Yapalak : Lapa lapa , iri.
Yapaldas : Alçak , kısa vs.
Yapan : Vahşi ; işlenip bakılmamış ; çöl vs.
Yapır- : Devirmek , bükmek , yere doğru eğmek vs.
Yappa-yalgız : Yapayalnız.
Yar- : Kırmak , parçalamak , doğramak , bölmek , ayırmak vs.
Yarıl- : Yarılmak , ayrılmak vs.
Yarmalık : Yarılmış tahıl.
Yartı : Yarı , yarım , hata , kusur vs. = ET. Yartımlık.
Yarakşı : Kırıkçı , çıkıkçı.
Yar : Kenar , sahil , kıyı vs.
Yar sal- : Yardıma çağırmak vs.
Yar- : Yarmak vs. < ET. Yar-.
Yarıl- : Yarılmak vs. < ET. Yarıl-.
Yar- : Koşmak , sıçramak , sekmek vs.
Yarıs- : Atlamak , yarışmak vs.
Yara- : Yaramak , uygun olmak , hoş(un)a gitmek vs. < ET. Yara-.
Yarak : Silah. < ET. Yarak.
Yaras- : Uğurlu olmak , yaraşmak , yakışmak , barışmak vs.
Yarasa : Uygun ; göre vs.
Yarasık : Güzel , sevimli , hoş , şirin , yararlı vs.
Yarasıklı : Güzel , yakışıklı vs.
Yarat- : Tasvip etmek , beğenmek ; halketmek , yaratmak vs. < ET. Yarat-.
Yaravsız : Elverişsiz , uygun olmayan vs.
Yaraydı : İyi , güzel , yarar vs.
Yaral- : Eyerlenmek vs. ?
Yarbañla- : Laubalilik etmek vs.
Yarık : Işık , aydınlık , ziya ; parlak. < ET. Yaruk.
Yarkıra- : Çakmak ( şimşek ) , parlamak , parıldamak , parıl parıl olmak , ışık saçmak vs.
Yark : Ani bir oluşu / parlamayı / ışığı nitelemek için bir yansıma söz.
Yarkıldak : Sade , açık yürekli vs.
Yarköy : Kızartma ; kuşbaşı etten kızartması ; kebap vs. < Rus. Zharkoye.
Yarlı : Yoksul , fakir. < ET. Yarlık.
Yarlılık : Fakirlik , yoksulluk vs.
Yarlıka- : Bağışlamak vs. < ET. Yarlıka-.
Yas / Yaş : Genç , taze , delikanlı , ham , yaş , göz yaşı vs. < ET. Yaş.
Yaslık / Yaslıg : Gençlik.
Yasar- : Gençleşmek , yeşermek , genç göstermek vs.
Yasıl : Yeşil. < ET. Yaşıl.
Yasılşa : Sebze , yeşillik vs.
Yas : Yaş , ömür birimi , ömür , hayat vs. < ET. Yaş.
Yaslı : Yaşlı , ihtiyar vs.
Yasa- / Yaşa- : Yaşamak. < ET. Yaşa-.
Yasav / Yaşav : Yaşam , yaşama , yaşantı , hayat vs.
Yasa- : Yapmak , düzmek , süslemek vs.
Yasal- : Olmak , yapılmak ; meydana çıkarmak , yaratmak vs.
Yasak : Bir serdarın maiyetindeki savaşçı bölüğü.
Yası : Geniş , yassı. < ET. Yası.
Yasık : Zayıflamış , bitkin vs.
Yasınok : Yıldırım , şimşek vs.
Yasır- / Yaşır- : Saklamak , gizlemek vs.
Yasırğan : Saklayan , gizleyen vs.
Yaska- : El kaldırmak , sallamak vs.
Yaskan- : Gözdağı vermek ; irkilmek , gerileyivermek vs.
Yaskanuv : Gözdağı , tehdit vs.?
Yasli : Çocuk sığınağı. < Rus. Yasli.?
Yastan- : Altına yerleştirmek , eklemek , katmak vs.
Yat : Hafıza , ezber vs. < Fars. Yād.
Yat : Yabancı vs. < ET. Yāt.
Yatsıra- : Garipsemek , yabancılık çekmek vs.
Yat- : Yatmak , bulunmak , var olmak ; bitmek vs. < ET. Yat-.
Yatkar- : Yatırmak , uyutmak vs.
Yav- : Yağmak , düşmek , yıkılmak vs. < ET. Yag-.
Yavın : Yağmur. < ET. *Yagın.
Yav : Düşman, hasım ; hey bana bak . < ET. Yagı.
Yavla- : Düşmanca davranmak vs. < ET. Yagıla-.
Yavlas- : Birbirine düşman olmak , araları açılmak , araları açık olmak , düşmanlaşmak vs.
Yavşı : Arabulucu. < Yagıçı.
Yavlık : Yazma , baş örtüsü ; mendil , yağlık , bez vs.
Yavap : Cevap vs. < Ar. Cavāb.
Yavapla- : Cevaplamak vs.
Yavap kaytar- : Cevap vermek vs.
Yavapsız : Cevapsız , az konuşan vs.
Yavırın : Kürek kemikleri , göğüs , omuz vs. < ET. Ya(g)rın.
Yavrı- : Yara olmak ( at sırtında ). < ET. Yagrı-.
Yay : Bahar , ilkbahar ; yaz vs. < ET. Yay.
Yayla- : Yazı geçirmek vs. < ET. Yayla-.
Yaylak / Yaylav : Yayla , yazlık vs.
Yaz : İlkbahar ; yaz vs. < ET. Yay.
Yazlık : İlkbahar , bahar ; ilkbahara ait yazlık ekin ; yazlık ; yaz vs.
Yaz yamgır : Yaz yağmuru.
Yay- : Yaymak , sermek , uzatmak vs. < ET. Yay- / Yan-.
Yayav : Yaya. < ET. Yadag.
Yaydak : Eğersiz , oturaksız vs.
Yayma : Güzel ( gün ) , iyi ( moral ) , güneşli ( hava ).
Yayna- : Parlamak , parıldamak , ışık saçmak , gönül çelercesine güzel gözükmek ;
Yayra- : Saçılmak , dağınık olmak , kirli olmak , toplanmamak , çekidüzen vermemek vs.
Yaz- : Yazmak vs. < ET. Yaz-. > Ak-Nogay ve Kuban Nogay Ağızlarında Yaz-.
Yazuv : Yazma , yazış , yazı ; kader , alın yazısı , kısmet vs.
Yazba : El yazması , yazma vs.
Yaza : Ceza vs. < Ar. Cazā’.
Yazalan- : Suçluluk duymak vs.
Yazı : Bozkır , kır vs. < ET. Yazı.
Yazık : Yazık , kötülük , kabahat , suç , günah ; zavallı , fakir , yoksul vs.
Yazık et- : Kötülük etmek vs.
Yazıksın- : Acımak , merhamet etmek vs.
Yek : Husumet , nefret vs.
Yek- : Koşmak , germek , kurmak vs.
Yegil- : Koşulmak , arabaya koşulmak , koşulmuş olmak vs.
Yegüvli : Koşulmuş , koşulu vs.
Yekir- : Bağırmak , haykırmak , sövmek vs.
Yel : Rüzgar , yel. . < ET. Yel > Kuban Nogay Ağzında Cel.
Yelbas : Kendi bildiğine giden , şuursuz kimse , hoppa vs.
Yelbiret- : Estirmek , dalgalandırmak vs. = Nog. Yalbıra-.
Yelpilde- : Dalgalanmak vs.
Yelemik : Esinti , rüzgar , serinlik vs.
Yel- : Tırıs gitmek , koşmak vs. < ET. Yel-.
Yelek : Saçak , genç hanımların baş örtüsü.
Yelik- : Taşkınlık etmek vs.
Yelke : 1. Ense ; gerdan 2. Geri , kıç , arka kısım.
Yelle- : Genişçe yayılmak vs.
Yelmavız : Cadı , cadaloz karı vs.
Yelimse- : Tutkallı olmak vs.
Yeltiret- : Koşturmak vs.
Yemire : Cemre. < Ar. Camra(t).
Yemis : Yemiş , meyve vs. < ET. Yemiş.
Yennet : Cennet. < Ar. Canna(t).
Yennetli : Cennetlik , cennet bahçesi sahibi , cennet mekan vs.
Yeñsiz : Yensiz , kolsuz.
Yeñdir- : Yendirmek , boğun eğmek vs.
Yeñil : Hafif , yeğni , kolay vs.
Yer / Ér : Yer , toprak , arazi , memleket , diyar ; küre , dünya ; taraf , yön , özellik vs. < ET.
Yerbasar : Hayvan ayağı / budu.
Yésir : Esir. < Ar. ‘asīr.
Yet : Jet vs. < İng. Jet.
Yet- : Yetmek , yeterli olmak vs.
Yet- / Et- : Yetmek , gelmek , erişmek , ermek , ulaşmak , dayanmak , yaşamak , yetişmek vs. <
Yetkist- : Yetiştirmek vs.
Yet- : Sürmek , yönetmek , götürmek vs. < ET. Yet- > Yedek.
Yetek : Körü elinden tutarak gezdiden ( kişi , hayvan vs. ).
Yetekles- : Rehberlik etmek vs.
Yetekşi : Rehber , şef , yönetici , yönetmen , kılavuz vs.
Yeti ( eti ) : Yedi , 7. < ET. Yeti.
Yetinşi : Yedinci. < ET. Yetinç.
Yetpis ( etpis ) : Yetmiş , 70. < ET. Yetmiş.
Yetilik : Yedi kişi , yedisi birden.
Yetim : Yetim. < Ar. Yatīm.
Yez : Bakır ; kurşun ; teneke vs.
Yıbır yıbır : Kıpır kıpır.
Yıbır yıbır ét- : Kıpırdanmak vs.
Yıbırda- : Oynaşmak , kaynaşmak , kıpırdamak , kımıldamak , oynamak vs.
Yıbırdavık : Kıpır kıpır , oynak , hareketli vs.
Yıgıl- : Yığılmak , birikmek , toplanmak vs.
Yık- ( Yığ- ) : Yıkmak vs. < ET. Yık-.
Yıkıl- / Yıgıl- : Yıkılmak , devrilmek , düşmek , yere serilmek ; ağlamak vs.
Yığılğan : Düşen , yıkılan vs.
Yıl : Yıl , sene . < ET. Yıl. > Ak-Nogay Ağzında Jıl.
Yılla- : Yıllamak , yılı geçirmek vs. < ET. Yılla-.
Yıllık : Yıllık. < ET. Yıllık.
Yıl- : Hareket etmek , kımıldamak , emeklemek vs.
Yılıs- : Hareket etmek vs.
Yıla- : Ağlamak. < ET. Yıgla-.
Yılamsıra- : Ağlamaklı olmak vs.
Yılan : Yılan . < ET. Yılan > Kara Nogay Ağzında Yılan ; Kuban Nogay Ağzında Cılan.
Yılga : Uzun çukur , oyuk , çay yatağı ; dere , çay , nehir vs.
Yılı : Sıcak , ısı , hararet ; ılık, taze vs. < ET. Yılıg.
Yılkı : Yılkı , at. < ET. Yılkı.
Yılt ét- : Fırlamak , hızlıca sıçramak , sıvışmak vs.
Yıltın : Kıvılcım , ateş , alav , alaz vs.
Yıltıra- : Parlamak , kıvılcım saçmak vs.
Yıltırat- : Parıltılı / ışıltılı olmak vs.
Yıltır-yıltır : Parıl parıl , yaldır yaldır vs.
Yıluv : Buzdaki oyuk / delik vs.
Yımırtga / Yımırtka : Yumurta.
Yır : Şarkı , türkü , halk şarkısı vs. < ET. Yır > Kuban Nogay Ağzında Cır.
Yırav : Şarkıcı , ses sanatkarı vs.
Yırla- : Şarkı / türkü söylemek vs.
Yırıl- : Kazmak , bellemek vs.
Yırma : Yirmi , 20. < ET. Yegirmi.
Yırmanşı : Yirminci. < ET. Yegirminç.
Yırtkışla- : Yırtmak , parçalamak vs.
Yırıl- : Yırtılmak vs. < ET. Yıril- / Yiril-.
Yıy- : Toplamak , yığmak , biriktirmek vs. < ET. Yıg-.
Yıya ber- : Toplamaya başlamak vs.
Yıyıl- : Toplanmak , yığılmak, birikmek vs. < ET. Yıgıl-.
Yıyın : Yığın ; toplantı vs. < ET. Yıgın. > Kara Nogay Ağzında Yıyın.
Yıyıntık : Kitap , dergi vs.
Yıyıstır- : Toplamak , yığın haline koymak vs.
Yıyıdan yıyı : Tez tez , çabuk çabuk ; sık sık vs.
Yıyır- : Sıkmak , büzmek vs.
Yıyırıl- : Kıvrılmak , büzülmek vs.
Yi- / Ye- / E- : Yemek vs. < ET. Ye-.
Yiber- / İyber-: Göndermek , izin vermek , bırakmak , vermek vs. < Idı ber- / Iyı ber-. > Ak-Nogay
Yiger : Cesaret. < Fars. Cigar / Cīgar.
Yigerlendir- : Cesaretlendirmek vs.
Yigerli : Yürekli , ciğerli vs. < Ciğerli.
Yigit : Yiğit , kahraman vs. < ET. Yigit.
Yigittey : Yiğit gibi , kahraman vs.
Yigittey bol- : Cesur / kahraman olmak vs.
Yigitsire- : Yiğitlik taslamak vs.
Yilik : İlik ( kemik iliği ). < ET. Yilig.
Yilinşik : Irmak , dere vs.
Yiñişke : İnce. < ET. Yinçge.
Yip : İp vs. < ET. Yip > Kuban Nogay Ağzında Cip.
Yitekselen- : Neden olmak vs.
Yivek? : ? < ET. Yipek / İpek > Kuban Nogay Ağzında Civek : İpek.
Yiyen : Torun , yeğen vs.
Yiyren- : ?. < ET. Yigren-.
Yiyren : Kestane rengi. < ET. Yegren.
Yogarı : Yukarı. < ET. Yokaru / Yügerü.
Yok : Yok ; yokluk , fakirlik vs. < ET. Yok. > Kuban Nogay Ağzında Cok.
Yogal(a)- : Yok olmak vs.
Yoklık : Yokluk , olmama durumu.
Yol : Yol vs < ET. Yol. > Kara Nogay Ağzında Yol ; Ak-Nogay Ağzında Jol.
Yoldas : Arkadaş , yoldas vs.
Yolak : Çizgi , şerit , çizgili yol. < Yol-ak.
Yolavşı : Yolcu. < ET. Yolagçı.
Yolsız : Yolsuz. < ET. Yolsız.
Yol : Kez , defa , sefer vs. < ET. Yolı.
Yolık- : Karşılamak ; karşılaşmak , rastlamak , rast gelmek , denk gelmek vs. < ET. Yoluk-.
Yon- : Yonmak , yontmak vs.
Yonala- : Yontmak , rendelemek vs.
Yor(ı) / Yor(a)- : Yormak , açıklamak , yorumlamak , önceden haber vermek vs.
Yorga : Yavaş / rahvan yürüyüşlü ( at ).
Yorgala- : Yumuşak ve rahvan yürümek vs.
Yort- : Koşmak , yelmek ; yürümek vs.
Yosık : Kural , yol , sıra vs.
Yoy- : Kaybetmek ; kırmak , imha etmek , dökmek , yok etmek , öldürmek , mahvetmek ;
Yoyıl : Öldürücü , mahvedici , amansız vs. ?
Yöne- : Yönelmek , hareket etmek , gitmek , kalkmak ; göndermek , yollamak , sev etmek
Yöple- : Tutmak ( söz , taraf vs. ).
Yörmeşi : İğneyle / dikişle diken , iğneci.
Yuban- / Yuvan- : Avunmak , teselli olmak , yatışmak , teskin olmak , sakinleşmek vs.
Yubant- / Yuvant- : Teskin etmek , teselli etmek , avutmak , yatıştırmak , okşamak vs.
Yubantuv : Teskin etme vs.
Yubanşık : Teselli , avuntu vs.
Yuk- ( Yuğ- ) : Yapışmak , bulaşmak vs.
Yuka : Yufka , ince vs. < Yubka / Yuyka.
Yukatlak : İncecik , zayıfça vs.
Yuldız : Yıldız. < ET. Yulduz / Yultuz.
Yulk- : Çekmek , çıkarmak , yolmak vs. < ET. Yul- / Yol-.
Yulkın- : Çimdiklenmek ; kendini yolmak ,yolunmak , yırtınmak vs.
Yumarakla- : Yuvarlamak , buruşturarak sıkmak vs.
Yumarlan- : Yuvarlanmak , kıvrılmak vs.
Yumırşka : Cırcır böceği.
Yuma : Cuma ; hafta . < Ar. Cum’a(t).
Yumart : Cömert , eli bol , eli açık vs. < Fars. Cavmard / Cōmard.
Yumıs : İş vs. < ET. Yumuş.
Yumsa- : Yumuşamak vs.? < Yumşa-.
Yumsayt- : Yumuşatmak vs.
Yumsak : Hafif , yumuşak vs. < ET. Yumşak / Yımşak.
Yurı- : Gitmek , yürümek vs. < ET. Yorı-.
Yurıt- : Yürütmek vs. < ET. Yorıt-.
Yür- / Yuri- : Yürümek , yaşamak , gezmek , dolaşmak , hareket etmek vs.
Yüris ( Yürüs ) : Yürüyüş , yürüme.
Yurüv : Yürütme , ilerletme , ileri sürme vs.
Yurist : Hukukçu. < Rus. Yurist.
Yurt : Yurt , ev vs. < ET. Yurt.
Yutın- : Yemek , atıştırmak , tatmak vs.
Yutlık : 1. Boğaz 2. Hint keneviri.
Yuv- : Yumak , yıkamak vs.
Yuvdır- : Yudurmak , yıkatmak vs.
Yuva : Soğan , çiğ soğan.
Yuvan : Kalın , sağlam , güçlü vs. < ET. Yogun.
Yuvas / Yuvaş : Sakin , sessiz , hareketsiz vs. < Yabaş / Yavaş.
Yuvık / Yovık : Yakın , konuk , akraba ; samimi vs. < ET. Yaguk.
Yuvıt- / Yovıt- : Yaklaştırmak vs. < ET. Yagut-.
Yuvır- : Koşmak , kaçmak , yürümek ; takip etmek vs.
Yuvırkan / Yurkan : Yorgan.
Yuvsa- : Tam sükubn ve rahat içinde bulunmak ( karnını doyuran hayvan için ).
Yuvsan : Pelin. = Ana. Ağz. Yavşan.
Yük / Yuk : Yük vs. < ET. Yük.
Yümle : Cümle , bütün vs. < Ar. Cümle.
Yün / Yun : Yün. < ET. Yuñ.
Yürek / Yurek : Yürek , kalp , gönül vs. < ET. Yürek.
Yürekli : Yürekli , kalpli ; cesur vs.
Yüven / Yuven : Dizgin , yular ; kırbaç vs. < ET. Yügen : Dizgin.
Yüyrik / Yuyrik / Üyrik : Hızlı ( koşan ) ; üstün vs.
Yüz / Yuz : Yüz , surat vs. < ET. Yüz.
Yüz : Yüz , 100. < ET. Yüz.
Zabınlık : Sefalet. < Fars. Zabūn.
Zagotovitel : Stoklanacak erzak , hammadde vs. tedarikiyle görevli devlet satın alma komisyonu
üyesi. < Rus. Zagotovitel'.
Zaman : Zaman. < Fars. Zamān.
Zametko : İşaret , nişan vs. < Rus. Zametku.
Zanıra- : Çınlamak , çıngırdamak , parlamak vs.
Zang ur- : Zil çalmak vs.
Zañırat- : Tiz ses çıkarmak , çalmak vs.
Zapovednik : Avlanmanın ve ağaç kesiminin yasak olduğu orman. < Rus. Zapovednik.
Zarkıl- : Kaybetmek , yenilmek vs.
Zaryadka : Sabah jimnastiği. < Rus. Zaryadka.
Zat : Şey , iş , nesne , eser , sonuç vs. < Ar. Zāt.
Zaveduyutsiy : Müdür , şef , başkan vs. < Rus. Zaveduyutsiy.
Zavık : Zevk ; neşeli , şakacı vs. < Ar. Zavk.
Zavıklan- / Zavklan- : Zevklenmek , zevk almak ; acımak , merhamet etmek vs.
Zavıklan- : Acımak , merhamet etmek
Zavod : Fabrika , yapım evi , imalathane vs. < Rus. Zavod.
Zaya : Acı. = Kalm. Zayaan.
Zayal- : Yırtmak , parçalamak , çektirmek , azap vermek vs.
Zayavleniye : Beyanat , demeç vs. < Rus. Zayavleniye.
Zár : Zorluk , güçlük , felaket , acı acı ağlama , şiddetli ihtiyaç vs. < Fars. Zār.
Zelotnik : Tartı birimi , buhar çekmecesi vs. < Rus. Zolotnik. ?
Zer-zokım : Zehir zıkkım. < Fars. Zahr + Ar. Zakkūm.
Zere : Zerre. < Ar. Zarra(t).
Zıkı : Eziyet. < ET. Sıkıg.
Zıkırda- : Cızırdamak vs.
Zıñkıyt- : Sertleştirmek vs.
Zırañla- : Hareket etmek , koşmak vs.
Zırgana- : Kaymak , kayıp gitmek vs.
Zıyan : Ziyan. < Fars. Ziyān.
Zıykılda- : Gıcırdamak vs.
Zil : 1. Ağır , kilolu 2. Su aygırı.
Ziyapet : Ziyafet. < Ar. Ziyāfa(t).
Znaçit : Demek ki ; demek olyor ki vs. < Rus. Znachit.
Znaçog : Rozet , nişan vs. < Rus. Znachok.
Zurmın : Bir tarla sincabı çeşidi. = Kalm. Zurmn.
Zuvılda- : Çok hızlı geçmek , ıslık çalmak vs.